Benim 3K ismini verdiğim tehdidi,hepiniz yakınen bilirsiniz aslında.

0
543

Her zaman şikayetçi ve ifrit olduğum bir konudur,bizi sömüren Kapitalist Küresel Kölelik sisteminin ( ben buna kısaca 3K diyorum ) bize: “siz hiç düşünmeyin,ben sizin adınıza düşünüyorum” demesi. Yani üçkağıtçı ve sinsi sistem der ki size aslında: “siz benim koyunlarımsınız,ve sizin hem sütünüzden hem de tüylerinizden istifade edeceğim her daim. Her karnım açıktığında,ya da canım istediği an da içinizden birilerini,kesip kesip kavurma yapıcam etinizden”

Bu 3K’yı, bir iki küçük örnekle ilişkilendireyim şimdi size. Konuyu daha iyi anlatma babında.

“Çök kalk” cezai yaptırımını bilirsiniz. Askerde uygulanan bir ceza sistemidir. Genelde de acemi birliklerinde olur. Belli bir sebebi olmasına gerek yoktur bu yaptırımın. Tamamen keyfidir. Süresini, bir onbaşının ya da çavuşun tatmin olma anı belirler.

Ya da ilköğretimde okuyan çoçuklara oynatılan bir deve cüce oyunu gibidir 3K sistemi. Oyun sizi yorar ve yanmamak için uğraşıp durursunuz. Oyunu kazanan çocuğunda ödüllendirildiği hiç görülmemiştir. Kazanan çoçuk,sadece bir kazanma duygusunun bir kaç dakikalık hazzıyla mutlu olur,o kadar..

3K,tüm toplumları,bir sürü birlikteliği ile bağlayıp,çeşitli hazlar ve iyi hissedizmlerle kendine çekip,kişisel beklenti ve arzularla;yerelleşmeden ve tüm değerlerinden koparır. Bunu da bir usta balıkçı kafasıyla yapar. Sizin de içinde diğer milyonlarca balıkla beraber yaşadığınız denize bir olta sallar. Oltanın misinasında sizin en sevdiğiniz yemler takılıdır. Siz de doğal olarak o yem’e gelirsiniz. O yemlerin birinin adı haz’dır. Bir diğer yem rahatlıktır. Bir başkası kolay yoldan sahip olmadır. Ve diğer yemlerde, aşk,sevgi,tatmin gibi bireysel duygusal arzulardır. 3K,bu yöntemi hiç sıkılmadan ve değiştirmeden dener. Ve insanlarda hiç bıkıp usanmadan yemeye devam eder. Çünkü hiç insan,oltaya takılıp avlanan insanın sonunu hiç bir zaman kendi gözleri ile görmez. Halbuki deniz, ne kadar geniş ve yiyecek bakımından ne zengindir..

3K,sizin sahibiniz olmak için çeşitli argümanlar ve metaryeller kullanır. Bunların başında TV gelir. Sonra gazeteler ve radyolar gelir. Ve son olarak da hayatımızda olmazsa olmaz hale getirdiği sosyal medyayı kullanır. Bu yayın organları başta reklamlar akabinde diziler ve filmler,yine haberler ve moda ile sağlıklı yaşam mesajlarıyla,sizi doğrudan tüketime sürükler. Üretim yalnız 3K nın işidir. Ve size her türlü üretimden uzak kalmayı tembihler.

Siz de,aynı çök kalk cezası gibi ya da deve cüce oyununda ki oyunculara dönüşürsünüz.

Bu 3K sisteminin,sizi uzak tutmayı başardığı 3 tane değer daha vardır. Bunların ilki sebat etmektir. İkincisi şükürdür. Üçüncüsü de paylaşmaktır. Yani bu 3 değer aslında sizi insan yapan 3 temel erdemdir.

İyi hissetme duygunuzu yükseltecek binlerce metodu sizin üzerinizde dener. Siz de zaman içinde, bir kobay faresi gibi,hiç itirazsız kabul edersiniz tüm deneyleri ve sözde ilaçları.

