Seksi imajı ve Amerikan güzellemeleri üzerine bir yazı..

0
112

Her ülkede artık oturmuş bir organizasyondur güzellik yarışmaları. En güzel kız yarışmalarından sonra sıra en yakışıklı erkeği seçme zamanı gelmiştir. Ve artık erkeklere de medyada ünlenme fırsatı verilmiştir.

Medyadan popüler isimler ve bu tip yarışmalarda, zaman içindeki tecrübeleri ile duayen konumuna gelen belli isimler, her zaman bu tip yarışmaların demirbaş jürisi olurlar.

Seçilen ilk 3 yarışmacı için parlak bir geleceğin kapısı açılır. Bunlar zaman içinde oyunculuk ve diksiyon dersleri alarak TV de kamera önünde aranan oyuncular olurlar.

Bir zamanlar ülkemde mankenden oyuncu ya da şarkıcı olur mu? tartışmaları olurdu. Eğer yeteneği ve eğitimi varsa olurdu elbet.

Fakat 15 sene bu boş muhabbete halkı da ortak etti magazin medyası. Akabinde en güzel model yarışmaları başladı. Burada yüz hatlarının çok güzel olması gibi bir şart yoktu. Vücudun bütününe ve elbiseyi düzgün taşıyışına puan veriliyordu.

Sonra ülke yarışmacılarında ilk 3’e giren kızlar ve erkekler, dünyanın farklı noktalarında yapılan Avrupa ve Kainat güzeli yarışmalarına gönderilirdi.

“Bakın Türkiyede de ne güzel kızlar ve erkekler varmış” dedirtmekti amacımız herhalde.. Bu tip yarışmalarda yarışmacının çok üstün bir meziyeti olması gerekmiyordu tabi. Genetik kodlaması güzel oluşmuş ve doğmuş bebeklerin,17 yaşına geldiklerinde seçilmesi ile ilgili bir yarışmaydı bu. Oysa ki burada asıl başarı bu güzel kızların anne ve babalarına aitti. Doğru iki vücut bir araya gelip güzel bir canlı dünyaya getirmişti 🙂 Ama ödül hayata yeni atılmaya çalışan bir ergen’e veriliyordu.

Bir zaman sonra halk bu yarışmalardan soğumaya başladı. Çünkü artık kendi fikrini ortaya koyabileceği yarışmalar arayışındaydı. Zamanın jürileri Gönül Yazar, ve Hıncal Uluç mu seçecek birincileri arkadaş? diyordu halk.

Medya, halkın sesini duyunca artık dergiler ve gazateler üzerinden oylamalar yapmaya başladı. Ve işte artık millet, “bizi birileri ciddiye almaya başladı” dedi.

Bu oylamalar internetin çok yaygınlaşması öncesinde SMS ile yapılıyordu. Cüzzi bir ücrete fikrini söylüyordu millet. Sonuca etki eden binlerce insandan biri olmak, mutluluk veriyordu bireysel anlamda vatandaşlara.

Sonra her sektörde en başarılı insanlara ödül törenleri düzenlenmeye başladı. Artık güzellik dışında farklı beceri meziyetleri olan insanlarda ödül almaya başladılar. Ama bu yarışmalardan hiç biri güzellik yarışmaları kadar ilgi görmedi.

Ve işte son 15 yılda bu güzellik yarışmalarının bir alt dalı daha üretildi. O da en seksi şarkıcı veya oyuncu anketleriydi. İşte burda bir duralım. Sizce en seksi oyuncu ne demek? diye sormam gerekiyor size.

Seksi bir oyuncu nasıl olur mesela?

Oynadığı filmde içinde erotizm sahneleri olan bölümlerde mi gösterir kendini?

Yoksa fiziğini ortaya koyan elbiseler mi giyer?

Yoksa cinsel bölgelerinin güzelliği mi onu seksi yapar?

Bitmedi sorular..

Yoksa bu adaylarla seks yapan birilerinin söylemleri mi baz alınır bu anketi düzenleyenlerce?

Yoksa seksle ilgili hiç bir veriye gerek olmadan dergilere yarı çıplak poz veren, düzgün vücutlu bir kadın veya erkek olmak yeterli midir?

