Arkasına saklandığın her neyse,seni kapatmaya yetmiyor,yetmeyecek!

Neyin ya da nelerin arkasına sığınıyorsunuz?

Bu soruyu size sormadan, çok daha önce sordum kendime inanın..

Verdiğim cevaplardan şunu anladım. Benim sığındım herkes ve herşey, benim dışımda olan herşeyi kapsıyor. Daha doğrusu benim korkaklıklarımda, arkasına gizlenip ( aslında kabak gibi açıktayım ) saklandıklarımın tümünü kapsayan bir hayatı yaşıyorum. Her başarısızlık, güvensizlik ve benim bu sonucu kabullenemiyor oluşumla ilgili. Tabi burda, elde etmiş olduğum başarılarımda esamesi okunmayan saklanışlarım..

İnsan istediği kadar saklansın, gizlensin ve suçu başka şeylere atsın. Sonunda bu yaptığının yalnızca kendini kandırmak olduğunu iyi biliyor. Peki niye bu kandırmaca?

Kaybedeceğimiz şeyler mi, bizi bu saçma bahanenin arkasına saklandıran?

O kaybetmekten korktuğumuz şeyler, gidipte gelmeyecek şeyler midir?

Onları kazanırken birgün kaybedebileceğimiz ihtimaline neden bu kadar uzağız? Şu dünyada bize ait bildiğimiz hangi şey,bir gün bizden ayrılmayacak, terketmeyecek?

Aldığımız nefesin sahibi bile değilizken ( içinde sürekli tutabildiğini iddia edenler konuşsun! ) Neden birçok şeye benim ya da bizim etiketini basıyoruz? Komik değil mi sizce de?

Saklanmak bizi nereye götürür. Ve nereden getiririn hesabını yapmadan,tamamen ezbere gittiğimiz bu yol, yol değil Allah için..

Korkak yaşarken neden bunun tersini yaşarmış gibi bir imaja bürünmeyi,nasıl açıklayacağız peki? Tırsak karakterlerimizı,nasıl da sergiliyoruz sözde er meydanlarında?

Kahraman olmanın iyi bir şey olduğunu bil. Ama iş Kahramanın sonunun belirsizliğine gelince ortalardan sıvış! Yok “o iş şöyle olmuştu”. Yok “bu işte birileri yanlış yapmıştı da,o yüzden iş kötü gitmişti” hikayeleri bitmez bizde!

Arkasına saklandığımız hiç bir şey bizi başarısızlıkta aklamaya yetmiyor ve yetmeyecek. Bunu böyle bilip, böyle yaşamalı felsefesine geçiş yapma vaktimiz çoktandır geldi ve geçiyor bile. Bilginiz olsun!

 

 

“Aslında özünde çok iyi bir insansın” klişesi üzerine..

“Aslında özünde iyi bir insan ama..” cümlesine her zaman ifrit olmuşumdur. Bu klişe söz, bir dizi olumsuz bakış açısının üstünü, çok ince bir tülbentle örtmeye çalışmak gibi bir şey. Cümlenin başındaki “aslında” kelimesi, bu cümlenin karşıdaki insana yapılan, yalandan bir övgü kısmını oluşturuyor. Cümlenin sonunda ki “ama” kelimesi de, yine yalandan ve gerçek dışı bir sürü bahaneyi barındırıyor ihtivasında.

Bizler millet olarak bu cümleyi, bir insanla olan iletişimimizi kesmek üzereyken, hem bizi hem de bahsettiğimiz kişiyi tanıyan insanlara, bir çeşit gizli günah çıkartma ve kendimizi aklama düşüncesiyle kurarız.

“Peki bu özünde iyi olmak”  cümlesi ne demek? Bir insan madem özünde iyiyse, o zaman niye iletişimi seyreltiyor ya da kesiyoruz? İnsanın özü neyi ifade ediyor? İyice bir düşünün şimdi..

Doğuştan taşıdığı insani duyguları mı?

Ahlâk olarak yeterli olgunluğa erişmiş olmasını mı?

Zararsız ve kendi halinde olmasını mı?

Yani bu “öz” kelimesi bir çok yere bağlanabilecek kadar geniş bir sembol aslında. Özünde iyi olan bir insanı bulmuşuz fakat bu bize yetmiyor.. Peki iyinin üstünde nasıl bir sıfat arıyoruz ki iyiden memnun kalmıyoruz?

O zaman durum şundan ibaret : Biz gerçekte iyi olanla ilgilenmiyoruz. Bir beğeni, bir hoşlanma ya da belki de bir bağlılık duygusu arıyoruz. Son 10 yıldır bu klişelikte üst sıralardaki yerini hiç kaybetmeyen cümlelerden olan “özünde iyi insan”. “biz ayrı dünyaların insanlarıyız” cümlesine, sanki ikiz kardeşiymişcesine ne kadar da benziyor değil mi?

 

Özellikle son dönemlerde, flörtünden ayrılma aşamasına gelmiş bir ergen’in kaçış yolu olarak kullandığı cümle haline de geldi bu cümle. ” Aslında sen özünde çok iyi birisin Ahmet. Ama..”  ama’dan sonrası bir takım bahanelere sarınmış yalanlar geçidi 🙂 “Ya hu ben sıkıldım” , “ben sevemedim” , “ben ısınamadım” cümlelerini net bir içimde ama yumuşak bir üslupla söylemek neden bu kadar zordur anlamam. Ben gençlik yıllarımda bile bu cümleyi kurmaya tenezzül etmedim. Sevemediysem “sevemedim”. Isınamadıysam “ısınamadım” kelimesini doğrudan söyledim. Tabi aslında bu duyguları ifade edecek hiç bir cümle karşı tarafın üzülmesine engel olamıyor. Fakat karşıdaki insana hikayeden konuşmak daha basit bir davranış biçimi bence.

İnsan, gerçek bir samimiyetle kurduğu her ilişki de yaranın en azını alır kendine, ya da aynı nispette o yarayı karşı tarafın gönlüne kendi yarası büyüklüğünde bırakıverir.

“Aslına bakarsak hepimiz özümüzde iyi insanlarız” sonuçta 🙂