Trafik ışığında yeşil yanar yanmaz öndeki garibana iki saniye tahammül edemeyip korna çalmaktan gözü dönen biri olarak, benim bile, söz konusu koca bir çöp kamyonu olunca nasıl da uysallaştığıma şaşırıyorum. Sabahın köründe kendimi o çöp kamyonunun arkasında bulduğumda, bir de üstüne o burun direğimi sızlatan çöp kokusuyla burun buruna gelişim sabahın 5 dakikalik ilk kabusuna düşmek oluyor aslında. Ama ne hikmetse, buradaki o can hıraş koşturan kahramanları izlerken onlara derin bir saygı duyuyorum heralde. Hani resmen bir sabır testinden geçiyorum ve o kokuyu hem içime , hem sineye çekebiliyorum :). Belki de o karmaşanın içinde bile küçük bir düzenin parçası olduğumu hissetmek, o anki tüm sıkıntıları unutturuyor. Onların emeğine saygı duyup, düzenin devam etmesine katkıda bulunduğumu bilmek, bu katlanılmaz kokuyu bile hafifletiyor. Ben sanırım giderek dark empat’a dönüşüyorum!