Bence tabiki sonuncusu..

Bir şarkıcı ya da oyuncuya “sen çok seksisin, halk seni seçti” dendiğinde o oyuncunun halet-i ruhiyesi nasıl olur çok merak etmişimdir.

Oyuncu bu gazla sabah aynanın karşısına feci mutlu bir halde geçip : “Hey seksi şey,günaydın” der mi acep? Ya da bu ünvanla gidip gözüne kestirdiği bir aday’a yanaşmak için mi kullanır?

Dünyada People dergisi bu seksilik anketini 36 yıldır yapıyor mesela. Bu anketin doğuşu People ile olmuş. Sonra her ülke kendi magazin dergilerinin birinde bu oylamayı yaptırır olmuş. Fakat People bir yana diğerleri bir yana.

Bizim coğrafyada da yanılmıyorsam son 5-6 yıldır en seksi adam/kadın anketleri yapılıyor. Fakat pek bir prestiji yok açıkçası. Çünkü bizim millet seksi, kafada tam oturtamadı. Yani bir Avrupalı gibi değiliz, çok önemsemiyoruz. Belki seks ismi yabancı gelendir bize..

Bugün haberlerde Amerikan People dergisinin 2020’nin “yaşayan en seksi erkek” seçtiği Michael B. Jordan’ı gördüm. Haberlerde derken başta NTV, CNN Türk ve Habertürk’te. Bu bizi hiç bir şekilde ilgindirmeyen haber, tüm haber sitelerinde kendine yer bulmuştu.

İşte yaşayan en seksi erkek Michael kardeşimiz 🙂 Ve yine Amerika’dan 🙂 ( People Amerikan olunca en seksi erkekte ordan çıkıyor tabi ) Kardeşimiz son üç yıldır seksiliği beyazlara kaptırmayan üç oyuncu kardeşimizden biri. Ne oldu da son üç ankette siyahi kardeşlerimiz seksi seçilmeye başladı acaba? Biraz düşününce bunun arkasında, Amerika’da zencilere yapılan ırkçı saldırılar ve polis şiddetinin olduğunu bulmak hiç zor değil. Amerika, bu tip olayları kendince bastırmak için böyle güzellemeler yapar herdaim..

Michael kardeşimiz Black Panter ve Bizim Rocky filmlerinin serisini ısrarla devam ettiren Slvester Stallone dedenin yatırım yaptığı genç bir delikanlı.

Kabul edelim ki hepimizin kafasında, bilmeden de olsa bir seksi isim imajı vardır. İçinizde “bu çocuğun neresi seksi Allah aşkına” diyenler olacağı gibi. Harbi seksi çocukmuş diyen bir grupta vardır illa ki.

Gerçi zenci kardeşlerimize, Amerika tarafından bundan 30 sene öncesinde erotik ve seksi sıfatları, çektiği porno filmler ile ilişkilendirilmişti. Kaslı vücut yapıları ile ister kadın ister erkek olsun, porno filmler için en ideal ırk seçilmiştir Amerika’da.

İşte Amerika bu düzgün ve vücutları keyfine göre istediği gibi kullanır. NBA ‘de ki oyuncuların %80 i siyahidir. Porno filmlerinde en çok kullanılan yine zencilerdir. Güzel bir gırtlağa sahip olduklarından müziğin her türünde ön plan’a çıkarılırlar. Ama sonunda yine ikinci sınıf halk olmaktan kurtulamazlar. Amerika yarattığı starlara dokunmaz fakat sıradan Afro-Amerikan vatandaşlarını pek önemsemez. Amerika’da ki 30 milyon işsiz ve sokakta yaşayan insanın 25 milyonu zencidir mesela. Bu ortaya şöyle bir sonuç koyar; Amerika için hem etinden hem sütünden faydalandığı tek canlı siyahlardır.

Varsın Michael kardeşimiz en seksi erkek seçilsin ve kıç* tavana vursun. Siyahi ırk’a Amerika’da her zaman ikinci sınıf muamelesi yapılacak!

Sözde sadece People dergisinin anketine yorum yapacaktım. Yine aldı gitti konu bambaşka yerlere 🙂

Neyse bitireyim artık..

 

Tevfik Sadi