Aslında biz insanlar da aynı makineler gibiyiz; aksayan, bozulan, onarılan bir çeşit robotuz bildiğiniz. Yalnız bizim tamirciler iki tip: Biri kafa, diğeri organ ve uzuvlardan sorumlu. Birinci tip yani psikolojiyle ilgilenenlerin işi elbette daha zor, çünkü tedavi süreci çok uzun, bazen de imkânsız. Bu durum hastaya göre değişiyor. İkinci tip tamirci olan doktorlar ise daha rahat; çünkü teknolojik bir sürü alet edevat ve tıbbi cihaz, sorunun ne olduğu konusunda olmazsa olmaz yardımcılar. Akabinde gelen iç ya da dış tedavi yöntemleri hastayı bir şekilde rahatlatıyor.

​Kronik rahatsızlığı olanlar belki bir ömür sıkıntı çekerken, bazen de sadece belli bir organ ya da bölge onarılmaya ihtiyaç duyuyor. Mesela bu konuda cerrahlar en zor işi yapanlar. On saate varan ameliyatlarda sök-dik… İşleri gerçekten çok zor ve kritik.

​Cerrahlardan sonra sanırım diş hekimleri geliyor el becerisi ve maharet konusunda. Ne oldu? Diş hekimi çok mu üst notadan geldi? 🙂 Tamam, o zaman sizin ağzınızdan yazayım: “Dişçi.”

​Bizim ülkede doktorlar mecburiyetten sevilen meslek sahipleridir. “Her işin başı sağlık” sözü dilimizde pelesenktir; ancak iş hastaneye gitmeye geldiğinde “üşeniyorum” ya da “korkuyorum” deyip geri vites yaparız. Ta ki o rahatsızlık bize kaçacak yer bırakmayınca “seve seve” gideriz!

​Kontrolü en ihmal edilen bölgelerden biridir ağız ve dişler. Halk arasında “Diş ağrısı gibi insanı süründüren başka bir şey yoktur” denir. İşte ben de diş bakımını ihmal eden ve son 20 yılda en az 10 dişini kaybetmiş bir adamım… Üstelik dişlerini her gün düzenli fırçalamasam da iki-üç günde bir temizleyen gruptayken, 10 diş kaybı… Korkunç!

​Tabi kaybedilen o dişlerin yerine gelen köprüler, kanallar ve porselen dişler… İşin bir de ekonomik boyutu var elbette. Ağzınızda problem çok ise sizi devlet hastanesi paklamaz kesinlikle. Mecbur özelde bir diş hekimi ararsınız. O zaman da her diş hekimine gitmezsiniz; eş dosta sorar, en az can yakanını ve en uygun fiyata işi bitirecek o doktoru ararsınız. Rakamlar bölgeye ve polikliniğe göre değişir ama değişmeyen tek şey, “en az can yakan doktoru” bulamayacağınızdır. Çünkü herkesin acı eşiği farklıdır; kimi 10 dişini söktürür dayanır da, siz bir diş için canınızı teslim edersiniz. 🙂

​Neyse, asıl mevzuya geleyim. Ben en son bir dişçiye 7-8 yıl önce gitmiştim, o da annemin dişçisiydi. İyi bir doktordu ama onu da epey uğraştırmıştım. Benim acı eşiğim yüksektir ancak mide bulantısı ve öğürme refleksim bende zirve yapar. Dişçinin eli ya da kullandığı alet dilimde, damağımda gezdiğinde feci bir öğürtüyle ileri doğru ataklar yaparım. Tabi dişçi de ifrit olur 🙂 Ancak yine de dayanır tabii; sonuçta özel. Devlet hastanesinde çalışan bir hekim olsa sittin sene sabretmez, fırçayı basardı.

​Bunca yıl dişçiden kaçan ben; eniştemin tavsiyesi ile bir hekime gitmeye karar verdim. Aslında daha doğrusu, kızımı götürdüğüm dişçinin önüne kızımı değil, kendimi oturttum. 🙂 Nasip işte…

​Ama iyi ki de oturmuşum o koltuğa. Bunca yıllık önyargılarımı genç bir hekim yıkıverdi. Tüm sıkıntılarımı altını çize çize anlattım doktor Hakkı kardeşime ve dedim ki: “Doktorum, eğer tedavi sırasında öğürtürsen kalkar giderim, ona göre!” Hatta sonra bir de akıl verdim kendimce: “Doktorum, istersen uyut; genel anestezi ile bitirelim bu işi.”

​Hakkı Hocam da dedi ki: “Yok abi, dayanırsın. İnan bana, hiç gerek yok operasyona. Merak etme sen.”

​İlk başta öyle gelişi güzel konuştu sandım, ta ki beni koltuğa oturtup bir iki test yapana kadar. Çok fazla hassasiyet göstermeyince de “Biz bu işi çözeriz” dedi ve dediği gibi de oldu. Bugün üçüncü seansa gittim ve dişlerin işi neredeyse bitti. Samimiyetimle söylüyorum, bir adamın eli çok hafif. Her işleme başlarken yapacağı eylemi anlatıyor: “Abi şimdi hafif bir baskı hissedeceksin”, “Şimdi dişin etrafını yıkayacağım”, “Abi birazdan dinlendireceğim seni”. Ya da arada yoklama soruları soruyor: “Abi, nasıl durumun?” 🙂

​Güzel adam Doktor Hakkı Akgül… E şimdi ben böyle bir adamın reklamını yapmayayım da ne yapayım? 😉 Hocamın iznini de alarak bu yazıyı yazdım işte. Birkaç kere güzel pozunu da yakaladım sağ olsun, yazıya eklemek için. Eğer güvenilir bir elde o koltuğa oturma niyetiniz varsa Hakkı Doktor, Beşevler’deki Ayna Diş Polikliniği’nde hizmet veriyor. Şiddetle tavsiyemdir.

19.01.2022 – Tekrar Merhaba.

​Uzun diş tedavimin artık sonuna yaklaştık bugün itibarıyla. Sanırım ocak ayı bitmeden tamamlanmış olacak. Bugün Ayna Diş Polikliniği’ndeydim. Hakkı Hoca’dan sonra diğer çalışan personelle de güzel bir samimiyet ortamı oluştu doğal olarak. Ancak bugün bir sitem de geldi çalışanlardan: “Abi bizi niye yazıya eklemedin?” diye şakayla karışık gönül koydular. 🙂

​E haklılar tabii; koca kurumda bir Hakkı Doktor yok, onlar da bu güzel ortamın birer parçası sonuçta. Şimdi gönül alma zamanı dedim ve bu eklemeyi yaptım. Arkadaşlardan da toplu bir fotoğraf istedim. Gönderdiklerinde aşağıda ekibin büyük bölümünü göreceksiniz inşallah. Buradan tüm personele selam olsun tekrar.

Tavsiye Edilen Yazılar