Hanginiz Gregor? Söyleyin!

0
349

Siz buna belki bardağı taşıran son damla deyin. İster geri dönüşü olmayan bir dönüşümün vücut bulmuş hâli. Ben Gregor’un bu haline bariz ” tükenmişlik ” diyorum. Toplumun tüm halleri, kalıpları ve yozlaşmasına maruz kalıp “aslında bu ben değilim” cümlesini en içten haykıran binlerce belki milyonlarca özgür ruhun hikayesi bu. Sürekli herkesleşen,kendine ait bir tane doğrusu kalmayan insanın acınacak hâli. Dayan dayan nereye kadar sorusunun cevabı mahiyetinde bir dönüşüm. Ben özellikle bu son dönemde kendimdeki dönüşümün farkına vardım. Bazen çaresizlikle. Bazen de birileri üzülmesin diye kendimden gidenleri görünce, pes etmeye doğru giden süreci tersine çevirdim. Siz de buna benzer bir süreçten geçtiniz mi bilmem ama. Ben kendi adıma çok büyük bir kalkışmanın başrolündeyim. Mış gibi miş gibi davranmayı minimize ettiğim zamanlarda başladı itaat etmeye direnişim. Bu bir savaşsa kaybetmeyi belki yok olmayı göze alarak giydim benlik zırhımı. Hatta ben o zırha aslında “ben buyum” zırhı da derim. Bu manevi zırh, öyle gösterişli ve beni galip kılacak bir zırh değildir. Sadece kararlılığımı ve düzene aykırı oluşumu belirgin kılan bir mücadele simgesidir. Bu yolda yalnız olmaktan korkmadığımı bilerek adımlarımı sürekli düşmanımın üzerine doğru sıklaştırdığım yolumdur. Nefesin ve gücüm yettiğince çarpışmaya devam etme kararlılığımdır. Ey Gregor! Sen benim miladımsın. Seni bize anlatan Kafka’ya selam olsun.