Davulun sesi ne yakından ne uzaktan…

0
106

Sevgili dostum Lev Nikolayeviç

Ramazan ayının yarısını bitirdik artık. Yine bir pandemi gölgesinde geçen tatsız sahurlar ve iftarlar arasında ruhumuzu arındıracak manevi tatlar arayışları…

Ramazan ayının ritüelleri bile bomboş geliyor bize artık. Ne iftar davetleri var ne de gözümüz bize en yakın caminin mahyasına bile takılıyor. Bir tek sahur vaktine bir saat kala ortaya çıkan ve duygusuzca davula tokmak vuran sözde Ramazan davulcuları var. Allah’tan onlar var diyeceğim ama diyesim yok inan. Bir geleneği yaşatmak için açılan ihalelere katılıp sırf adet yerini bulsun diye ortada gezinen emekçiler bu arkadaşlar. Eski zamanların en keyifli adetlerinden bu davulla ahaliyi sahura kaldırma olayı. O zamanlar çalar saat yok. Cep telefonu yok. Yani davulcu bizim herşeyimiz. Ve yalnız davul çalmayan, çalarken de akıcı güzel bir ritimle çalan, arada Ramazan ayına yakışır keyifli maniler okuyan davulcular…

Yani ahaliyi davulla uyandıran davulcunun akabinde insanlara maniler yoluyla  güzel mesajlar veren gönül erleriydi onlar. Şehirde değil ama köylerde yaşayanlar daha iyi bilirlerdi onların kıymetini. Benim çocukluğumda yaşadığım köyde Ramazan davulcusu, özellikle bahşiş alabileceği komşularının kapısında daha bir gür çalıp davulunu. Ev sahibinin ismini okuduğu maninin içine eklerdi.

Şöyle ki;

Besmele ile çıktım yola/ Selam verdim sağa sola/ Eyy benim Mustafa emmim/ Sahurun bereketli ola

Ya da ;

Davulcunuzum kapınıza geldim/ Cümlenize selam verdim/ Duydun mu Osman Ağa / Bahşişimi almaya geldim 

Hatta yine hiç unutmam uykusu ağır olan Bey amcalar gündüzden davulcuya tembih ederdi. ” Bizim kapıda fazla çal ” diye. Davulcu da o evin önünde fazladan çalıp davulunu. Ayrıca “uyan artık Ahmet amca” diye bağırır. Evin ışıklarının yanmasını beklerdi.

Şimdi günümüzde bunu yaşatmak elbette imkansız. Görevlendirilen davulcu bırakın mani okumayı, bölgesindeki her sokağa sesini duyurmak için bir kamyonetin arkasında, canhıraş yetişme telaşında…

Çaldı mı çaldı. Herkes duydu mu duydu. Mesele bundan ibaret. Bak şimdi bu mektubu yazarken geçti davul görevlisi. ( ben onlara böyle demeyi uygun görüyorum ) Güm be de güm güm! Güm güm be güm!  Tatsız keyifsiz bir gümbürtü bir kulaktan girdi diğerinden çıktı. E buna da şükür diyenler adina. Daha fazla etmekten kaçınacağım sevgili dostum.

Şimdi bana müsade. Açıkmamış midemi biraz su. Bir tanede rafadan yumurtayla doldurmaya gidiyorum. Umarım Allah için aç kalışımı bir iki güzel amelle de süslerim.

Hayırlı Ramazanların olsun sevgili dostum Lev Nikolayeviç…

Huzur içinde yat.