Sigarayı en son ne zaman bırakacaktın?

Bugün 31 Mayıs Dünya sigarayı bırakma günüymüş..

Bugün tüm dünya, bu duman saçarak can alan katilin zararlarından kurtulmaya çalışıyor. 16 yy’da keşfedilen, bir çok hastalığa iyi geldiğine inanılan tütün bitkisinin, bu inancında daha da ötesinde “kutsal ot” ve tanrının şifası” olarak adlandırıldığını çoğunuz bilmeyebilir.

Her hastalığa her bo..’a tütün sürüp tedavi yöntemi geliştirmeye çalışan Avrupa, o yıllarda sigara denilen bu melaneti icat edip dünya sağlığını tehlikeye düşüreceğini de bilmiyordu doğal olarak..

Bilimadamları da bu tütün olayına sarınca, sigara her derde deva bir ilaç muamelesi görmeye başladı. Tütün kullanan birinin neredeyse “doktora gitmesine gerek yok ” tarzında açıklamalarına şahit oldu insanlık..

1587’de yazdığı “Panacea [Tütün] ya da Evrensel Tıp, Pipoyla Alınan Tütünün İnanılmaz Yararlarının Keşfi” isimli kitabında şu ifadelere yer vermişti: “Tütün içmek tüm zehir türlerine ve bulaşıcı hastalıklara karşı harika bir panzehir görevi görüyor.”

Yine 1492’de tütünün şu an Küba, Haiti ve Bahama adını alan adalarda pipoyla içildiğini görülür oldu. Tütün yaprakları bazen de bazı mekanları temizlemek ve hastalıkları önlemek için meşalelerde yakılıyordu. Portekizli kâşif Pedro Alvares Cabral isminde bir abi,  1500 yılında Brezilya’ya gittiğinde, “betum” olarak tanımlanan tütün bitkisinin ülserli yaraların ya da geçmeyen tümörlerin tedavisinde kullanıldığını görüyor..

Sonraki dönemlerde, sağlık kütüphanesi ve müzesi Wellcome Collection’a göre, pipo ve tütün doktorlar, cerrahlar ve tıp öğrencilerinin ihtiyaç duyduğu bir teçhizat haline gelmiş..

Yine trajikomiktir 1665 yılında Prag’da görünen bir veba salgını sırasında, okul çocuklarına sınıflarda sigara içmeleri tavsiye edilmiş..

Komik olan uygulamalardan biri de, 18. yüzyılda da kulaklardan tütün dumanı üflemenin kulak ağrısına iyi geldiği sanılmasıydı. 🙂

Ve 1800 lerin ilk çeyreğinde tütün yapraklarında nikotin olduğunun ortaya çıkmasıyla, tıp dünyası tedavide kullanılan tütüne şüpheyle yaklaşmaya başladı. 150 sene öve öve bitiremedikleri tütün bir an da ürkütücü bir bitkiye dönüşüverdi.

Ama bu şüpheye rağmen, 1920 ve 1930’larda Camel, doktorların sigara içmeyi tavsiye ettiğini ve hepsinin Camel içtiğini iddia ederek müşterilerini ikna etmeye çalıştı:) E tabi doğal bir tepkiydi hiç azalmayan müşterileri ve iflas etme ihtimali olmayan bir sektörü ellerinde turuyorlardı.

Son 30-40 yılda sigara içmenin hem de pasif içici olmanın zararlı etkileri tamamen ortaya dökülünce bu seferde insanlığı bu illetten kurtarmayı amaçlayıp çalışan bilim adamlarına ve çalışmalarına şahit olduk.

Avrupa, kendi toplumunu sigaradan vazgeçirmek için yırtınıyordu. Mesela, İngiltere’de, sigaranın doğmamış çocuklarına vereceği zararı hamile kadınlara anlatabilmek için “Smokey Sue” (Sigaracı Sue) isimli bir oyuncak bebek kullandılar.

Sigaranın zararlarını say say bitiremedikleri broşürler, gazete duyuruları ve belli yasaklar birbini izledi. Sigara reklamlarına yasak geldi yine..

Sonra baktılar sektör kan kaybediyor üretimini elektronik sigaraya kaydırdı sigara şirketi Philip Morris ve Juuls. Hukuk ve sağlık bakanlığı da bu iki şirketin, sosyal medyadaki reklam kampanyalarıyla gençleri hedef aldıkları suçlamasıyla ABD’de yargılar oldu.

Günümüzde ise WHO’ya göre tütün kullanımı giderek azalıyor. 2000’de insanların yüzde 27’si tütün kullanırken bu oran 2016’da yüzde 20’ye gerilemiş. Şu an Dünyada 1,1 milyar yetişkin sigara kullanıcısı var olduğu tahmin ediliyor. Bunların yüzde 80’i orta ya da düşük gelirli ülkelerde yaşıyor.

Bu düşüş ülkemizde de kendini hissetiriyor. Yukarıda ki orana benzer bir sayı kadar da bizim vatandaşlar azaltmış sigarayı. Erkeklerin sigarayı bırakma oranı kadınlardan fazla. Kadınların sigaraya olan ilgisi ve bağımlılığı da tam ters bi mantıkla artış göstermiş.

