Israrcı pencereleri de duvardan sayın/ Osman Erim

Kapalı durmakta ısrar eden pencereleri de duvardan sayın.”

​İnsan ilişkilerinin o meşhur mimarisinde, bazen karşımızdaki kişinin zihnini bir havalandırma boşluğu sanırız; oysa bazıları, ısrarla üzerine kilit vurulmuş pencerelerdir. Siz o pencereleri açmak için bahar rüzgarları estirir, en temiz cümlelerinizi birer taze hava akımı gibi gönderirsiniz ama içerideki hava hep aynı küf kokusuna mahkûmdur. Anlamalısınız ki o pencere açılmıyorsa, o artık bir “geçiş yolu” değil, iletişimi bloke eden en katı, en aşılmaz duvardır.

​O pencereleri duvardan saymaya başladığınız an, hayatınızdaki en büyük dekorasyon değişikliğini yapmış olursunuz. Artık orada bir “anlaşılma beklentisi” değil, soğuk bir beton blok olduğunu kabullenmek, üzerinizdeki o beyhude zorlama yükünü bir anda alır götürür. İnsan, açılmayan pencereyi duvar kabul etmediği sürece çarptığı her camda kendi burnunu kırar; oysa duvar olduğunu bilmek, en azından kafa atmayı bırakmanızı sağlar.

​Sonuçta kimse bir tuğladan şefkatli bir esinti beklemez; o halde bir insandan da kapalı durmayı kendine görev edinmişken, ferahlık beklemek sadece sizin naifliğinizin hatasıdır. Bırakın o pencereler duvar kalsın, siz de boş verin manzarasızlığı; zaten en berrak manzara, artık arayıştan vazgeçtiğiniz o duvarın ardında bıraktığınız beklentilerinizdir. Unutmayın, bazıları sadece kapatılmak için inşa edilmiştir; sizin göreviniz onları açmak değil, duvarın önünden çekilip kendi yolunuza bakmaktır.

İnadım inatdır kıçım iki kanattır

 

İnatta ısrar diye bir şey vardır.

​Lüzumsuzca sürdürülmek istenen eylemlerdir bunlar. Sonucunun hep menfi bir çıkar getireceğine inanılarak devam ettirilir. Belki kaybetme korkusu, belki de “hep daha fazlası” için çırpınır durur insan.

​”Sonunu düşünen kahraman olamaz” felsefesi gibi değildir bu eylem; insan sonunu değil, olayın sonucu için mücadele eder. İnsan bu ısrarında çevresinden onlarca nasihat ve uyarı alır aslında fakat hiçbiri işe yaramaz. Yaramaz bir çocuk gibi davranan, sadece bildiğini okur. Bir çeşit deliliktir bu; deneme yanılma yoluyla öğrenmenin ötesinde bir inat…

​”İnadım inat, kıçım iki kanat!” sözü bu tip insanların sloganıdır. Kıçının iki kanat olduğunu bilen insan, boş inadın sonuçlarını hep bir hüsranla tecrübe eder.