Peki 3K dan nasıl uzak kalınır ya da kurtulunur?

Bu beladan kurtulmak kolay değildir. Çünkü bunu başarmak,toplumdan, bilgiden,haberden,sanattan,teknolojiden ve spordan uzak kalmadan ama tüm bunlar üzerinden gelen metazoriyi kabul etmemeniz gerekir. Bugün: “ben 3K’nın hiç bir zaman esiri olmadım.Olmam da” diyenler, ya kendini kandırıyordur ya da sizi,kendince.

Fakat doğru bir mücadele ve disiplinle en az köle sınıfında bulunmak mümkün. Bunun için önce,belki klasik ya da klişe gibi gelecek ama temel insani değerlerle daha yakın ilişkiler kumanız gerekir.

Nedir bunlar?

Hemen sayalım;

İnanç,ahlak,vicdan,dürüstlük,samimiyet,empati,vefa,,aile bağı ve paylaşma..

Bu değerleri bulabileceğiniz kaynaklar ise hemen yanı başınızdadır aslında. Başta inandığınız dinin kitabı ve öğretileri. Ardından aile büyükleriniz. Bunlar da anne,baba,dedeler ve ninelerinizdir. Çünkü 3K nın en zor etkilediği ve ulaşmakta zorluk çektiği grup,bu gruptur.

Yine maddecilik ve teknolijinin getirdiği rahatlık ve tembellikten kurtulmanız gerekir. İnsan rahatı bulduğu an da,daha çok rahatı arayan tek varlıktır.

Yaşamsal ihtiyaçlar dışında sahip olmak istediğiniz her nesneye, ihtiyaç mı yoksa lüks mü? gözüyle bakabilme meselesi var bir de. Kanaatkar ve sebatkar bir toplum oluşturmanın temelinde bu yatar.

Yine “herkeste var,bende niye yok” düşüncesi var,bir hastalık olarak beynimizde yaşattığımız. Herkeste olan niye sizde de olmalı? Bunu bir kere daha düşünün. Sizin metabolizmanız,fiziksel yapınız,fıtratınız,tıynetiniz,aileniz ve aldığınız eğitim nasıl olur da herkesle aynı olabilir? Siz,ancak sizi doyuracak ve tatmin edecek kazanımlarla mutlu olabilirsiniz.

Son olarak “yeni” kavramı var dikkat etmeniz gereken. Sürekli yenilenme ve yenileme arzunuzun,nasıl koca bir tüketim canavarına dönüştürdüğünü bir düşünün lütfen. Dünyada ki yaradılış gereği,yaratılan her şey eskiyip yok olurken,sizin bu yenilenme ve yenileme isteğiniz nedir? Eskimek yıpranmaktır evet, fakat bu yıpranma bir dizi yaşanmışlıklar ve onların getirdiği kazanımlarla doludur.

En çok meyveyi en yaşlı ve olgun ağaçtan alırsınız.

En iyi şarap eski olandır.

En güzel öğütler ve tavsiyeler gençlerden değil yaşlı filozof ve alimlerden çıkar.

Tüm antikalar en yeni aletlerden daha pahalıdırlar ve az bulunurlar.

Estetik ve botoks yaptırmadan genç kalmayı başaranlar,her zaman dünyanın en genç ve güzel kızından değerli bulunur.

İşte bu sebeple, yeniye ayak uydurmak,fakat her yeniliği çabucak sindirmemek çabucak soğumamak gerekir.

Son tahlilde 3K’nın toplumsal tehditlerini kendimce göstermeye. Ve bu tehditlere karşı mücadele yollarını nacizane,anlatmaya çalıştım.

Artık zaman, 3K’yı en büyük düşmanımız ilan etme zamanıdır. Sahip olduğumuz toplumun dinamikleri,bu tehditleri bertaraf edebilecek güçtedir. Umarım hem devlet hem de tüm halkımız ortak bir mücadelede,omuz omuza verirler artık..

-Tevfik Sadi