Migros Tevriyeye Adeta Şov Yaptırmış

Gitmeden. Beklemeden. Yerimden kalkmadan. Yerimde yerim. Ve gelince… Yerim de yerim. Migros Yemek’le. Yerimde Yerim. Yerimde yersem. Yerim de yerim!

​Öncelikle yukarıda okuduğunuz metin bir reklam değildir; sadece içerikteki tevriye sanatını anlatmak için başa ekledim.

​Tevriye nedir önce onu söyleyeyim; tevriye, birden fazla anlamı olan bir kelimenin, hem yakın hem de uzak anlamını düşündürecek şekilde kullanılması sanatıdır. Sesleş, yani cinas ise, yazılışları aynı ama anlamları tamamen farklı olan kelimelerin bir arada kullanılması olayı dilimizde.

​Migros Yemek reklamının o eşlik edilesi jenerik müziğinin içindeki bu söz grubu, meğer ne güzel bir tevriye örneği olmuş. “Yerimde yerim” sözlerinde hem bulunduğumuz mekânı hem de iştahla yemek eylemini kastediyor. Bunu yazan belki de tevriye sanatı olduğunu bilmeden yazdı ama ortaya harika bir dil oyunu çıkmış.

​Merak ediyorum doğrusu, bu tevriye sanatını benim sıradan bir vatandaş ve konunun uzmanı Türkçe öğretmenleri dışında, acaba kaç kişi fark etti? Vallahi çok merak ettim.

​Migros’u bu bilerek ya da bilmeyerek hazırladığı reklam müziği ve zekice dil oyunu için tebrik ediyorum, helal olsun!

Özge Özpirinçci, gerçekten çok doğal..

Reklam sektörünün günümüzde geldiği nokta, 2000 li yıllardaki gösterdiği hızlı gelişimin çok gerisinde artık. O yıllarda reklam izlemek neredeyse bir kültüre dönüşmüştü. Film ya da dizi arasındaki reklamları zaplamaya ihtiyaç duymadan gayet normal bir şekilde izliyorduk. Bunun sebebi o yıllardaki reklam sektörünün yurt dışındaki reklamları takip etmesi ve bize uyarlaması ( çalıntı ) ya da bu tip reklamlardan esinlenerek reklam çekiyor olmamızdı. Fakat neredeyse son 10 yıldır yenilikçi ve farklı reklam senaryoları rutin bir sürece girdi. Bunun sebebi de yine dışarısını takip ediyor olmamız. Çünkü artık yabancı ülke reklamlarıda durağanlaştı. Artık esprisi bol ve reklam dizisi şeklinde çekilen reklam filmleride çok popüler değil. Yalnız bu süreç, arada yine keyifle izlenen reklam filmlerinin çekilmesine mani değil tabi ki..

Kısa, ama mesajı doğrudan verebilen reklamlar artık yeni kabullendiğimiz reklam anlayışımızın ana kurgusunu oluşturuyor. İşte bu reklamlardan biri de Özge Özpirinççi’nin oynadığı Sleepy Natural reklamı. Hatta reklam serisi diyelim biz bunlara. Malum Özpirinç’çi adını ilk kez bir kek reklamında oynarak duyurmuştu. Keyifle kek’e koca bir ısırık atan ve bu ısırıkla ağzı burnu kek’le kaplanan genç bir kızı oynuyordu. Sonrasında bir çok film, dizi ve reklamda Özpirinç’çi artık iyi bir televizyon seyredicisi olan herkesin tanıdığı bir oyuncu haline getirdi. Hatta şimdilerde Fox Tv de yayınlanan “kadın” dizisiylede çokca takdir topluyor.( Benim oturup izleme fırsatım olmadı ) Özge’nin bu kadar popüler olmasını elbette oyunculuğuna fakat bu oyunculuk becerisini çok başarılı mimik kullanma becerisiyle birleştirmesine bağlıyorum. Bu mimikler, şuan da popülerliğe kavuşan ve diğer kanallarda görünen bir çok kadın oyuncunun da çok üstünde başarılı.

İşte en son oynadığı Sleppy Natural – “çok doğal” reklamında kullandığı harika mimikler sayesinde izleyicilerden de tam not alacak bence. Firma ve ajans oyuncu seçiminde Özge’yi kullanarak çok akıllı bir iş yapmış bence. Bir reklam kuşağında birbirinden farklı çekilmiş üç senaryo, ardı ardına dönerek izleyiciyi Firmanın ” çok doğal” sloganını tam olarak destekliyor. Genelde ped, çocuk bezi, şampuan, diş macunu ve deterjan firmaları, reklamlarında bir takım deney ve kıyaslamalarla seyirciye ulaşırlar. Fakat Sleppy Natural firması bu ezber bozan senaryoyla benim çok takdirimi kazandı. Tabi Sleppy Natural bundan sonraki reklam kuşaklarında ürünü ön plana çıkaran senaryolar hazırlamak zorunda. Ama reklamın ilk halkasını “doğal insan” sloganıyla kurgulaması çok doğru bir başlangıç olmuş..

Tebrikler Özge, tebrikler Sleepy..