Alışkanlıkta, efendiyi belirleyen köle’nin kendisidir..

0
385

Camus, “İnsan eninde sonunda her şeye alışır” diyor. Evet alışır. Fakat alışmak dediğimiz şey dert yanmama ve sitem etmemekten beslenir. Her alışma, alışan için farklı itaat yaratır. Bu durumda zamana ve tahammül süresine görecelidir. İnsan, alıştığı her şeyi zaman içinde ya benimseyip pozitif bir etkiletişim başlatır, ya da negatif geçen zaman dilimlerinde rutin ve geçiştirmeci bir davranış modeli geliştirir. İnsanın gönüllü alışmalarla gönülsüz ve zoraki alışmaların şekli ve şemali, bir insana günlük hayatının içinde ona sorduğunuz “nasılsın ?” sorusuna verdiği cevapla tanımlanır.

Yukarıdaki yargılara göre, alışmak, bir kölelik biçimi mi yoksa bir aidiyet sistemi midir? Sorusu beyinlerde ciddi bir yer kaplar. Bu sorunun cevabı, herkesi halâ çok tatmin eder bir noktaya gelememiştir. Fakat benim açımdan bu tam bir kölelik sistemi. Çünkü köle, özgürlüğün tadını ya unutmuş ya da hiç tatmamış halde alıştığı efendisi ne ise ona göre hizmet görüyor. İnsan alıştıkça kaderini kısmetini ( cüzi irade ) bu alışkanlıklar sistematiğine göre şekillendiriyor. Alıştığımız veyahut alıştırıldığımız her şey bizi normal dediğimiz rutinden memnuniyet duyma eşiğimizi arttırıyor. Çok kötü ve çok iyi gitmeyen her şey bizim en alışılagemiş yaşam biçimimizdir.

Bu yaşam biçimi bana artık zarar veriyor. Bu benim ortalama yaşamamın, herkes gibiliğimin, herkes gibi dert yanmalarımın bir özeti hükmünde..

Emrah K.USLU / Alışkanlıklarda efendiyi belirleyen köle’nin kendisidir