Ne diyelim bu lanet olasıcadan bir an önce kurtulmanız dileğiyle..

 

 

En büyük çevreci izmaritlermiş..

Dünyanın içine edenler hep insanlarız malum. Bu durumda onarma görevi de bizden başkası değil doğal olarak.

Dünya kadar pisliği, atığı, kimyevi maddeyi gezegene salan, ondan sonra da nasıl toplarız diye, kara kara düşünen yine biziz..

Sigara.. Malumunuz sigara da, hiç bir halta faydası olmayan, hem sağlığa hem de bütçeye düşman en büyük felaket buluş! Zehir deposu. Ama bizler için bir dost, bir arkadaş gibi sanki.. Sevindin, kutlamak için.. Üzüldün, kahretmek için..

İctin sigaranı tamam, sonra izmaritini ne yapacan? Tabi ki onu da yere atacan. Nasıl olsa birileri toplar.. İşleri ne o temizlikçi arkadaşların di mi?!

Peki o izmaritler nereye gider?

Çöpe diyceksin.

Doğru!

Yani çevreye zarar veren bir atık daha geldi otomatikmen.. İzmarit!

Ama Allah’tan kafası çalışan bilim insanları, bu zehirden bir fayda üretmeye çalışıp başarmışlar.. Hatta bir kaç fayda desem daha doğru..

Bunlardan ilki, izmaritten kağıt üretmek.. Bir kaç aşamadan geçen izmaritler, sonunda bir kağıta dönüştürülmüş.. 25 izmarit, 1 sayfa kağıt yapmak için yeterli gelmiş.. Dünyada her yıl 6 trilyon izmarit çöpe atılıyormuş. Siz yapın şimdi hesabı..

Bir diğer fayda, izmaritten asfalt yapımı.. Bilim insanları, sigaranın içinde ki zehrin etkin malzemesinden güçlü bir kimyasal elde etmişler.. Asfaltın daha kuvvetli olmasına katkı sağlayacak kadar güçlü hem de..

Ve son olarakta, araç yakıtı. İzmaritleri bir takım kimyasallarla karıştıran bilim insanları, gerekli yanmayı sağlayacak maddenin izmaritin kağıdında olduğunu tespit etmişler..

Yaa. Bir de sigaraya faydası olmayan düşman diyorduk di mi? Meğer ne çok çevre dostuymuş sigara da haberimiz yokmuş..

O zaman napıyoruz? Dünyamızı kurtarmak için günde 2 paket içiyoruz! ( Şaka yaptım tamam, ciddiye almayınız) Umarım bu faydalar bir an önce hayata katılır da içen arkadaşların bir faydası olur dünyaya..

 

Otobüse binmeden önce körüklenen sigaralar..

Sigara içmeyenlerin en çok karşılaştığı durumlardan biridir bu. Otobüs ya da bir toplu taşıma aracına binmeden sigara yakan birisinin, otobüs gelince yaktığı sigara ziyan olmasın düşüncesiyle sigarayı ard arda körüklemesi, sonrasında da o leş kokan ağızla beraber otobüsün içinde yüz yüze kalış..

O nasıl pis bir kokudur Allahım! Zaten havasız olan otobüsü ya da minibüsü, bir işkence yolculuğuna çevirir. Peki niye otobüs beklerken içilir bu meret? Ortalama geçiş süreleri belli olan otobüsler, tiryaki sigara yakınca daha mı hızlı gelir? Ya da sigara içicisi otobüste geçireceği maksimum 45 dk da sigara krizine gireceği ihtimalini mi hesaplar? Hayır hayır!, bu sebeplerin hiç bir mantığı yok. “Otobüs gelene kadar bir sigara yakayım bari” davranışı tamamen toplumdan göre göre model alınan, uygulanan ve kronik hale gelmiş bir alışkanlık kültüründen ibaret. Yani o kısa süre içinde içilecek sigaranın içiciye hiç bir keyif vermeyeceği de çok açık. Hatta bence, her sigara içicisinin bu konuyla ilgili bir hesap kitap yapması lazım. Bunu niye söyledim? Çünkü otobüs durağağında beklerken yakılan her sigaranın yarısı, o an da gelen otobüs sebebiyle içilemeden yere atılır. Atmadan öncede ne çeksem kârdır mantığıyla o sigaran büyük ve derin fırtlar çekilir peşpeşe. Sonrada bu olayın muhabbeti, farklı ortamlarda “tam sigara yaktım otobüs geldi” şeklinde anlatılır. Bir tiryaki günde iki defa otobüse binse ve iki sigara ziyan etse 10 günde tam bir paket sigarayı ziyan etmiş olur. Yani bu da ayda eder 3 paket.. Rakamsal kayıp ise 30 liradır ( minimum ) Yıla vuruncada 360 TL yi yere atmış olur doğal olarak. Canının kıymetini bilmeyen tiryaki bu israfla cebinin kıymetini de bilememiş olur.

Peki bu yol işkencesinden nasıl kurtulacağız derseniz, elbette kurtulamayacağız. Bu kurtuluş ancak toplumsal empati ve duyarlığın gelişmesi ile gerçekleşebilecek bir şey. O gelişim bir gün elbet yaşanacak. Fakat biz görebilir miyiz hiç sanmıyorum..