Dostum, sanırım yakında kazanacağız..
Sevgili Lev Nikolayeviç
Umarım keyfin iyidir. Biz hayattakiler yani yaklaşık 3 milyar insan, tüm zamanların en hızlı yayılan salgını olan Koronayla mücadele etmeye devam ediyoruz. Tabi güzel gelişmeler de var. Seninde haberim oluyordur. Bilim insanları ilaç ve aşı için harıl harıl uğraşmaya devam ediyor. Bu uğraşılar sonucunda ümmin plazma tedavisi,bir çok yönteme göre daha başarılı çıktı. Yani bu tedavi bizler için tam manasıyla bir umut ışığı.. Çok şükür bizimkiler de önemli sonuçlar almaya başladılar.
Dünyada bir çok devlet salgının önüne geçmek için mücadele ederken, salgının ekonomik sonuçlarını kimse şuan kestiremiyor. “Dünyada hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” iddiasına,toplumların %80 i katılıyor artık. Fakat yeni dünya sistemi ve bu düzeni kim kontrol edecek belli değil. Şuan bu konuda en çok adı geçen devlet, tabiki Çin devleti. Sana haberler ne kadar ulaşıyor bilmiyorum ama,Çin, halkı üzerinde yeni bir sistem kurmaya çalışıyor. Yani tek tip vatandaş profili yaratmak adına tüm insanlarını tek tek takip ediyor. Ülkede 200 milyon kamera sistemi var. Vatandaşına kurallara uyarsa iyi puan, kötü ve zararlı davranışlar gösterirse kötü puan vererek prototip vatandaş muamelesi çekiyor. İyileri mükâfatlandırma kötüleri cezalandırma gayreti içine girmiş senin anlayacağın. Yani tamamen kendine tabi robotlara dönüştürme derdinde insanlarını. Ne kadar acı değil mi? Üstelik Çin, bu sistemi önce kendi ülkesinde sonra da tüm dünyada yayarak uygulatmak istiyor. Bilmem tanırmısın, bizim rahmetli Mısıroğlu hoca 2015 te şöyle bir iddia ortaya atmıştı. ( Allah rahmet eylesin ) “2020’de Amerika gerilemeye başlayacak. Küresel sermayenin sahipleri Evangelistler, Çin’i yeni süper güç yapacaklar” Valla ne yalan söyliyim Çin’in sadece 10 yılda böyle büyümesi bana muazzam korkutucu geliyor dostum. Ve sanırım Mısıroğlu hakkı çıkacak. Çin Dünya’nın yeni sahibi olma hevesine çoktan kapılmış. Allah sonumuzu hayretsin..
Bir mevzu daha var havadislerimin içinde. O da Eski ünlü bir mankenin 8 yaşındaki oğlunu kaybetmesi. Eee ne var bunda? diyeceksin şimdi sen. Ama bir dur! gerisini anlatayım.Cennet’e yani sizin oraya gelen yavrucağa toplumca çok üzüldük. Tabi bu üzüntünün kaynağının içinde,vefat eden meleğin annesinin ve babasının ünlü olması da yatıyor. İnsan tanıdığı bildiği insanları kaybedince çok daha fazla üzülüyor. Hele bu bir çocuk olursa..
Tabi sanat, sosyete camiası bu ünlü anneye baş sağlığı dileklerini sunuyor sosyal medyadan. Biz halkta bu üzüntüye daha fazla ortak oluyoruz doğal olarak. Başkasının derdiyle dertleniyoruz bu şekilde. Sen halâ merakla bekliyorsun mevzuyu nereye getireceğim konusunda değil mi? Bekle az kaldı..
İşte bu vefattan sonra aklıma, anası babası ünlü ve saygın olmayan sıradan insanların çeşitli sebeplerden ölen ya da öldürülen çocukları geliyor. Sonrada onlar için bu çocuktan daha fazla üzülmediğimi farkediyorum. Yani demek istediğim dünyanın dört bir tarafında her gün açlıktan,savaşlardan, bakımsızlıktan, hastalıktan binlerce çocuk ölmesini çok kanıksamışım. Tabi bir tek ben değil tüm toplum bu halde.. Bir şekilde düzenli olan herşeye alışıyor ya da alıştırılıyoruz biz insanlık. Tabi sen ve senin döneminde yaşayan hiç kimse, bu sosyal medya denilen, insanı asosyal hale getiren medya ile tanışmadınız. Bu konuda çok şanslısınız ne yalan söyleyeyim. Sürü psikolojinin altını çağını yaşayan günümüz insanlığı,artık çok hazırcı ve önüne koysan tüketen bir canavara dönüştü. Sorgulama, hayatın sırlarını aramak gibi erdemler falan, artık sizin dönemlerinizde kalan nostaljik güzel gayretlerdi. Toplumları kontrol eden güçlerin bile artık kontrolü sağlamakta yetersiz kaldığı dönemler bu dönemler.
Başkasının derdiyle dertlenmemiz için yönlendirilmeye ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü artık bunu tek başına yapabilecek bir kalbe ve şuura sahip değiliz.
Neyse.. Daha fazla anlatıp canını sıkmayayım. Sen bu dünya için yeterince kafa patlatmış olan bir adam olarak, görevini zaten bu dünyada yaşadığın anlarda hakkını vererek yapmıştın. Allah razı olsun dostum. Umarım cennettesindir. Ve keyfin yerindedir. Ben kendi adıma, arkanda bıraktığın çok anlamlı ve değerli hikâyelerle,gönül zenginliğimize yaptığın tespit ve ettiğin tavsiyeler için teşekkür ediyorum. Oradaki tüm değerli büyüklerime çok selamlarımı ilet lütfen. Görüşmek üzere..
