İçimizdeki Tardigrad’a Sarılmak

İnsan hayatı boyunca türlü fırtınalarla, streslerle boğuşup duruyor. Hastalıklar, kazalar, ilişkilerdeki karmaşalar derken dertler çığ gibi büyüyebiliyor. İşte tam bu anlarda, doğanın en sempatik ve dayanıklı süper kahramanı tardigrade, yani su ayısı aklımıza gelse ne güzel olur!

​Bu minik dostumuz; mutlak sıfırdan kaynar sulara, yüksek radyasyondan uzay boşluğuna kadar her şeye meydan okuyor. Hani biz de uzun süreli sıkışmışlıklarda veya hayatın getirdiği o bunaltıcı süreçlerde, tıpkı bir tardigrade gibi kendimizi geçici bir kış uykusuna almışçasına izole etsek… Ailevi gerginliklerde veya işte haksızlığa uğradığımızda o gerginliğin içine çekilmek yerine; tıpkı bu canlının olumsuz koşullarda kendini koruyucu bir küre haline getirip beklemesi gibi zihnimizi koruma moduna alabilsek… İçsel gücümüzle olayların dışından sakinlikle baksak ne şahane olurdu!

​Olayların bizi yıpratmasına izin vermek yerine, bu minik kahraman gibi dayanıklılık pelerini kuşanıp sabırla beklemeyi becerebilsek, hayatın tadını çok daha keyifli çıkarabilirdik.

Stresslaxing; Verimsizliğime kurumsal bir resmiyet kazandıran tabir

Bazen kelimeler, içimdeki o kaotik huzursuzluğu tarif etmekte yetersiz kalır sanırdım. Ama bugün sosyal medyada karşıma bir görsel çıktı ve bam! Nokta atışı yapmış. Görselde “Stresslaxing” diye bir terim tanımlanıyor. Türkçe meali şu: “Stresini atmak için dinlenmek istediğinde, seni strese sokan şeyle ilgilenmediğin için daha çok strese girmek.”

​Bu kadar kısa, bu kadar öz ve bu kadar acımasız bir açıklama olamaz.

​Hani o “Oh, bugün işler bitti, biraz uzanayım da dizi izleyeyim” dersiniz ya. Tam o sırada beyninizin derinliklerinden bir ses yükselir: “Ama yarın o raporu teslim etmen lazım, şu an dinlenerek vakit kaybediyorsun, başarısız olacaksın!”

​Sonuç? Ne dizi izleyebiliyorsunuz ne de raporu yazıyorsunuz. Sadece kıvranıp duruyorsunuz. Bu tam bir kısır döngü. “Dinlenme” denen eylem, suçluluk ve anksiyete dolu bir işkenceye dönüşüyor.

​Yani, bir dahaki sefere kanepede uzanırken tavanı izleyip kendimi suçlu hissettiğimde, bunun geçici bir “stresslaksasyon” anı olduğunu bileceğim. En azından artık adını koydum: Stresslaxing. Kulağa biraz havalı da geliyor sanki, değil mi? Yoksa sadece daha çok strese mi girdim? Kafam çok karışık.

​Neyse, bu muhabbetin üzerine gidip biraz daha stresslaxing yapayım. En azından verimsizliğim artık resmiyet kazandı.