Bu Parazit başka!

EN İYİ FİLM dalında OSCAR, PARAZİT’in oldu! Dün gece 4. ödülünü alan #Parazit, İngilizce dışında bir dilde bu dalda Oscar ödülü alan ilk film oldu! Bu da İngiliz Dili hegamonyasını kırması demek.. Dün gece Parazit ekibine giden ödüller;

En İyi Film – Parazit


En İyi Yönetmen – Bong Joon Ho (Parazit)


En İyi Uluslararası Film – Parazit


En İyi Özgün Senaryo – Bong Joon Ho, Han J

(Parazit)

İçindeyim zamanın / Ahmet Hamdi Tanpınar

Ne içindeyim zamanın,

Ne de büsbütün dışında;

Yekpâre geniş bir ânın

Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüyâ rengiyle

Uyuşmuş gibi her şekil,

Rüzgarda uçan tüy bile

Benim kadar hafif değil.

Başım sükûtu öğüten

Uçsuz bucaksız değirmen;

İçim muradına ermiş

Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık

Olmuş dünya sezmekteyim,

Mavi, masmavi bir ışık

Ortasında yüzmekteyim.

(A.HamdiTanpınar)

Cambridge,İmam Hatip ve Rümeysa üçlemesi..

Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Rümeysa Hakyemez, Cambridge Üniversitesi (Cambridge Üstün Başarı Ödülleri) Igcse sınavında Dünya Birincisi olmuş.

E ne var bunda? diyenler için söyleyeyim,çok şey var. Öncelikle ülkemizden bir gencimizin birincilik alması çok önemli.

İkincisi, bu başarıyı gösteren bir kız öğrencimiz.( Ki bu konuda kızlarımız hep önde ne mutlu )

Üçüncüsü ve en önemlisi de bu başarıyı yakalayan kızımızın İmam Hatip okuyan bir öğrencimiz olması. Bundan 15 yıl önce Cambridge üniversitesi ile İmam Hatip lisesini bir arada bile hayal bile edemezken. Bugün habere bakıp sadece ” bravo ” deyip geçebiliyoruz. Bu da aslında ülke olarak eziklik ve bir sürü farklı komleksten kurtulduğumuzu gösteriyor.

E tabi bu başarıya muhafazakar kesim, aydın ve seküler mantıkla hareket eden kesime göre daha fazla alkış tutuyor. Dolayısıyla muhafazakar kesim sosyal medyası da, bu başarıyı  büyük bir keyif ve gururla paylaşıyor. Tabi bu paylaşımlar gördüğüm kadarıyla elit ve laiklik parolasını hayatın her alanına yedirmeye çalışan kesimlerce yeterince alkışlanmıyor. ( Sosyal medya ki sayfalarına bakınca gördüğüm bir tespit bu.)

Peki niye böyle? “İmam Hatip lisesinde okuyan bir çocuğumuz ya da gencimiz, ilim ve bilim odaklı alanlarda hayatta başarılı olamaz” önyargıların elinde oyuncak mıyız hâlâ?

Yoksa İslam’ı bilim ve aydınlanma konularında yetersiz bulan kitlenin ağzıyla mı hareket ediyoruz? Eğer böyleyse Cambridge, niye bizim gibi düşünmüyor?

Ortaçağ Avrupasının yobaz din anlayışının aynısı İslamdır” şeklindeki aptal algıyı neden hâlâ kıramıyoruz hastalıklı beyinlerden?

Acaba kaç Rümeysa çıkarmamız lazım inancın bilim ve fen’e düşman olmadığını anlatmak için?

Benim anladığım kadarıyla bu sayıyla olacak bir şey değil. Tamamen eğitimle ilgili bir durum. Bu tür başarıları elde etmek için inanmanın ve gayretin herşeyin üstünde bir yer aldığını gençlerimize anlattığımız gün, gencimizin ne inancina, ne nereli olduğuna ne de cinsiyetine bakacağız. O gün gördüğümüz tek şey bu ülke  için elde ettiği başarı olacak..

Aferin Rümeysa.. Bu ülkenin adını dünya’ya başarınla duyurduğun için..

