Jose Saramago’nun 1998 de yaptığı nobel konuşması..

0
84

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi bundan tam 50 yıl önce bugün imzalandı. Kutlama törenleri hâlâ sürüyor. Ama bilirsiniz, ilgi zamanla azalır. Ortaya ciddi konular çıkarsa, toplumun ilgisi olayın henüz ertesi gününde bile azalabilir. Yine de bu anma törenlerine karşı değilim. Ben de birçoğuna en ılımlı halimle katıldım. Eğer uygunsuz, demode ya da tedbirsiz bulmayacaksanız, buna birkaç şey daha ekleyebilirim. Bu 50 yılda, hükümetler ahlaken yapmaları gereken her şeyi yapmadılar elbette. Haksızlıklar çoğaldı, eşitsizlikler arttı, cehalet büyüdü ve mutsuzluk yayıldı.

Kayaların yapısını incelemek için başka bir gezegene araçlar gönderebilecek kapasitede olan bu şizofren insanlık, milyonlarca insanın açlık nedeniyle ölmesinden fütursuzca bahsedebiliyor.

Mars’a gitmek, komşuya gitmekten daha kolay görünüyor. Kimse kendi görevini yerine getirmiyor. Hükumetlerde. Çünkü bilmiyorlar ya da yapamıyorlar veya istemiyorlar. Ya da dünyaya gerçekten hükmedenler onlara izin vermiyorlar. Dünyaya hükmeden bu çok uluslu ve çok kıtalı şirketlerin tartışmasız bir şekilde anti-demokratik olan güçleri, ideal demokrasiden geriye kalan her şeyi yok etti.

Biz vatandaşlar da kendi görevlerimizi yerine getirmiyoruz. İnsan haklarının gerektirdiği görevler simetrik dağılmadan, bu haklar varlık gösteremez. Hükumetlerin bunu önümüzdeki 50 yılda başarması da beklenmiyor. Bu yüzden vatandaşlar olarak sesimizi yükseltmeliyiz. Haklarımızı talep ederken nasıl coşkunsak, yine aynı şekilde, görevlerimizin sorumluluğunu almalıyız. Belki bu sayede, dünya biraz daha iyi bir yer haline gelir.

Teşekkürlerimi de unutmadım. 8 Ekim’de, Frankfurt’taki ilk teşekkürüm, beni Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık gören İsveç Akademisi içindi. Yayıncılarıma, çevirmenlerime ve okuyucularıma da teşekkür ettim. Hepsine tekrar çok teşekkürler. Ayrıca, Portekizli ve Portekizce dilinde yazan geçmişteki ve şimdiki yazarlara da teşekkür etmek istiyorum. Edebiyatımız onlar sayesinde var oluyor. Ben de yalnızca onlardan biriyim. O gün de söylediğim gibi, ben bunun için doğmadım, bu paye bana sonradan verildi. Bu yüzden, çok teşekkür ederim.