Ertelediğimiz Hayatlar: Başlangıçların Korku Ve Umut Karması

Konfor Alanından Çıkış: Yeni Bir Sayfa Açmanın Psikolojisi

Yeni bir sayfa açmak, insan doğasının en güzel ama aynı zamanda en karmaşık dürtülerinden biri bence. Hayatımızın bir döneminde radikal bir karar alır, yepyeni bir yola adım atmak isteriz. Ancak bu yeni yolculuğa çıkmadan önce zihnimiz bizi durdurmak için elinden geleni yapar. Çünkü her yeni başlangıç, geride bırakılan bir geçmiş demektir.

​Alışkanlıklarımızın konfor alanından çıkmak, bilinmezliğe adım atmaktan çok daha güvenli gelir. Kötü de olsa bildiğimiz bir düzeni, iyi olacağını umduğumuz ama henüz görmediğimiz bir belirsizliğe tercih ederiz. Bu yüzden ertelemek, değişimin getireceği sorumluluktan ve olası risklerden kaçmanın en kolay yoludur aynı zamanda.

​Aslında çoğu başlangıcımız, bizi rahatsız eden, geren veya aşağı çeken bir durum ya da sıkıntıdan kaçmak için bir adım olabilir. Tamamen değiştirmeye veya sıfırdan başlamaya gerek yok; mevcut sıkıntılı durumdan uzaklaşmanın getirdiği rahatlık da başlı başına güzel bir başlangıçtır.

Yüzleşmek zamanı…

Endişe ve korku iyi bir şey değil elbette; fakat sizi bugünlere getirenler arasında onların da payı var. Hayatta beklediğiniz ve arzu ettiğiniz yere gelmek için yüzleşmeniz gereken sadece iki şey var: Biri korkularınız, diğeri de vicdanınız.

​Bu yüzleşmelerden her galip çıkışınızda elde edeceğiniz tek gerçekse “huzur”dur.

​Ancak huzuru da saf mutluluk sanmamak gerek. Huzur; doğru bildiğiniz şeyleri, başta kendiniz, sonra da çevrenizdeki sevdikleriniz adına kendinizi disipline ederek kazanacağınız bir şeydir. Huzur; bazen yalnızlık çekmek, bazen de koca kalabalıklar içinde bile kendinizi sevebilmektir.

​Bu sebeple hayatta insanlarla olan her türlü münasebetinizde mümkün olduğunca doğrunun yanında olabilmeniz gerekir. Bu doğru yaşama gayretiniz sizi çoğu zaman yalnız da bırakacaktır. Fakat bu yalnızlık sizi hiç korkutmasın; o yalnızlık ki sizi bir sonraki imtihana hazırlar. Tabii eğer bunu bir imtihan olarak görüyorsanız…

​Sizi “siz” olarak sevmenin; korkularınızla, vicdanınızla ve yalnızlıklarınızla iyi anlaşmak dışında başka bir yolu olduğunu sanmıyorum. Eğer kendi benliğinizle iyi anlaşır, onu olduğu gibi kabul ederken bir yandan da törpülenecek yanlarını tespit etmeye devam ederseniz, inanın her yeni sonunda sizi doğruya götürecek yeni yollar da bulursunuz.

​Şimdi soru şu: Korkularınızı dizginleyecek ve vicdanınıza hesap verecek cesaretiniz var mı?

​Eğer “Yok” diyorsanız, huzur yerine sürekli mutluluk elde etmeyi ummanız boşa bir gayret olacaktır. Ama “Ben hazırım” diyorsanız önce korkularınızdan başlayın. O korkular ki belki de istediğiniz hayatın anahtarını sunacaktır size.