Nur içinde yat Lev Nikolayeviç..
Koca bir teşekkürü hakettin Korona..
Tüm insanlığı ele geçirecek gücün, gözle görünmeyen bir virüs olacağını kim düşünebilirdi?
Milyonlarca insanı evine kapatacağını, insanların birbirinden deli gibi korkkarak kaçmasına neden olacak şeyin adının bir virüs adı olacağını kim kestirebilirdi?
Hiç kimsenin hiç bir coğrafyada %100 güvende olmacağını kim öngörebilirdi?
Hiç kimse!
Korona,milyarlarca insanın unuttuğu “kıymet bilme” becerisini tüm insanlığa tekrar kazandırdı. Bu sebeple birçok manada teşekkürü haketti bence.
Tabi bende çok dersler çıkardım bu Korona musibetinden. Çok şey de öğrendim. Ve simdi bu öğrettikleri ve hatırlattıkları için hazırladığım teşekkür listemi sunuyorum size.
Neler mi onlar? Bakın sıralayım size madde madde..
Teşekkürler Korona..
• Virüs şu an da dünyada ki tek süper güç! Üstelik bunu sıfır sermaye ve sıfır teknoloji ile yapabileceğini ispatladığın için..
• Temizliğin imandan geldiği yönündeki hadisin %100 doğru olduğununu bize bu korkuyu yaşatarak öğrettiği için..
• Yüzleşmekten her zaman kaçtığımız,hatta aklımıza bile getirmeye çekindiğimiz ölüm gerçeğini, ağzımıza,burnuma ve gözümüze sokarak gösterdiğin için..
• Avrupa’nın kendi insanı’nın canını hiç önemsemediğini,hatta yaşlı nüfusu ölsün diye baktığını bize gösterdiğin için..
• Türkiye Cumhuriyeti devletinin yaşlısına ne kadar önem verdiğini, insanı yaşat ki devlet yaşasın ülküsünün ne kadar değerli bir önemli olduğunu bize bir kere daha öğrettiğin için..
• Devletin zarar görmesi için bu musibetten medet umarak türlü manipülasyon ve provakasyona imza atanların hiç bir zaman pusuda olduğunu bize gösterdiğin için..
• Yaşlı nüfusun bizim yaşayan hafızamız olduğunu, çoçukların ve yaşlıların bize Allah’ın bir emaneti olduğunu öğrettiğin için..
• Endüstri toplumu oluşumuz sonucunda bize dayatılan ve içinde türlü katkı maddelerinin,boyaların ve hatta bir takım gizli zehirleri barındıran hazır paket ürünlerin,bağışıklık sistemimizi nasıl çökerttiğini kanıtladığın için..
• Allah’ın bizler için yarattığı sebzenin meyvenin ve türlü türlü baharatın kıymetini hepimize derinden hissettirdiğin ölüm korkusuyla anlattığın için..
• Kültürel mirasımız olan kolonyanın, dünyanın en sükseli ve pahalı parfümlerinin pabucunu dama attırmasına vesile olduğu için..
• Ailenin mükemmel kutsallığını, bizim için ne büyük bir huzur ve yaşam kaynağı olduğunu hatırlattığın için..
• Kriz fırsatçılığına soyunan ahlaktan ve insanlıktan nasibini almamış karaktersiz bireylerin böyle zor zamanlarda bile kendi insanını soymak için stok ve faiş fiyat yöntemlerine başvurabildiğini bize bir kez daha gösterdiğin için..
• Ulusça seferberlik ilanına uyduğumuz su zor zamanlarda bile bazı kesimlerin, inanca ve bazı milli değerlerimize, dolaylı olarak nasıl acımasızca saldırabileceğini gösterdiği için..
Hayrın içine şer’i, şerrin içine hayrı gizleyen Allah’ım sen ne büyüksün..
Ah ü vah notları..
Bu arada zaman çok hızlı akıyor. Bilinmesi,idrak edilmesi ve hayata geçirilmesi gereken başta toplumumuz, sonrasında da tüm insanlık için temel teşkil eden insani tüm etikleri anlatma zamanımız da daralıyor. Daralan bu zamana rağmen bir takım güçler,tek tip toplum yaratma hedeflerinden bir an olsun geri durmuyor.
Bazen binlerce yıl önce Dinazorları vuran yok olmalarını sağlayan o devasa göktaşları şimdinin dünyasına çarpıp bizleri,herşeye sıfırdan başlatsa diyorum içimden. Böyle bir dönemde umutlanmak,inanmak ve kendini bir gayrete,bir davaya teslim etmekten daha zor ne olabilir? Uluslar,toplumlar,insanlık aynı boşlukların ićini dolduran dolgu taşları gibi. Fakat bu doluluk hiç birine bir şey kazandırmıyor. Ağırlık basan ama hiç bir estetiği olmayan taşlar gibi ruhsuz bir yıgına dönmüş insanlık.. Kişisel gelişimimizi tamamlama derdinden bizim dışımızda kalan her şeye yabancılaşmamız, yüksek bir ego ve “yalnız ben” felsefesini dibine kadar yediriyor bize. Başkası olmadan başkalarının olduğu şeye dönüşmek sonumuz olacak gibi görünüyor. Sosyal görünümlü kişiselleştirilmiş kültür cinayetleri..




