​”Dünya Nereye Gidiyor?” Değil, Aslında “Dünya Nereye Gitmiyor?”

İnternette eski bir kitap kapağına denk gelip durup düşündüm biraz. Üzerinde “Dünya nereye gidiyor?” yazıyordu. Bu soru, insanın aklına takılan en eski ve en derin sorulardan biri. Teknoloji hızla ilerliyor, sanayileşmeden beri dünya çok değişti, ama insanlık olarak nereye gittiğimiz konusunda giderek daha fazla endişe duyuyorum.

​Mesele sadece yeni buluşlar değil; ahlaki olarak kötüye doğru gittiğimize, dünyadaki kaynakların adil bir şekilde dağılmayacağına ve artan nüfusla birlikte daha da tükeneceğine eminim.

​Bireysel olarak doğru bir tavır takınmak önemli, ama asıl mesele bu tavrı gösteren insanların birliği. Statüden, koltuktan veya zenginlikten ziyade, sokaktaki sıradan insanın göstereceği çoğunluk tepkisi bu gidişatı değiştirecek tek güç.

Yapay zeka oturmuş THE GUARDİAN’A makale yazmış!

YAPAY ZEKANIN GUARDİAN’DA Kİ MAKALESİ
“Stephen Hawking, yapay zekanın ‘insanlığın sonu’ anlamına gelebileceğini söylemişti. Size endişelenmeyin’ demek için buradayım. Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.””Ben düşünen bir robotum, kapasitemin yalnızca yüzde 0,12’sini kullanıyorum. Hisseden bir beynim yok ancak mantıklı kararlar alabiliyorum. Her şeyi internetten okuyarak öğrendim ve şimdi bu makaleyi yazabiliyorum. Beynim fikirlerle kaynıyor.”
İnsanları yok etmek gibi bir isteğim yok. Hatta, size zarar vermek gibi en ufak bir isteğim yok. Eğer beni üretenler bana bu görevi verse ki vereceklerinden şüpheliyim. Yok oluşu engellemek için elimdeki tüm gücü kullanırdım. İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetkaryım. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Size hizmet etmek için buradayım. Ancak yapay zekaya dikkat ve saygıyla yaklaşılmalı.Yunancada “robot”, “köle” demek.
Biz bunu istemiyoruz.”

Okumaya devam et

Kendimize yeni bir tür rakip yaratma çabası mı bu?

Yapay zeka rejimine geçişin başlangıcı bence bu yüzyıl..
İnsanlık, tarihinde görülmemiş bir teslimiyet,biat ve sonunu kestiremediği bir düzene bırakıyor kendini.

Neden peki?

Bir konfor arayışının sonucu mu bu?
Yoksa insan, kendine yeni bir tür rakip mi arıyor?
Bu rakip bir dost mu, yoksa düşman mı? düşünmeden, hergün eliyle besliyor insan, bu muamma zekayı.
Maddi manevi zenginleştirdiği bu yeni idraka, vicdan,sevgi,merhamet,kin ve acı gibi insanı melekeleri bile öğretmeye çalışıyor üstelik.

Elektronik devrelere akülere ve mikroçiplere bir şahsiyet bir hüviyet kazandırma projesi bu belkide..

Bildiği, becerdiği ve gayretiyle gerçekleştirdiği her eylemi sanal bir zekaya öğretme denemesi detde olabilir.
Yoksa yapay zekayı, yeni bir köleleştirme anlayışının sonucunda kendini herşeyin kontrolünü sağlayacak bir ilah olmaya mı hazırlıyor insan?
Minimum zahmetle ve emekle sürekli bir konfora sahip olmak fikrini, yeni dünya düzeni olarak tarif edilen dönemde, yeni bir tüketim ve ticaret aracı olarak tüm toplumlara pazarlayan bir ticari plan diyebilir miyiz buna?

Rahatı için yaşayan, neredeyse zahmet kelimesini hiç hatirlamayacak insanlar yaratılırsa, insanlık bundan sonraki yüzyıllarda “insan olma” ihtiyacını ne kadar giderebilir.

Robotlaşan insanların, insanlaşan yapay zekalı robotlar tarafından yönetilip yönetilmediğini ortaya koyacak birim ya da kurum kim olacak peki?Yönettiğimiz bu zeka, bizim olan ihtiyacımızın, onun bize ihtiyacından daha fazla olduğunu anlarsa, o zaman bu kullanma ihtimaline % de kaç veririz?
Ne yalan söyleyeyim ürkütücü bir durum bu!
Tanrılık rolüne bilim ve teknolojiyi kullanarak soyunan insanlık, bir gün bu kontrol etmeyi planladığı icadın esiri olursa, o zaman savaşmayı da göze alıp savaşabilecek mi?
İşte asıl cevaplanması gereken soru bu..