Üzülmem mi hiç? Üzüldüm tabii. Bu ülkenin kırk yaş üstü her ferdi gibi ben de üzüldüm. 1970 ve 1980 dönemlerinde hem filmleri hem şarkılarıyla ekol olmuş; bu coğrafyanın insanının duygularına dokunmayı başarmış, iyi olmaya çalışan, iyi olmak için direnip acı çekmiş herkesin sesi olmuş çok net bir insandı.
”Babalar” döneminin (Orhan, Ferdi, Müslüm) en ünlülerinden biriydi. Sade, gösterişsiz bir hayat; kimseye eğilmeden, yandaş olmadan ismini korumuş bir stardı o. 1990 sonrası pop müziğin yükselişiyle birlikte, yaptığı müzik nedeniyle “tü kaka” ilan edilen, “demode” sanatçılar sınıfına sokulan bir isimdi Ferdi Baba.
Gerçi 1990-1995 yılları arasında yaptığı şarkıları ve o meşhur pop furyasına inat yükselişini unutmamak lazım. O son albümler, Tayfur’un ustalığının ve “Baba” lakabının ne kadar yerinde olduğunun ispatıdır.
Ancak o süreçten sonraki uzun dönemde Ferdi Baba, bir şekilde müziğe küstü. Belki dönemin müzik piyasası onu soğuttu, belki de ailevi sorunları… Bilemiyorum. Üretimi durdu. Sonra sektöre yeni sesler katmak istedi; “Ferdifon Plak”ı kurdu. Ancak o da uzun sürmedi. 2000 sonrası Ferdi Tayfur’u müzik adına herhangi bir platformda neredeyse hiç göremez olduk.
Aslında görebilirdik, tabii kendisi isteseydi. Yeni müzik türlerine yaklaşıp, yeni ekollerle dirsek teması kursaydı… Belki o dönemin popüler sanatçılarıyla yapacağı düetler, belki şarkılarına yapılacak “cover” dediğimiz yeni düzenlemeler onu müziğin içinde, aramızda tutabilirdi. Ancak Baba, hiç yanaşmadı.
Bu bahsettiğim yaklaşımı zaten sadece iki isim başardı: Biri tabii ki Müslüm Gürses, diğeri de Kibariye. Bu iki sanatçı, farklı müzik türlerinin en popüler parçalarını yorumlayarak gençlere kendilerini hatırlattılar. İyi de yaptılar aslında. Böylece gençler onların tarzını da tanımış oldu.
Lise yıllarımı, yani 1990’lı yılları hatırlıyorum; Orhancı-Ferdici ikileminde bir süre kalmıştım. Orhan Gencebay şarkıları ruhuma daha kibar ve yumuşak gelirken, Ferdi’nin şarkıları isyan ve yoğun bir acıyla dolu duygular yaşatırdı. Keza film tarzları da çok zıt kutuplarda dolaşırdı. Orhan filmleri karizmatik erkek ekolü yaratırken; Ferdi filmleri, saf ve iyi niyetinden vazgeçmediği için yüzü hiç gülmeyen Anadolu erkeğinin resmini çizerdi. Sonu acı biten filmler ise açık ara Ferdi Tayfur filmleriydi.
Allah gani gani rahmet eylesin Ferdi Baba’ya…
Son olarak ekleyeceğim mevzu da şu: Tayfur’un şarkılarının ne kadar güzel olduğunu ve her dönemde varlığını sürdüreceğini, “Ferdi Tayfur Şarkıları” albümündeki cover’lardan anlayabilirsiniz. Özellikle son dönemde yayında olan “Gassal” dizisinin müziklerini dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.
Hoşça kal gençliğimin efsanesi, hoşça kal bir dönemin âşıklarının duayen müzisyeni… Mekânın cennet olsun.

