Fantiri Fitton / Metin Eloğlu

Bir sille bir tarafına, bir sille öteki tarafına.

Piyango vurduysa vurdu,

Kelleyi kulağı düzdünüzse düzdünüz,

A şırfıntı cakan kime.

Ama olmuyor işte, Zeynep Hanımın hatırı var.

Baksın Fatma’ya, baksın Muazzez’e, Reci yollarında kırılıyor zavallılar.

Bu hayatın baharındaymış da, dünyayı iplemezmiş, Kırıştırdığı kar kalırmış yanına

Anasının karşısına geçip, rakı içer bu kaltak Bir alay şatafilliyi yanına alıp fink atarlar Kadının Başına gelenler, ahif vaktinde.

Gitmesin efendim, mecbur eden mi var

Gitmesin Todori’nin gazinosuna Tahta silsin, kabı kacağı ovsun

Bok mu var todorinin gazinosunda

Madem okulu bıraktı başka işi ne Oturup evde kısmetini beklesin

Ağda tutmasın, bacağın killisida iyidir.

O nane mollalar ne anlar kıllı bacaktan

Pislik sarısından başka renk mi bulamadı saçlarına

Hele entarisi kıçı başı meydanda Oldu olacak bari bilmem neresini de göstersin.

Boşversin paraya pula,

Ona dost öğüdü hana hamama boş versin

Tahsildar Cafer’in kızı o tacire vardı da ne oldu sanki, Şimdi de bir mühendis koymuş aklına Güze doğru evlenecekler de, Amerika’ya gidecekler Ona kitaplar okutmalı, şiirler ezberletmeli Hayvan gelmiş, bari hayvan gitmesin.

Metin Eloğlu

Fantiri Fitton

Kendi arzuladığımız kişi değiliz.. / Paulho Coelho

“Kendi arzuladığımız kişi değiliz. Toplumun talep ettiği kişiyiz. Anne babamızın istediği kişiyiz. Kimseyi hayal kırıklığına uğratmak istemeyiz, sevilmeye çok ihtiyacımız vardır. İşte bu yüzden en iyi yönlerimizi bastırırız. Rüyalarımızın ışığı olarak gördüğümüz şey yavaş yavaş kabuslarımızın canavarına dönüşür. Gerçekleştiremediğimiz şeyler, yaşayamadığımız olasılıklardır.”

PauloCoelho

Abraham Lincoln’ün oğlunun öğretmenine yazdığı mektup

“Öğrenmesi gerekli, biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını. Fakat şunu da öğret ona; her alçağa karşılık bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır. Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona.
Zaman alacak biliyorum. Fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların bulunandan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin zorbaların görünüşte galip olduklarını.
Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona sessiz zamanlar da tanı. Gökyüzündeki kuşların, günesin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceğini.
Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona. Kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi. Nazik insanlara karşı nazik, sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona.
Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret ona. Fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini. Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona. Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret.
Ona nazik davran, fakat onu kucaklama. Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun. Bırak cesur olacak kadar sabrı olsun. Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.
Bu büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsen bir bak bakalım.
O, ne kadar iyi, küçük bir insan. Oğlum.”

(Abraham Lincoln’ün oğlunun öğretmenine yazdığı mektuptan alıntıdır.)

Bir ömür nasıl yaşanır / İlber Ortaylı

Hayat, derbederlik ve tembellik için çok uzun; fakat hırsla, yağma ve haydutluk yapmaya değmeyecek kadar kısadır. Hayat duygularla çalışılacak ve resmedilecek bir kompozisyon, aynı zamanda mantıklı yazılacak bir rapor gibidir.

Herkes kendi talihinin mimarıdır; “faber est suae quisque fortunae.” Bu yapı ve uyumu hayatınızın canlı renklerinde ve faydalı yaşamaya çalıştığınız için bunun neticesinin yarattığı olgunluğu yüz hatlarınızda taşır ve etrafa verirsiniz.

Sonsuz üç / Tove Dıtlevsen

Dünyada iki erkek var
Her zaman karşıma çıkan
Biri sevdiğim adam
Ötekisi beni seven

Birisi karanlık gecelerimin
Düşlerinde bile can evimdedir
Öbürü kalbimin önünde bekler
Bekler durur ama açılmaz kapı

Birinin sadece soluğu yeter
Beni mutluluğa ulaştırmaya
Öteki ömrünü bağışlar bana
Kalkıp geri vermem bir saatini

Birisi kanımın sıcaklığında
Aşkın öz türküleriyle yaşar
Öbürü can sıkıcı günlerim içinde
Umutsuz koşar

Her kadın bu ikili yaşamı tadar
Sevilenle seven arasında
Ama bir kez tek kişi olur o iki insan
Yalnız bir kez her yüzyılda!

TOVE DİTLEVSEN

(çev.Ata Karatay)