Doğal afet mi? Doğal intikam mı?

0
908

Sevgili dostum Lev Nikoleyeviç

Çok uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.

Başta ülkem akabinde tüm dünyada yaşanan doğal afetlerle boğuşuyoruz son 2 aydır. Artık haber bültenlerinde farklı coğrafyalarda seyrettiğimiz korkutucu yıkımlar artık yeşil vatanımı da tehdit eder oldu. Kimine göre küresel ısınma. Kimine göreyse iklim değişikliği denilen felaketler, geleceğimizin en büyük tehdidi haline geldi.

Sen şimdi: “Abartma can! Dünya demek her zaman afet demektir” diyeceksin biliyorum. Fakat inan olay bu kadar basit değil. Senin yaşadığın dönemdeki afetlerden çok daha uzun süren ve diğer afetlerle zincirleme giden bir hâl aldı gidişat. İşin maddi boyutu bir yana artık verdiğimiz can kayıpları da ürkütücü.

Doğayı bozan da düzeltecek olan da biz insanlar iken yalnızca içine etmeye odaklanarak yaşamaya başladık. Kimse yaşadığı evin ortasına sı*mazken evin dışına çıktığı an da heryeri beler oldu. Bu yaşlı dünyanın artık kendi kendini onarması da olanaksız görünüyor. Çünkü nüfus sürekli artıyor ve dünyaya gelen her bireyin en birinci vazife edindiği şey tüketmek oluyor. Sınırsızca aptalca ve durdurulamaz bir tüketim manyağı oldu toplumunun %90’ı

Sanırım artık bu dünya bizi taşıyamayacak dostum. Belki bunun içindir ki Jeff Bezos ve Alen Musk’lar uzayda kolonileşmek için biryerlerini yırtıyorlar. İçine edilecek yeni dünyalar bulmak ve arkalarında bıraktıkları dünyayı bir çöplük olarak kullanmayı planlıyorlar belki de…

Ağacı, ormanı, havayı ve denizi hunharca yok eden insanı durduracak güç nerededir acaba. İşte tam bu an da aklıma Keanu Reewes’in bir filmi geliyor. O filmde dünyaya uzaylı olarak inen Reewes ,asıl niyetinin dünyayı insanlardan kurtarmak olduğunu söylüyor. Bizim düşünmediğimizi elin uzaylısı düşünüyor ve yerküreyi bizden devralmayı planlıyor. Ne trajik bir senaryo değil mi? İnsanlığın sonu kainatın dengesini kurmasını sağlayacak! Vuuuuu müthiş.

Ama bakarsın film milm derken harbi gerçek olur hikaye. Elin uzaylısı gelir ve şöyle der : Ey insanoğlu! Ya bu dünyayı bırakıp size yaşayabileceğiniz daha küçük bir gezegende yaşayacaksınız. Ya da bu güzel dünyayı sizin elinizden alıp kökünüzü kazıyacağız” E biz de seve seve kabul edeceğiz tabi. Elimiz mahkum kıçımız gardiyan misali.

Evet biraz argo ve bel altı bir mektup oldu kabul ediyorum. Ancak işin ciddiyetini anlatmak için bundan daha iyi kelimeler seçemedim dostum, bağışla beni.

Bu moralle yazabildiklerim şimdilik bunlar. Umarım bir sonraki mektubumda umutvari gelişmelerden haber veririm dostum. Sen istirahatine devam. Bizden size selamlar.

Huzurla kal sevgili Nikoleyevic..