Kapanırken düşündüm de…

0
280
Tarkan’ın şu doğa sevgisine hayran olmamak imkansız. Ancak gelin görün ki Tarkan da bazen sapla samanı birbirine karistiriyor. Öyle ki Rize’de Lojistik Merkez ve Liman projesinin inşa edileceği deniz üzerindeki alanın dolgusu için 16 milyon tona yakın taş alınması kararlaştırılan İkizdere ilçesi Cevizlik köyünde taş ocağına tepki olarak instagramdan tepkili bir pay yapmış. Valla ne yalan söyleyeyim ben Tarkan’ın memleketteki iyi şeyleri görmekte zorlanıp bir filtreleme kullandığını, fakat olumsuz algılanan her olayın avukatlığına soyunduğunu görüyorum son 20 senedir.

 

*****

 

Mustafa Balbay’ın beyefendiliğini ve kibarlığını seviyorum. Fakat katıldığı tartışma programlarında konuya giriş, gelişme ve sonuç bölümlerindeki birbirinden farklı sonuçlar ortaya koymasına ve konuşmasının sonuç toplamında hiç bir şeyi net olarak ortaya koymamasını daha bir seviyorum 🙂 Ki bu akşam Habertürkte de yine birçok şey söyledi ama ortada birşey yok yine. Tabi her programda yaptığı gibi Mustafa Kemal Atatürk’ü övgüyle anması dışında..

******

Malûm kadın vokaller hem sesleri hem de fiziksel avantajları ile erkek rakiplerinin hep bir adım önündeler. Son dönemde de erkek vokallerin sesleri ve tarzları aynı tip olunca geride kalmaları da çok doğal oluyor. Ancak ben geçen günlerde bir ses’e denk geldim. O isim Turgut Çıngı…

Çok doğal ve güçlü bir sese sahip olan Çıngı. Müzikal anlamda piyasa müziğinin çok üstünde işler yapıyor. Radyolarda “gidemem” şarkısıyla sesini duyuran Çıngı’yı dinleyin bence.

******

Valla bu yaşa geldim Edip Akbayram’ın bir kızı olduğunu yeni öğrendim. Türkü Akbayram bu kızın adı. Geçen gün Volkan Konak’ın programındaydı. Bu zamana kadar bu kız bu harika sesiyle nerede saklanıyordu bilmiyorum. Ancak biraz araştırınca 2018 yılında “Hiçbiri” adında bir albüm çıkardığını öğrendim. Akbayram’ın akustik performanslarını dinleyince YouTube’da valla kulaklarımın pası silindi. Çok yumuşak ama bir o kadar güçlü bir sese sahip kesinlikle. “Mavi liman” ve “Yiğidim Aslanım” performansını dinleyin bana hak vereceksiniz.

******

Ve işte her sene 24 Nisanda ki ” acaba Amerika bu sene, sözde Ermeni soykırımını tanıyıp ” Soykırım ” diyecek mi yoksa demiyecek mi?” merakımız bu sene sona erdi. Amerika’nın aslında güzel bir huzurevinde yaşıtları ile gençlik sohbetleri yapması gereken başkanı, bize “soykırımcı” dedi.E peki ne oldu? Biz şimdi soykırım mı yapmış olduk! Tabiki hayır. Amerika yalnızca son üç yıldır bizi istediği çizgiye çekmediği için aklınca bu abuk yalanı kabul etti. Yalnız bu iftirayı atarken bizim eski Türkiye olmadığımızı da gördü. Belki bu soykırım kelimesini bundan 15 yıl önce kullansaydı. Biz de haklılığımızı ispatlamak için yırtınıp dururduk.

Ama şimdi durumlar farklı. Bence sakın kalıp akıllı bir yol izlemek lazım. Belki biz de ekstra bir misilleme olarak Dünyanın en büyük soykırımcısı Amerika’nın geçmişte yaptığı katliamları taniyabiliriz o kadar…

******

Bu arada akşamüstü ülkece tam kapanma olayına girdiğimizi duydum. Beklenen bir karar mıydı valla ben beklemiyordum. Çünkü aşılama programının hızına güveniyordum. Ancak aşı sotokunun yetersizliği ve sağolsun milletimin covid tedbirlerine harfiyen uyan ( ! ) vatandaşları yüzünden kapanma kararı kaçınılmaz oldu. Şimdi 17 gün evdeyiz. Bekleyip göreceğiz bakalım yasaklar sonrasında vaka sayımız kaça düşecek. Bu arada benim aklıma şöyle birşey geldi. Devletimiz bu süre içinde yaş aralığı gözetmeden çalışma zorunluluğu olan bazı meslek gurubu çalışanlarını da aşılasa daha iyi olmaz mı? Böyle olursa evlerine virüs taşıma ihtimalini de düşürürüz bu insanların.