Montella’yı en sonunda nasıl olduysa aryık kovmayı başarmışlar… Hem de çok geç alınmış bir kararla. Adam, Türk milli takımının oturmuş yapısını tamamen bambaşka, santraforsuz ve ne oynadığı belli olmayan ruhsuz bir taktiğe evritti. Elimizde bu kadar kaliteli oyuncu varken onları resmen harcadı. İşin garibi ruhunu kaybeden oyuncuların alternatiflerini de kadroya almadı. İşin kötüsü, bunca başarısız sonuca rağmen federasyon ona sürekli destek çıktı ve Montella da doğal olarak kendini vazgeçilmez sanma hatasına düştü. Hatta bu süreçte kendini Türk hissetmeye bile başladı ki bu durum gerçekten komikti. Federasyonun bu süreçteki Montella’yı kovma tutumu ise tam bir skandal; adam burada yokken görevine son verip bir de utanmadan kendisine teşekkür edip “Başkanımız Montella İstanbul’a dönünce yüz yüze görüşecek” diye açıklama yapması tamamen saçma bir üslup ve aptalca bir yönetim tarzı. Şimdi Montella’dan da federasyona karşı sitemkar ve laf sokan bir açıklama beklemesek olmaz. Ama asıl Sıkıntılı kısım işte şimdi başlıyor; Montella sonrası yeni hoca arayışı… İnşallah tekrar saçma sapan bir yabancı getirilip tüm düzen bozulmaz. Yerli hoca seçilirse de bu baskıya dayanabilir mi, orası meçhul. Ancak benim gönlüm, genç, yerli ve 40-50 yaşını geçmemiş vizyoner bir hocadan yana. Sabırla, en az 3-4 yıl şans verilmesi şart. Nuri Şahin veya Selçuk inan gibi isimler bu jenerasyonu çok iyi yönetebilir. Arda Turan’a gelirsek, daha vakti var; Çünkü Turan çok sinirli ve medyayla eğer sonuçlar kötü giderse sürekli gerilim yaşayabilir. Bence bu potansiyeli şimdiden göreve getirip daha yıpratmamak lazım.Umarım hayırlı bir teknik adam bulmayı başarırlar.
Mancini Memnun, Taraftar İsyanlarda
Maaşlar ödeniyor, uçaklar kalkıyor, pilotlar dönüş yolunda Montella ve takımla gurur duyuyor; peki ya sahadaki gerçekler? Son dört maç, dört mağlubiyet ve koca bir hayal kırıklığı. İtalyan teknik direktör Mancini’nin Montella için “çok güzel iş çıkardığını düşünüyorum” demesiyle, Montella’nın uçaktaki iyimserliği, koca bir milletin sabrını artık tamamen tüketmiş durumda. Yerli bir hoca olsa çoktan kapının önüne konulacakken, bu ayrıcalıklı kredinin nedeni ne ve bu gidişata daha ne kadar seyirci kalınacak? Herhalde sıfır galibiyetle döndüğümüz zaman istifa edecek inşallah.
Biz hep Fransayla oynasak keşke..
Bu maç sonunda anladım ki,bizim çocuklar iyi takımlara karşı daha dirençli ve yüksek tempoda oynuyor. Andoraymış,Moldovaymış bunlar hep hikaye. Futbolun kalitesi ve seyir zevkine engel olan takımlar bunlar. Bence Fifa,dünya ve avrupa şampiyonalarını kendi içinde iki gruba ayırmalı. Yani Andora ve Moldova gibi ülkeleri kendi içinde liglemeli. Grupları ilk üçte bitiren takımlar daha sonra tek bir ligde karşılaşmalı. Tabi bu benim fikrim. Futbolda geri olan takımlar yalnızca puan ve averaja katkı yapıyorlar. Keza 90 dakika kendi ceza sahalarından çıkamıyorlar.
Neyse..
Gelelim maça. Fransa gerçekten iyi hazırlanmış maça. Neredeyse maçın 70 dakikalık bölümünde harika oynadılar. Ta ki son 20 dakika da bittiler. Tabi bu sürede milli takımda maçı kendi yarı sahasında kabul etti. Kaleci Mert, maçın 3 kader adamından biri oldu bu bölümde. Valla yanlış saymadıysam 6 tane kritik kurtarışı var. İlk yarıyı gol yemeden atlatma hedefine ulaşınca biz. Bu sefer Fransa strese girdi. Mert önünde ki Merih ise yine çok kritik pozizyonlarda öne çıkan isimdi. Müthiş bir konsantirasyona sahipti. Kader adamlarının ikincisi Merihti.

Maçın ikinci yarısı ileri çıkmaya başladık. Tabi Fransa’da ilk maçtan bizi iyi bildiği için tedbiri elden bırakmayıp geriye yaslanmaya başladı. Valla Ozan ve Burak biraz dikkatli olsa maçta öne çıkma şansımızda vardı. Hele Ozan,arada karga avına çıktı desem hiç ayıp olmaz. Yalnız yine dikkatimi çeken bir konu var. Takım ileri çıkarken çok ağır hareket ediyor. Topu yarı sahadan ileri çıkarırken çok düşünen futbolcularımız var. Hele o çıkış anında yaptığımız top kayıplarımız yok mu? Yüreğim ağzımda izledim o anları. Allah’tan Fransa beceriksiz oynayınca ve Merih de harika bir şekilde açıkları kapatınca gol yemeden atlattık o tehlikeleri.
Ve maçın 3. kader adamı Kaan Ayhan.. İlk maçta yüzümüzü güldüren adam,bu maçta da harika bir gol attı. Ben bizim bir kaç futbolcumuzun soğukkanlılıkta, Avrupa’lı futbolcular kadar iyi olduğunu düşünüyorum. Bu isimler de Merih,Mahmut ve Kaan Ayhan elbette. 90 dakika aynı konsantrasyonla mücadele edebiliyorlar. E milli takımda son iki maçını 80. dakikadan sonra kazanmaya alışınca, biz de son düdüğü duyana kadar takımızdan illa bir gol gelecek diye bekler olduk. Bugün de aynen böyle oldu.
Maçın sonunda ise üzülen Fransa’yı ve hazımsız Fransız rejisinin çirkinliklerine şahit olduk. Zaten bu Fransa,tarihin hiç bir döneminde sevememiştir. Her halde dans’ı yasaklamamızın acısını halâ çekiyorlar 🙂 Futbolcularımızın golden sonra ki Asker selamı da batmış olacak ki, o anın görüntüsünün bir karesini bile yayına vermediler. E maç bitti bizimkiler tekrar selâm verdi türübüne,onu da kestiler. Hayır noluyo kesince anlamıyorum ki? Orada ki 35 bin taraftar görüyor sonuçta. Ya da ne biliyim o selâmın Suriyede ki kahraman Askerimize ulaşmayacağını mı sanıyorlar? Eğer öyleyse bunlar gerizekalı!

Sonuç olarak Fransa’da,Fransanın elinden alınan grup liderliği( ikili averaj ) Türk milletine ilaç gibi geldi. Hayırlı uğurlu olsun. Rabbim, 13 Kasımda ki İzlanda maçında da güldürsün yüzümüzü.. ( Ki yanılmıyorsam Başkan Erdoğan ve Trump görüşmesi var aynı gün.. )



