Evlilikte gelir bağımsızlığının ilişkimizi nasıl etkilediğini, eski geleneksel rollerin yeni dünya düzeniyle nasıl çatıştığını fark ettiğimde anladım. Eskiden evin babası tek kontrol noktasıyken, şimdi her iki tarafın da kendi bütçesi ve özgürlüğü var. Bu durum bazen iki farklı dünyanın çatışmasına dönüşüyor ve evlilik kurumunu temelinden sarsabiliyor. Ortak bir denge bulmak her zamankinden daha zor hale gelirken, ne yazık ki bu özgürlük arayışı, ilişkilerdeki huzuru da tehdit edebiliyor. Evlilikteki bu rol esnekliği, bazen geleneksel iş bölümünü tamamen altüst edip yeni dengesizlikler yaratabiliyor. Özellikle ev işlerinde tam bir ortaklık sağlanamadığında, taraflardan biri kendini gereksiz yere her alanda mücadele ederken bulabiliyor. Bu da hem huzuru hem de o beklenen eşitliği zedeleyen bir durum haline geliyor. Çocuklarımızın babalarının her işi yaptığını görmesi ilk başta hoş bir destek gibi görünse de, zamanla yeni bir kat role dönüşüp üzerlerinde aşırı bir beklenti yaratabiliyor. Kadınların korunma ihtiyacının azaldığı, erkeklerin de ev ve iş yükünü paylaşmakta zorlandığı bu dönemde, iki tarafın da tüm rolleri kusursuzca üstlenmesini beklemek biraz hayal ürünü gibi kalıyor. Kapitalist sistemin emeğimizi sömüren yapısının kendiliğinden düzelmesini beklemek de gerçekten hayalci olurdu. Çözüm, yalnızca ekonomik düzenlemelerde değil, insanın çocukluktan itibaren kazandığı vicdani ve ahlaki değerlerde yatıyor. Saygı, sevgi ve empati olmadan bu çıkmazdan kurtulmak imkansız. Evdeki otorite dengelerinin değişmesi, babanın otoritesinin azalması ve annenin hem anne hem baba rolünü üstlenmek zorunda kalması, evde aslında iki farklı anne figürü yaratmış durumda. Bu yüzden ancak samimi bir anlayış ve temel değerler bizi bu karmaşadan çıkarabilir diye düşünmekten başka birşey gelmiyor elimden. .

Tavsiye Edilen Yazılar