Memleket sevgisi sorgulama

Kendi memleketinde yere tükür.

Arabandaki küllüğü yola boşalt.

Evde çöp poşeti kullanma.

Yolda,insan içinde küfürlü konuş.

Arabanı abuk subuk par ket.

Trafikte sol şeridi kapat.

Otobüste yaşlılara yer vermemek için uyumuş taklidi yap.

Vergini verme ama, “Suriyeliler bu memleketin a… koydu de!

( Bu yazımda ki iriloni’yi “Suriyelileri seviyorum” sonucuna bağlayan arkadaşlara sesleniyorum : o sonuç yanlış )

Kargalar, gün gelir aslan olur elbet

Evet, karganın tarafındayım ben. Çünkü tilkinin göz koyduğu yalnız peynir değil, emektir. Bu emeğin kutsallığı ve emekçinin hali, tilkiler tarafından gayet net görüldüğü halde hiçbir şey değişmiyorsa; yani tilki kurnazlığına ket vurulamıyorsa, o zaman o karganın, o ormana bir aslan yüreğiyle kükremesi lazım gelir. Kargalar da bir gün akıllanır, kendi emeğinin aslanı olur elbet.

​Unutma, tilkinin kurnazlığı kısa vadeli bir ziyafetin gölgesi gibidir; oysa karganın kükreyişi, ormanın üzerine doğacak şafağın ilk sancısıdır. Bugün çaldırdığı bir parça peynir olabilir ama yarın kendi sofrasını kuracak iradeyi kuşanacaktır. Kendi kanatlarıyla yükselip emeğini gökyüzüne yazan karga, artık ne tilkiye yem olur ne de başkasının düzenine figüran.”

Savunduklarımız en kıymetli yükümüz bizim

​”Savunduğun şey her ne ise, genel olarak bir haksızlıktan doğmuştur. Senin yapabileceğin en erdemli duruş, pes etmemektir. Tufan ne kadar şiddetli eserse essin köklerini toprağın derinliklerine çivilemiş bir çınar gibi ayakta kalabilmek, o davanın onurunu taşımaktır. Bunu başardığında, yenmenin ya da yenilmiş olmanın pek bir anlamı kalmaz. Çünkü zafer, bayrağı zirveye dikmek değil; fırtınanın ortasında bile pusulanı şaşmadan tutabilmektir. Zaten o an, vicdanında kazanmışsındır.”

Sözsüz cümleler topluluğu

Sizi var ettiğim bu yoklukta, adımı ‘yalnızlık’ koydum. Üstelik hiç korkmadım o sessiz hiçlikten. Artık adınız, benim adımdan çok uzak, sözsüz bir cümleler topluluğu; telaffuz edilmeyen bir hatıra, duyulmayan bir fısıltı.”

Kendine belâ okumak..

İnsan kendine bela okuyorsa cidden bıkmıştır. Bu aslında tam bir pes ediştir; kişinin kendi içindeki fırtınaya teslim bayrağını çekmesi, ruhunun ıssız bir limanda kendi gemisini ateşe vermesidir. Kendine karşı bir kaybediş hali, kendi kalesinin surlarını kendi elleriyle yıkmak gibidir.”

Rutin sabır taşlarının adı: otobüs durakları

Otobüs durakları, insanoğlunun günlük rutin içindeki küçük sabır taşlarıdır; aynı zamanda vaktin akışına direnen sessiz iskeleler ve yabancıların kaderlerinin birkaç dakikalığına kesiştiği geçici adacıklardır.

​Bu beton sığınaklar, şehir hayatının koşturmacasında durup soluklanmayı zorunlu kılan, herkesin kendi iç dünyasına çekildiği ama aynı zamanda ortak bir beklentide birleştiği birer terbiye sahası gibidir. Bazen bir hatayı bekler gibi, bazen de bir mucizenin gelmesini umar gibi dikiliriz orada; durak, hayatın hızından kopup, kendi zamanımızı yeniden keşfettiğimiz o küçük zaman boşluklarıdır

Eşini çok düşünen adamlar,erken ölür

Bence karısını en çok düşünen, “iyi adamlar” erken ölür; sanki eşleri bu ağır hayat yükünü daha az taşısın, onlar göçüp gittikten sonra geride kalanlar daha huzurlu bir bahar görsün diye. Bir siper misali, hayatın tüm fırtınalarını göğüsleyip kendi limanlarında sönmeyi seçerler.

​Fakat eşinden önce giden kadınlar, bilmeden de olsa kocalarına hayatlarının en büyük kötülüğünü yaparlar. İnsan, ömrünü paylaştığı o gölgeden mahrum kaldığında, aslında bir boşluğun içinde savrulmaya başlar. Yalnız kalan koca, artık sadece nefes alıp veren, ancak ruhu o büyük kopuşla çoktan küle dönmüş yaşayan bir ölüdür; kalbi, geride kalan bir harabenin tek başına bekçiliğini yapmaya mahkûm edilmiştir.

Hakiki deri ibaresi,günümüzde tüm hükmünü yitirmiştir.

”

Hakiki deri” ibaresini vitrine taşıyarak müşteri çekme dönemi artık geride kalmıştır. Günümüzde tüketiciler, geleneksel malzeme kalitesinden ziyade, statü ve tasarımın simgesi haline gelen ulaşılabilir lüksü aramaktadır. Ünlü bir markanın birebir imitasyonuna sahip olmak, artık markanın kendisine sahip olmaktan daha büyük bir prestij ve tercih sebebi haline gelmiş durumdadır.

​Bu değişimin temelinde, tüketim kültürünün geçirdiği köklü bir evrim yatmaktadır. Artık “gerçek” olanın sunduğu dayanıklılık ve kalite arayışı, yerini hızla değişen trendlere ayak uydurma zorunluluğuna ve sosyal kimliğini estetik kodlarla inşa etme arzusuna bırakmıştır. Tüketiciler, devasa fiyat etiketlerine sahip orijinal parçalar yerine, görsel olarak aynı etkiyi yaratan ancak çok daha erişilebilir olan imitasyon tasarımları tercih ederek, hem finansal özgürlüklerini korumayı hem de trendleri yakından takip etmeyi bir yaşam biçimi haline getirmiştir.

Hayat, dolduramamaktan mı ibarettir?

“

Hayat deyince aklıma hep ‘dolduramamak’ gelir. Sanki dibi olmayan bir kuyuya milyarlarca insan aynı anda birer taş atıyoruz. Sonra da o taşın en dibe vardığında çıkacak sesi duymak için nefes bile almıyoruz.”

 

Çıkış yollarının doğruluğu

“Kendine bir çıkış yolu bulduysan sevin. Ama yol seni istediğin yere götürmediyse de sıkıntı yapma ve üzülme. Çünkü çıkış yolları, insana sadece yeni bir umut olur. O umudun doğru olup olmayacağını, seni mutlu edip etmeyeceğini yalnız sen değil, kaderin de belirler.”