Bu bir şuursuzluk katliamı dostum!

Sevgili Lev Nikolayeviç

Korona günlükleri en yoğun kayıpları verdiğimiz zamanları tarihe işlemeye devam ediyor. Ölmekten korkmayan ya da başka birilerinin ölümüne neden olmaktan korkmayan binlerce şuursuz yüzünden yine kısıtlamaların tavan yaptığı bir döneme girdik bu gece..

Bir maskeyi takmayı beceremeyenlerin yüzünden her gün 200 e yakın insanımızı kaybediyoruz göz göre göre..

Bunun adı ahmaklık!

Bunun adı gerizekalılık!

İnsanın en önemli şeylerinin başında sağlık ardından özgürlüğü gelir. Fakat bu Kovid 19 denilen virüs, bu iki kıymetlimizi uzun bir süre daha rehin alacak gibi görünüyor. Sağlık bakanı Koca’nın dilinde tüy bitti maske ve mesafe demekten. Sonuç yine aynı.. İhmal ve dikkatsizlik!

Her insan bir gün biryerlerde ölecek elbet. Ama bu ölümün başka birilerinin sorumsuzluğu yüzünden olması ne büyük bir cinayettir. Aptal insanlar yüzünden nice akıllı ve iyi insan ölüyor! Bu dünyadaki en şuursuzca işlenen cinayettir dostum.

Allah hepimizin yardımcısı olsun.

 

 

Minnak Korona terimler sözlüğü..

Neredeyse dünyanın tamamını ele geçiren bu korona ile birlikte, sağlığın ve özgürlüğün kıymetini gayet iyi anladık. Ev denilen kavramın dört tane duvar olmadığını anladık. Ailenin,o evin herşeyi olduğunu belki bugüne kadar hiç anlamadığımız kadar iyi anladık ve kavradık.

Temizlik konusunda ise tam anlamıyla uzman olduk. Kolonya yapmayı, maske yapmayı bile öğrendik bu lanet olasıca Kovid virüsü sebebiyle..

Tüm bunlara ilaveten bir de hiç bir hastalık hakkında bilmediğimiz kadar bilgi sahibi olduk. Memlekette herkes Korona virüsü ile ilgili tez yazacak kapasiteye bile ulaştı. 🙂

Yeni yeni terimler ve tanımlardan da haberdar olduk bu sayede. Pik, pandemi,mortalite, immün gibi onlarca terim, kelime değarcığımızda ki yerini aldı.

Günlük konuşma dilimizde kullandığımız 250 kelimenin en az 50 si korona ve korona ile doğrudan ilgili kelimelerden oluşmaya başladı.

İşte bende size bir oturuşta sayabildiğim o terimlerden mini bir sözlük yaptım:) Bakın bakalım aşağıdaki kelimelerden kaçına hakimsiniz?

*********

İnfluenza: başlıca burun, boğaz, bronşlar ve bazen akciğerleri etkileyen, hafif veya ağır bir seyir gösterebilen, bulaşıcı viral bir hastalıktır. A, B, C olmak üzere 3 tip influenza virüsü vardır.

Mortalite: Ölüm oranı

  Filyasyon: Herhangi bir bulaşıcı hastalığın hangi nedenlerden kaynaklandığının tespit edilmesi işlemine verilen isimdir.

Partikül: Parçacık

Pik : Yukarı doğru seyir hali

Korona: Koronavirüs hastalığı (COVID-19) yeni bir virüsten kaynaklanan bulaşıcı bir hastalık.
Klorokin: Sıtma ilacı

Enfekte: Hastalık yapan bir mikroorganizmanın yani virüsün bir kişiye bulaşarak yayılması anlamında kullanılır.

Virüs: Sadece canlı hücreleri enfekte edebilen ve böylece replike olabilen mikroskobik enfeksiyon etkenleri.

