Depremlerin içimizdeki enkazı daha ağır

0
516

Çok büyük elemlere üzüntülere sarmalanmış acaip duygular besliyoruz bugün milletçe..

Üzüntü ve acı dediğimiz duygularımız her haber bülteninde üst üste biniyor içimizde.

Olduğu yere çöküveren binalar. O enkaz yığınlarının altında can veren binlerce insanı düşünmek, sonra o vefat eden insanların yakınlarının acısını düşünmek; en son o büyük felaketten kurtulan binlerce insanın bu soğukta yaşadığı ve yaşayacağı türlü türlü travma..

Saatler ilerdikçe enkazlardan çıkacak mucize kurtuluş haberlerine odaklanıyoruz sonra. Bir can, bir candır diyerek dua ediyoruz. Zaten elimizden bir şey de gelmiyor. Tabi Afat, Kızılay ve benzeri yardım kuruluşlarına attığımız sms ve gönderdiğimiz kıyafet ya da erzak malzemelerini saymazsak eğer..

Şimdi gardıropda elime kışlık ne geçerse bir kutuya dolduruyorum. Meğer ne çok kıyafetim varmış onu anlıyorum şuan. Mont’dan atkıya eldivenden kazağa kadar her şeyden 2 şer 3 er adet. Niye duruyor ki dolapta bu kadar şey? Neyi bekliyor kimi? diye düşünürken cevabı sonradan ilişkilendiriyorum soruyla. Elbette afetzede halk için. Bu sebeple biraz rahatlıyor içim. İyi ki vermemişim diyorum birilerine. En çok ihtiyacı olan insanların elinde, sırtında ve başında biraz sıcaklık oluşturmanın huzurunu hissediyorum.

Allahım sen büyüksün. Sen şimdi orada yarası sarılanı da yara saran her kuluna da yardım et. Her türlü belâ ve musibetten muhafaza et.