 

Bu mantığa göre pastırma sıcağı ismini bulanlar …

“Pastırma sıcağı” ya da “pastırma sıcakları” tabirini yetişkin herkes bilir. Sonbahar’da havaların soğumasıyla birlikte üşümeye başlayan millet, ani bir sıcak hava dalgasının etkisiyle yaz’ı hatırlayıp mutlu oluşunun adıdır Pastırma sıcakları…

Kıştan önceki son güneş banyosudur bu kısa dönem. Parklar, bahçeler ve mesire alanları dolar bu dönem. Yaz’ı şöyle güzel bir mangal yapamadan kapatan vatandaşlar için alternatif bir fırsattır. Peki bu sıcak hava dönemine neden “pastırma sıcakları” adını vermişler hiç düşündünüz mü? Valla ben hiç merak etmemiştim. Eminim büyük bir çoğunluk da merak etmemiştir. Google da ufak bir araştırma yaptım merakımdan. Bir kaç haber sitesi de,neden bu ismin verildiğine dair aynı bilgiyi haberleştirmiş ve birbirlerine benzer şekilde paylaşmışlar.

Sebep şu bu ismin verilişinde.. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının birbirine yakın olması sebebiyle, pastırmanın da en iyi bu dönemde kurutulduğu için, bu ismi layık görmüşler muhtemelen. Bu yüzden de bu döneme pastırma yazı adı verilmiş.. Bu mantığa göre bu ismi bulanlar da Kayserili pastırma tüccarları oluyor efendim 🙂

Tabi bu tabir biz de geçerli sadece. Sonuçta bu sıcak hava dalgası farklı ülke coğrafyalarında da yaşanıyor malumunuz. Dünyanın pek çok yerinde yaşanan bu sıcak dönem, Almanya’da “kocakarı yazı”, İsveç’te “Azize Birgitta yazı”, Amerika Birleşik Devletleri’nde “Yerli yazı” (Indian summer) olarak anılmış.

Metoorolojinin verdiği bilgiye göre hafta sonu başlıyormuş bakalım meşhur pastırma sıcağı memlekette. Umarım herkes için keyifli bir zamanlar olur. Tabi inşallah geceleri de sıcak olur da, kombileri uykusundan uyandırmayız bir süre daha..

 

Bu çocuk 17 yaşında böyleyse, bir de geleceğini düşünün..

Bu çocuğun yaptığını yapmak cidden bir cesaret işi.Ülkenizde bir katliam yapılıyor. Ve bu katliamları yapanlar sizin dininizden değil farklı bir dine mensup savunmasız insanları vahşice öldürüyor. Siz de bunu sindiremiyorsunuz ve kendi ülkenizde kendi senatörünüzün kafasında yumurta kırıyorsunuz. Bu hareketiniz sebebiyle tokatlanıyorsunuz. Polisler sizi yere indiriyor. Olay sonu eriyor ve siz hiç bir şekilde özür dilemiyorsunuz..

Üstüne bir de katledilen insanların ailelerine gönderilmek üzere bir yardım hesabı açıyorsunuz. Kefaret ücreti dışındaki tüm parayı, o katledilen insanlara ulaştırıyorsunuz..

Nasıl ama?

Bu insani bir kahramanlık hikayesi değil de nedir?

Evet işte bu kahramanın adı Will Connoly..

Daha 17 yaşında ve bu eylemi tamamen kendi insanlığı duyarlılığı ile planlıyor.

Avustralyalı Senatör Fraser Anning’in kafasına geçirdiği o yumurta ve kendisi, dünya insanlık tarihine altın harflerle yazılıyor.

Connoly geçen akşam bir TV programına katılıyor. Ve olayı ilk defa anlatıyor. “Connoly : “Böyle bir vahşette, suçlu olanın değil de müslüman olan insanlar olduğunu iddia eden Aning’e çok sinirlendiğim için yaptım bu eylemi” diyor. Bu eylemin müslümanlarla kendileri arasında bir köprü oluşturduğunu ve ırkçı ve teröre meyilli insanlara karşı bir ders niteliği taşıdığını da söyleyen Connoly, toplanan yardım paralarının ihtiyaç sahiplerine dağıtıldığınıda eklemiş..

Ne diyelim Allah, böyle karakterli ve insani erdemlere sahip bir nesli bizim millete de daha fazla nasip etsin..