Kovid 19: Çin’in Wuhan kentinde Aralık ayında ortaya çıkan korona ailesine ait yeni tip korona virüsü. Tanımın sonundaki 19 sayısı çıkış yılını ifade ediyor
İzolasyon : Hastanın bireysel anlamda yalnız kalması ve kişisel temizliğine dikkat etmesi
Sosyal mesafe: Toplumda ortak alanlarda durağan yada hareket halinde olan bireyin, diğer bireylerle arasına koyduğu mesafe. ( Ortalama 1-2 metre )
Dezenfeksiyon : Vücudu çeşitli virüs ve bakterilerden uzak tutmak için uygulanan eylemlere verilen isim.
Dezenfekte : Virüs ve bakterilerden arınma
İmmün sistemi : hastalıklara karşı savunma mekanizmasını oluşturan, mikropları ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden, vücudu yabancı ve zararlı maddelerden koruyan bir sistemdir.
Regülasyon: 
Geniş anlamda sosyal ve ekonomik amaçlara yönelik olarak devlet tarafından yürürlüğe konulan her türlü anayasal, yasal ve kurumsal düzenlemeleri ve diğer her türlü kamusal politikaları ve yapılan uygulamaları ifade etmektedir.
Pangolin: Pullu karıncayiyen, Pholidota takımından memelilerdir.
DSÖ : Dünya sağlık örgütü
Bulaş: Hastalığın belirli taşıyıcılar üzerinden farklı canlılara geçişi
Seyir: Hastalığın yayılma hızının artan ya da azalan nispette ifadesi
Pandemi: Küresel salgın
Enfeksiyon: Vücuda bulaşmış mikrop ya virüsler sebebiyle vücutta oluşan seyir.
Dezenfeksiyon tüneli: Çeşitli virüs ve bakterilerden kurtulmak ve sterilize olmak için, içinden geçilen bir tür tıbbi cihaz
Hijyen : Temiz ( Niye hijyen diyorsak? Fransız mıyız biz! )
N95 : Bir çeşit tıbbi maske
Ventilatör: Kamu oyunda bilinen adıyla solunum cihazları, nefes alabilen havayı akciğerlerin içine ve dışına hareket ettirerek mekanik ventilasyon sağlamak, fiziksel olarak nefes alamayan veya yetersiz nefes alan bir hastaya nefes vermek için tasarlanmış bir makinedir.
*******
İşte doğrudan aklıma gelenler.. Zorlasam belki bir iki tane daha çıkar. Fakat bunlar hemen hemen hepimizin duyduğu terimler. Siz kaç tanesini duydunuz peki?

 

Korona deyince güven verenler..

Korona muhabbetine artık her akşam haber kanallarına dadanmış vaziyetteyim. Son 15 günde en az 30 prof ya da Doç Dr tanımış oldum. Tabi ilk başta hastalık çok çok bilinir olmadığı için doktorlarda kendi aralarında ufak tefek görüş ayrılıklarına düşmüştü. Fakat akabinde Bilim kurulunun hükümetçe kurulması ve yine kontrolü ele almasıyla bir panik havasına girilmemiş oldu.

Tabi yine bir zaman sonra işin içine siyaset bulaştı. Ve muhalif tarzda mevzuya bakan sağlıkçılar hükümeti ve bilim kurulunu yoğun bir şekilde eleştirmeye başladılar. Fakat buna rağmen bilim kurulu üyelerinin olgunluğu, ve polemiklere dahil olmaması çok önemliydi ve bunu başardılar.

İşte bu çok değerli bilim kurulunun içindeki iki isim bir tık daha ön plan çıktı ekranlarda. Tabi bu benim fikrim. Bu isimlerden ilki PROF DR İlyas Dökmetaş diğeride PROF DR Ateş Kara..

Bu iki isim gerçekten çok sabırlı bir şekilde hem sakin hem de güleryüzlü tavırları ile halka çok güzel mesajlar verdiler. Kibar ve beyefendi oluşlarına net ve objektif yorumlarınıda ekleyince izleyicilerin güvenini kazandılar.

Bu iki isme bir isim daha katmam gerekirse o da PROF DR Mehmet Ceyhan olur. Gerçekten o da çok gerçekçi ve net cevaplarıyla saygı duyulan bir bilim insanı olmayı başardı kamuoyunda.

Her ne kadar yüzü bir İlyas hoca ya da Ateş hoca güleryüzlü olmasa da gerekli güveni ve saygınlığı sağlayabildiği için çok önemli bir figür oldu.

 

Şu anda İtalya’da ki en iyi şey bu kız..

