Bir klasik sigara bırakma hikayesi

0
238

Yemeğini yeni yemişti. Tabldotda ki tatlının son parçasını da mideye indirmiş ve suyunu tam içmek üzereyken sigara yakma arzusu belirmişti bile zihninde. Öyle ya, her tiryaki için yemek, çay ve kahve, sigara içmeye bir hazırlık mahiyetindeydi. Sigara kutusunun kapağını açtı. O arada lokantanın garsonuna seslenip sigarasını tuttuğu iki parmağını kullanarak çay isteme hareketini yaptı. Garsonun bir işareti yapısını da başını bir kez aşağı eğerek onayladı. Sigarasını, sürekli kaybedip, bulduğu çakmağıyla keyifle yaktı. Sonrasında tam yakamadığını farkedip, bir kaç kez daha körükledi derin nefesleri çekip bırakarak. Şu meret yemekten sonra çayla beraber ne de güzel gidiyor diye düşündü. Sigarayı ilk denemesi 16-17 yaşlarıydı. Fakat paket alma alışkanlığı 18 den sonra başlamıştı. Yaklaşık 25 senedir aktif içiciydi. Bu süre içinde bir kaç kez, toplamda 5-6 seneye yakın bırakmıştı.

Sigaranın yarısına geldiğinde, o ilk çektiği fırt’ın verdiği keyiften eser kalmamıştı. Sonra bir anda aklına son dönemde fazla sigara içmesi geldi. Hemen önünde ki sigara paketini alıp hafifçe araladı. Göz ucuyla sayıverdi kaç tane olduğunu pakette. 8 tane kalmıştı. Paketi dün akşam saatlerinde almıştı. Şu anda saat 13:41 di. Yani bu durumda kalan 8 adet sigarayı geceye kadar anca yetirebilirdi. O da eş dostla karşılaşıp bir yerlerde laflamazsa..

Halbuki 2-3 ay önce bir paket sigarayı dört, hatta 5 günde anca içiyordu. Fakat o zamanlar yaşadığı stres sebebiyle midesi sıkıntı yaratıyor, biriken sinir gazıyla sigarasını rahat içemiyordu. Sonrasında aldığı antidepresan haplar sıkıntısını azaltmış ve sigarayı sıkıntısız içmesini sağlamıştı. Ekonomik olarak sigaraya verdiği parayı çok sorun yapmıyordu. Çünkü geliri fena değildi. Aslında fiyat olarak en yüksek marka sigarayı da içebilirdi. Ama işte burada biraz cimrilik yapıyordu. Hem artık en popüler sigarayla en ucuz sigara arasında bir fark yok gibiydi. Tüm markalar aynı tütünün muadillerini kullanıyordu. Eskiden kendisine tutulan marka sigara ikramlarını sevinerek kabul ederken, artık en ufak bir istek duymuyordu.

Şuan ki korkusu, böyle bol içtiği sigaraların acısının ve zararının yakından çıkma ihtimaliydi. Her şey yolunda giderken bir grip sebebiyle gittiği hastanede kanser olduğunu öğrenirse ne b*k yiyeceğini düşünüyordu. Bu korku belli zamanlarda zihnini kurcalıyor, bırakmaya hevesleniyor ama sonradan vazgeçiyordu.

Eskiden sigarayı bırakmak istediği dönemde birakabilmesini sağlayan irade, şimdilerde hiç yoktu. Sigara onun neredeyse tek lüksü, bir eşyası gibiydi. Gaza geldi o anda. “Bu son paket olsun” o zaman der gibi bir ifade belirdi yüzünde. Biraz zaman sonra gazı geçmeye başladı. O arada lokantanın garsonu, yanına gelerek : Bir çay daha vereyim mi abim? diye sordu.

“Olur” dedi garsona bakarak Latif bey. İçtiği ilk çay tazeydi. Tadı da damağında kalmıştı. İkinci çayı da keyifle içebilirdi. Bu tip lokantalarda, öğlen saati yapılan çayların yüzde 99’u taze olurdu mutlaka. Biraz sonra garson çayını getirmişti. Çaydan bir yudum aldı. Gözü içinde kaç dal kaldığını saydığı sigara kutusuna gitti. Ufak bir hesap yaptı. “Şimdi bir tane daha içsem, kalır yedi dal. Eğer 2 saatte bir, bir tane içersem geceyi sigarasız kalmadan kapatabilirim” diye düşündü. “Zaten yarın sigarayı bırakmış olacağım” cumlesini de kurdu beyninde hemencik. Bir dal aldı kutudan ve yaktı. Ve işte yine o tatlı haz. Bu yeni yaktığı sigarayı, bir öncekine göre daha ağır içiyordu. Kendince tadını hafızaya alıyordu. içmeyeceği zamanları düşünerek. Sonra saatine baktı yemek molası sona ermek üzereydi. İçtiği çayla sigaranın son fırtını sırasıyla çektikten sonra kasaya doğru yöneldi. Yürürken bu sefer ki sigarayı bırakışını kimseye bahsetmemeye söz verdi içinden. Çünkü her duyuruda en geç iki gün sonra. Bakalım bu bırakma hevesi kaç gün sürecekti?