Gücün Gölgesinde İlişkiler: Maskeler, Dengeler ve Zehirli Dinamikler.

Bu ülke yıllarca kadın-erkek ilişkilerini farklı pencerelerden dinledi. Psikolog Tuna Tüner’in sözleri, bizim kadınımızın güçlü erkek tanımını ve ilişkilerdeki güç savaşlarını sorgulamama sebep oldu.

​Kadınlar evet, güçlü erkeklerin yanında olmak istiyor ancak bu gücün kendi egolarını kısıtlamasını ve sorumluluk yüklemesini kabul edemiyorlar.

​Burada sınırı koyacak olan yine erkektir. Güçlü bir erkek her isteğe evet demeden, makul bir şekilde en büyük gücün kendisinde olduğunu gösteren ama karısına da psikolojik baskı yapmayan profile uymalıdır.

​Dürüstçe konuşmak gerekirse, zengin veya güçlü bir erkeğin karşısındaki kadının neye geldiğini anlamak her zaman kolay olmuyor. İnsanlar bazen kendi çıkarları uğruna bir maske takıp seni aynalayabilir.

​Ayrıca, aradaki denklik unsuru da çok önemlidir. Eğer adam çok zengin ve güçlü olsa da kadın onun kadar denk değilse, daha aşağıdaysa, bu durum erkeğin her zaman tehlikede olduğunu gösterir. Fakat kadın da adam da kendi alanlarında gerçekten başarılıysa ve güce sahipse, bu bir denklik oluşturur ve kadının adamın gücünü sömürme ihtimalini düşürmüş olur.

​Son olarak, gaylerin kadınlarla olan dostluğunu, zararsız ve huylarına giden erkek tipinin canlı bir örneği olarak değerlendiriyorum. Onları erkek olarak değil, kadın gibi görüyorlar. Bu noktada iki kadın arasındaki husumet veya çekişme de geylerden aldıkları enerjide yoktur, çünkü geyler diğer kadına karşı herhangi bir kadınsal rekabet içine girmezler.

​Sonuç olarak, güç her zaman zehirlemeye, zehirlenmeye yol açabilir. Gerek gücün sahibini gerekse ona yaklaşanı zehirleyebilir.

Kadın Şiiri / Nazım Hikmet RAN

Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
Hayat arkadaşımdır.

NAZIM HİKMET RAN

Otuzyedinci dakika..

Otuzyedinci dakikada artık göz kapakları kımıldamıyordu, derin uykudaydı…yan dönmüş, pikesini kulaklarına kadar çekmişti…artık ne boynunun ağrısının, ne düşen vücut Isısının, ne açlığının farkındaydı… çoook uzaklarda güvende ve emin ellerdeydi…

Kadın meraktaydı, aydınlıkta mıydı adam, çekmiş miydi perdeleri… nefesi sık mıydı uyurken, körük gibi miydi ciğerleri şişip sönen…horluyor muydu gürül gürül yoksa inceden bir ses mi genizden…uykusundan kimler geçiyordu, melekler ona gülümsüyor muydu…

Özge Özpirinçci, gerçekten çok doğal..

Reklam sektörünün günümüzde geldiği nokta, 2000 li yıllardaki gösterdiği hızlı gelişimin çok gerisinde artık. O yıllarda reklam izlemek neredeyse bir kültüre dönüşmüştü. Film ya da dizi arasındaki reklamları zaplamaya ihtiyaç duymadan gayet normal bir şekilde izliyorduk. Bunun sebebi o yıllardaki reklam sektörünün yurt dışındaki reklamları takip etmesi ve bize uyarlaması ( çalıntı ) ya da bu tip reklamlardan esinlenerek reklam çekiyor olmamızdı. Fakat neredeyse son 10 yıldır yenilikçi ve farklı reklam senaryoları rutin bir sürece girdi. Bunun sebebi de yine dışarısını takip ediyor olmamız. Çünkü artık yabancı ülke reklamlarıda durağanlaştı. Artık esprisi bol ve reklam dizisi şeklinde çekilen reklam filmleride çok popüler değil. Yalnız bu süreç, arada yine keyifle izlenen reklam filmlerinin çekilmesine mani değil tabi ki..

Kısa, ama mesajı doğrudan verebilen reklamlar artık yeni kabullendiğimiz reklam anlayışımızın ana kurgusunu oluşturuyor. İşte bu reklamlardan biri de Özge Özpirinççi’nin oynadığı Sleepy Natural reklamı. Hatta reklam serisi diyelim biz bunlara. Malum Özpirinç’çi adını ilk kez bir kek reklamında oynarak duyurmuştu. Keyifle kek’e koca bir ısırık atan ve bu ısırıkla ağzı burnu kek’le kaplanan genç bir kızı oynuyordu. Sonrasında bir çok film, dizi ve reklamda Özpirinç’çi artık iyi bir televizyon seyredicisi olan herkesin tanıdığı bir oyuncu haline getirdi. Hatta şimdilerde Fox Tv de yayınlanan “kadın” dizisiylede çokca takdir topluyor.( Benim oturup izleme fırsatım olmadı ) Özge’nin bu kadar popüler olmasını elbette oyunculuğuna fakat bu oyunculuk becerisini çok başarılı mimik kullanma becerisiyle birleştirmesine bağlıyorum. Bu mimikler, şuan da popülerliğe kavuşan ve diğer kanallarda görünen bir çok kadın oyuncunun da çok üstünde başarılı.

İşte en son oynadığı Sleppy Natural – “çok doğal” reklamında kullandığı harika mimikler sayesinde izleyicilerden de tam not alacak bence. Firma ve ajans oyuncu seçiminde Özge’yi kullanarak çok akıllı bir iş yapmış bence. Bir reklam kuşağında birbirinden farklı çekilmiş üç senaryo, ardı ardına dönerek izleyiciyi Firmanın ” çok doğal” sloganını tam olarak destekliyor. Genelde ped, çocuk bezi, şampuan, diş macunu ve deterjan firmaları, reklamlarında bir takım deney ve kıyaslamalarla seyirciye ulaşırlar. Fakat Sleppy Natural firması bu ezber bozan senaryoyla benim çok takdirimi kazandı. Tabi Sleppy Natural bundan sonraki reklam kuşaklarında ürünü ön plana çıkaran senaryolar hazırlamak zorunda. Ama reklamın ilk halkasını “doğal insan” sloganıyla kurgulaması çok doğru bir başlangıç olmuş..

Tebrikler Özge, tebrikler Sleepy..