Devrim SOYLAR..

Son bir haftadır ekranlarda, özellikle Haber ekranlarında son derece pozitif ve güleryüzlü haliyle,normal hayatta pek rastlamadığımız bir figür. Öyle ki Devrim hanıma ve pozitif duruşuna bakanlar, bu kız İtalya’da kan gövdeyi götürüyorken nasıl bu kadar rahat olmayı başarabiliyor? diye düşünmüştür mutlaka. Halbuki Devrim hanım gibi Avrupa’nın diğer ülkelerinde ki havayı almak için bağlanılan bir sürü gurbetçi var. Ama gelin görün ki hiç biri Devrim Solmaz’ın çeyreği kadar pozitif enerjiye sahip değil. Dolayısıyla anormal görünen de Devrim Solmaz’mış gibi görünüyor 🙂

Neyse..

İtalya’da yaşayan ve öğrendiğim kadarıyla balerinlik ve tercümanlıkla geçinen bir vatandaşımız olan Devrim SOYLAR ,İtalya’daki havayı günlük bildiren bir haber muhabirine dönüşüyor gibi sanki.

 

Samimi anlatımı ve düzgün ve Türkçesi de bu fikrimi destekliyor. Hatta özellikle CNN Türk’e katıldığı her tartışma programında çok takdir aldı samimiyetiyle. Hem moderatörden hem de stüdyoda ki mevzunun uzmanlarından..

E tabi Devrim SOYLAR’da bu durumdan çok memnun. Çünkü mecburiyetten eve kapatılmışlığını ve oluşan işe yaramazlık hissiyatından bu şekilde kurtulmuş  oluyor. Tahminim, şu belalı virüsü atlatınca bu kızımız bir haber kanalının haber temsilciliğine başlayabilir. Çünkü bu pozisyon için çok uygun. Ya da Türkiye’de bir kanalda kendini daha çok gösterebilir.

Ekşi sözlüğe baktım az önce. Şuan YouTube da bir kanal açsa takip edecek binlerce hayran kitlesine sahip olabileceğine dair his oluştu bende..

Anlaşılan Korona tarih oluncaya kadar bu kızımızı daha fazla göreceğiz..

Koca bir teşekkürü hakettin Korona..

Tüm insanlığı ele geçirecek gücün, gözle görünmeyen bir virüs olacağını kim düşünebilirdi?

Milyonlarca insanı evine kapatacağını, insanların birbirinden deli gibi korkkarak kaçmasına neden olacak şeyin adının bir virüs adı olacağını kim kestirebilirdi?

Hiç kimsenin hiç bir coğrafyada %100 güvende olmacağını kim öngörebilirdi?

Hiç kimse!

Korona,milyarlarca insanın unuttuğu “kıymet bilme” becerisini tüm insanlığa tekrar kazandırdı. Bu sebeple birçok manada teşekkürü haketti bence.

Tabi bende çok dersler çıkardım bu Korona musibetinden. Çok şey de öğrendim. Ve simdi bu öğrettikleri ve hatırlattıkları için hazırladığım teşekkür listemi sunuyorum size.

Neler mi onlar? Bakın sıralayım size madde madde..

Teşekkürler Korona..

• Virüs şu an da dünyada ki tek süper güç! Üstelik bunu sıfır sermaye ve sıfır teknoloji ile yapabileceğini ispatladığın için..

• Temizliğin imandan geldiği yönündeki hadisin %100 doğru olduğununu bize bu korkuyu yaşatarak öğrettiği için..

• Yüzleşmekten her zaman kaçtığımız,hatta aklımıza bile getirmeye çekindiğimiz ölüm gerçeğini, ağzımıza,burnuma ve gözümüze sokarak gösterdiğin için..

• Avrupa’nın kendi insanı’nın canını hiç önemsemediğini,hatta yaşlı nüfusu ölsün diye baktığını bize gösterdiğin için..

• Türkiye Cumhuriyeti devletinin yaşlısına ne kadar önem verdiğini, insanı yaşat ki devlet yaşasın ülküsünün ne kadar değerli bir önemli olduğunu bize bir kere daha öğrettiğin için..

