Yazmanın Sancısından Kabullenişe

Sevgili Dostum Tolstoy,

​Sana yine yazamamış olmanın mahcubiyeti içerisindeyim; bu uzun suskunluğumun derin bir nedeni var. Hayatımın en büyük farkındalıkları, herhalde bu yaşıma denk geldi. Son dört beş aydır her şeyin farkında olmak, bütün yanlışların ve doğruların muhasebesini yapmak tek işim oldu sanırım.

​Tüm bu doğru ve yanlışları ayırt etmeme rağmen, yoluma nasıl devam edeceğim konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşadım. Hayat, seninde çok iyi bildiğin gibi insanı öyle bir yoruyor ki, verdiğin kararların arkasında durmak çok büyük cesaret gerektiriyor. Bu cesareti taşımak için uzun vadeli bir sabır ve tünelin ucundaki ışığı görebilmek gerekiyor. Bulduğum zamanlar ara ara olsa da, şu an tünelin ucundaki o ışığı göremiyorum.

​Doğru bildiğim kararları uygulayabilecek cesareti bana ancak Onun( Allah’ın) vermesini bekliyorum. Belki de huzur, tüm sorulara cevap bulmakta değil, o cevapların ağırlığını bırakıp akışa teslim olmakta gizlidir. Bunu heralde deneyimlemiş olanlara sormak lazımdır.

​İşte tam bu noktada, yazmak benim için bir zorunluluk olmaktan çıkıp, içimdeki sessiz kabullenişin sesi haline geldi artık. Bundan sonraki süreçte, yolum hayırla dolsun ve Rabbim bana ancak hayırla dolu olanı sevdirsin diye dua ederek  bitiriyorum mektubunu. Sevgili dostum sen de yattığın yerde huzurlu uyumaya devam et inşallah.