Et tu, brüte? yoksa Sende mi Leyla?

0
1882

Hayatta yola gönüllü çıktıklarımız ve yine aynı yola çıkmak zorunda kaldıklarımız..

Yola gönüllü çıktıklarımıza, hayatımızda biriktirdirdiğimiz tüm güveni boca etmekten mi, yoksa yola gönüllü çıkmanın verdiği huzura teslimiyetimizden midir bilmem, “sende mi brütüs” cümlesinin hayâl kırıklıklarında, boğulup gidiyoruz.

Aslında “sende mi Brütüs” kırılganlığı, bizim hayatımızın bir döneminde aldığımız bir karne gibi. Bir kırığın üzüntüsüyle diğer tüm derslerden geçmemize sevinemeyişimizlerimiz..

Bize hayal kırıklığı yaşatan dersin adıysa “sırtımızdan vurulmak” Arkamızı dayadığımız insan ya da insanların, günün birinde bizi bir hançerle öldürebileceğini ihtimal dahilinde görmemek, bizim hayatta ki en büyük aptallıklarımızın Top 10 listesinde, her zaman zirvede tek kalmasına yarıyordu.

Ömrünüz boyunca kaç adama : “Sende mi Brütüs?”  ya da kaç kadına : “Sende mi Leyla? ” dediğinizin sayısına bir bakın bakalım. Sinsice ve en boş olduğunuz an da sizi bıçaklayan ve oyunun dışına atan kişiler, genel olarak sizin hemcinslerinizden çıkar. Karşı cinsten gelecek tehlikeler bir şekilde belli eder kendini. Ama insan kendi cinsine daha bir yaslanır. Aynı genetiğin kodlarına güvenmek, yine aynı genetiğin dayattığı bir bağlanmadan kaynaklanır.

Sende mi? sorusu, sorulduğu kişiye aslında kocaman bir farkıdanlığı anlatmaktır. En son darbeyi vurana, kendisinden öncekilere benzemiş olmasına atıfta bulunan bir yakınmadır, bir yas tutmadır inceden. Herkesleşen bir özel’e sahip olmanın pişmanlığıdır.

İşte bu yüzden çoğu insanda, Brüstüsden ve Leyla’dan bir parça yaşar. Bu parça, kötü huylu bir hücre gibi tüm vücudu zamanla sarabilir. Hatta bu herkesliğin içinde siz de varsınızdır. Bir gün biri gelip yüzünüze “sende mi Brütüs” derse, bilin ki o hançeri o kişinin sırtına daha bir dakika önce sokan sizden başkası değildir. Allah bizi başkasına Brütüs ne de Leyla olmaktanda, başkalarına “sende mi Brütüs/ Leyla” demekten de muhafaza buyursun..