• Devletin zarar görmesi için bu musibetten medet umarak türlü manipülasyon ve provakasyona imza atanların hiç bir zaman pusuda olduğunu bize gösterdiğin için..

• Yaşlı nüfusun bizim yaşayan hafızamız olduğunu, çoçukların ve yaşlıların bize Allah’ın bir emaneti olduğunu öğrettiğin için..

• Endüstri toplumu oluşumuz sonucunda bize dayatılan ve içinde türlü katkı maddelerinin,boyaların ve hatta bir takım gizli zehirleri barındıran hazır paket ürünlerin,bağışıklık sistemimizi nasıl çökerttiğini kanıtladığın için..

• Allah’ın bizler için yarattığı sebzenin meyvenin ve türlü türlü baharatın kıymetini hepimize derinden hissettirdiğin ölüm korkusuyla anlattığın için..

• Kültürel mirasımız olan kolonyanın, dünyanın en sükseli ve pahalı parfümlerinin pabucunu dama attırmasına vesile olduğu için..

• Ailenin mükemmel kutsallığını, bizim için ne büyük bir huzur ve yaşam kaynağı olduğunu hatırlattığın için..

• Kriz fırsatçılığına soyunan ahlaktan ve insanlıktan nasibini almamış karaktersiz bireylerin böyle zor zamanlarda bile kendi insanını soymak için stok ve faiş fiyat yöntemlerine başvurabildiğini bize bir kez daha gösterdiğin için..

• Ulusça seferberlik ilanına uyduğumuz su zor zamanlarda bile bazı kesimlerin, inanca ve bazı milli değerlerimize, dolaylı olarak nasıl acımasızca saldırabileceğini gösterdiği için..

Hayrın içine şer’i, şerrin içine hayrı gizleyen Allah’ım sen ne büyüksün..

 

 

Yok öyle yağma..

Tamam herkes panik herkes kaygılı şu Korona’dan. Ayrıca hiç kimse ölmek istemiyor. Ya da ölecekler içinde kendinin de olma ihtimalini hesaplamaktan kaçıyor.

Zaten kim ölmek ister ki? Fakat ölüm hak. Yani insan aslında ölmek için doğmuyor mu? Ölene kadar olan bölümde yaptıklarının hesabını inandığı dinin yaratıcısına verebileceğini bilmiyor mu? E o zaman bu panik niye?

Dünyada milyonlarca Afrikalı çocuk açlıktan ölecek. Savaşlarda milyonlarca insan ölecek. Avustralya’da, Afrika’da ya da dünyanın bir çok bölgesinde çıkan yangınlarda milyonlarca hayvan ölecek. Ama siz hiç ölmeyeceksiniz mi sanıyorsunuz? Eğer ölmeyeceksiniz bu dünyada ne işiniz var? Ya da niye devletiniz sizi korusun ve bu virüsün yayılmasını engellesin istiyorsunuz?

Öyle yağma yok. Herkes paşa paşa ölecek. Herkes  vakti geldiğinde sırasına göre gidecek bu dünyadan. Ve gittiği yerde ölümsüz olacak. Yani bu dünyada arzuladığınız fakat sahibi olamadığınız ölümsüzlük hakkını Allah size kendi ayarladığı mekanda sunacak. Ama sonsuz bir azap mı yoksa sonsuz bir keyif mi? Onuda size bırakarak. Bakın adil olmayan hiçbir şey yok. Valla biz yatıp böyle bir Allah’a sahip ve farkında olduğumuz için yine Rabbimize şükredelim..

Binnetice; Korona’nın sahibi de Allah..bizim sahibimizde. Şükredilecek olan da, korkulacak olan da, hayran olup tam teslimiyetle sevilecek tek güç o.

 

Sevgili dostum Lev Nikolayeviç

 

 

Sevgili Lev Nikolayeviç.

Bilirsin ben günlük tutmayı hiç beceremedim ömrü hayatımda. Bir kaç kere denedim. Ama her defasında ya çok etraflıca yazdım. Ya da çok kısa. Ayrıca günlüğün ikinci kişiler tarafından okunması ihtimali de bana hep geri adım attırdı. Şimdi sen diyeceksin ki, “ya hu kilitli ajandalardan kullansaydın” Doğru söylüyorsun. Tabi ben onu da düşündüm ama ne bileyim, hevesim kaçtı herhalde o zamanda.. 

Neyse.. 

Aslında şimdi aklıma geldi. Ben niye bu günlük olayını sana bir mektup şeklinde tutmuyorum? Hem bu sayede ben şu beceremediğim günlük tutma alışkanlığını kazanırım. Hem de sen bir zamanlar çok ciddi sıkıntılar içinde yaşadığın bu dünyadan haberdar olursun.

Nasıl fikir?

Tabi sen bu önerimden sonra içinden : “Eyvah b*ku yedik. Bu taraftada huzur yok be kardeşim” demişsindir kesin. 🙂 Ama samimi söylüyorum niyetim seni  üzmek değil. Belki merak ediyorsundur dünya ve insanlık ne halde diye..

Anlaştıysak biraz anlatayım sana buraları. Öncelikle memleketim zor süreçlerden geçiyor. Senin zamanında Ortadoğu bu kadar kaos içinde değildi tabi. Şimdiyse Başta Amerika sonra İsrail akabinde Avrupa ve senin  Rusya’da yer kapma savaşında bu coğrafyada. Üstelik İki Ortadoğu ve bir asya ülkesiyle ittifak halinde. Elbette ki Amerika’ya karşı..

Şu anda dünya,kavimler göçünden sonraki en büyük savaş göçlerini yaşıyor. Milyonlarca insan kimyasal silahlar sebebiyle ya öldü ya da göç’e zorlandı. Şu anda benim ülkem 4 milyon Suriyeli mülteciye bakıyor. Üstelik tek başına. Sınırımıza biriken Suriyeli ise 2 milyon tahminen. Herşeyden kötüsü ülkem oradaki savaşı ve zulmü durdurmak adına büyük bir mücadele veriyor. Son 2-3 yılda 100 e yakın askerimizi şehit verdik. Fakat kararlılığımız sürüyor. Sizinkilerle yeni bir mutabakat yaptık bu akşam. Putin diye bir lideriniz var şu anda sizin. Yaklaşık 20 yıldır halkın ondan vazgeçmiyor. Gerçi haberin vardır senin 🙂 Senin memleketin sonuçta. 

Yine dünyanın savaşlar dışında bir sorunu daha var. O da hastalıklar.. Çin’de doğan yeni bir virüs var. Adı Korona. Ya da diğer adıyla Kovid 19. Sadece Çin’de ölen insan sayısı 3 bin’i buldu. Üstelik bir de hemen hemen heryere sıçradı. Avrupa’da nasibini aldı bu virüsten. Çok şükür ki bizim sağlık bakanlığı çok tedbirli bu konuda. O sebepten tek bir vatandaşımızı bile bu hastalıktan kaybetmedik. Hatta bu bölgede hastalığın görülmediği tek ülkeyiz diyebilirim sana. Umarım böyle devam eder. 

Bunun dışında öyle çok büyük sorunu yok dünyanın. Yani senin anlayacağın Dünya’da en büyük sıkıntıyı son yüz senedir yalnızca müslümanlar çekiyor. Senin zamanında birbiriyle sürekli kavgalı olan Avrupa, artık birbirine bulaşmıyor. 

Hah! bir de biz geçen hafta 4 yıldır yine tek başına baktığımız yaklaşık 130 bin sığınmacıya sınır kapılarını açtık. Yani artık ne gidene kal, ne de kalana git demiyoruz. Tabi bu hamlemizle Avrupa’nın huzuru kaçtı sevgili dostum Fyodor. Hele Yunanistan 3.5 atıyor desem yeridir. Bu korkuyla 3-5 mülteciye de kurşun sıkıp öldürmekten geri durmadılar. Biber gazları,ses bombaları, dayak atma gibi tüm insanlık dışı davranışları göstermekten ve insanlık suçu işlemektende korkmuyorlar. Ne de olsa arkalarında ki destek Avrupa! 

Valla sevgili dostum. Bu sana İlk mektubum. Seni çok baymadan mektubuma son vereyim. Oraya intikal etmiş tüm değerli âlimlere, filozoflara ve değerli isimlere de çok selâm..