Biz hep Fransayla oynasak keşke..

Bu maç sonunda anladım ki,bizim çocuklar iyi takımlara karşı daha dirençli ve yüksek tempoda oynuyor. Andoraymış,Moldovaymış bunlar hep hikaye. Futbolun kalitesi ve seyir zevkine engel olan takımlar bunlar. Bence Fifa,dünya ve avrupa şampiyonalarını kendi içinde iki gruba ayırmalı. Yani Andora ve Moldova gibi ülkeleri kendi içinde liglemeli. Grupları ilk üçte bitiren takımlar daha sonra tek bir ligde karşılaşmalı. Tabi bu benim fikrim. Futbolda geri olan takımlar yalnızca puan ve averaja katkı yapıyorlar. Keza 90 dakika kendi ceza sahalarından çıkamıyorlar.

Neyse..

Gelelim maça. Fransa gerçekten iyi hazırlanmış maça. Neredeyse maçın 70 dakikalık bölümünde harika oynadılar. Ta ki son 20 dakika da bittiler. Tabi bu sürede milli takımda maçı kendi yarı sahasında kabul etti. Kaleci Mert, maçın 3 kader adamından biri oldu bu bölümde. Valla yanlış saymadıysam 6 tane kritik kurtarışı var. İlk yarıyı gol yemeden atlatma hedefine ulaşınca biz. Bu sefer Fransa strese girdi. Mert önünde ki Merih ise yine çok kritik pozizyonlarda öne çıkan isimdi. Müthiş bir konsantirasyona sahipti. Kader adamlarının ikincisi Merihti.

Maçın ikinci yarısı ileri çıkmaya başladık. Tabi Fransa’da ilk maçtan bizi iyi bildiği için tedbiri elden bırakmayıp geriye yaslanmaya başladı. Valla Ozan ve Burak biraz dikkatli olsa maçta öne çıkma şansımızda vardı. Hele Ozan,arada karga avına çıktı desem hiç ayıp olmaz. Yalnız yine dikkatimi çeken bir konu var. Takım ileri çıkarken çok ağır hareket ediyor. Topu yarı sahadan ileri çıkarırken çok düşünen futbolcularımız var. Hele o çıkış anında yaptığımız top kayıplarımız yok mu? Yüreğim ağzımda izledim o anları. Allah’tan Fransa beceriksiz oynayınca ve Merih de harika bir şekilde açıkları kapatınca gol yemeden atlattık o tehlikeleri.

Ve maçın 3. kader adamı Kaan Ayhan.. İlk maçta yüzümüzü güldüren adam,bu maçta da harika bir gol attı. Ben bizim bir kaç futbolcumuzun soğukkanlılıkta, Avrupa’lı futbolcular kadar iyi olduğunu düşünüyorum. Bu isimler de Merih,Mahmut ve Kaan Ayhan elbette. 90 dakika aynı konsantrasyonla mücadele edebiliyorlar. E milli takımda son iki maçını 80. dakikadan sonra kazanmaya alışınca, biz de son düdüğü duyana kadar takımızdan illa bir gol gelecek diye bekler olduk. Bugün de aynen böyle oldu.

Maçın sonunda ise üzülen Fransa’yı ve hazımsız Fransız rejisinin çirkinliklerine şahit olduk. Zaten bu Fransa,tarihin hiç bir döneminde sevememiştir. Her halde dans’ı yasaklamamızın acısını halâ çekiyorlar 🙂 Futbolcularımızın golden sonra ki Asker selamı da batmış olacak ki, o anın görüntüsünün bir karesini bile yayına vermediler. E maç bitti bizimkiler tekrar selâm verdi türübüne,onu da kestiler. Hayır noluyo kesince anlamıyorum ki? Orada ki 35 bin taraftar görüyor sonuçta. Ya da ne biliyim o selâmın Suriyede ki kahraman Askerimize ulaşmayacağını mı sanıyorlar? Eğer öyleyse bunlar gerizekalı!

Sonuç olarak Fransa’da,Fransanın elinden alınan grup liderliği( ikili averaj ) Türk milletine ilaç gibi geldi. Hayırlı uğurlu olsun. Rabbim, 13 Kasımda ki İzlanda maçında da güldürsün yüzümüzü.. ( Ki yanılmıyorsam Başkan Erdoğan ve Trump görüşmesi var aynı gün.. )

Tarih yazmayalı uzun zaman olmuştu.. Helâl olsun çocuklar

Türkiye Fransa maçını izliyorum.

Maç Konya’da. Konya bu tip maçlarda hem iyi bir ev sahibi, hem de çoşkusunu hiç kaybetmeyen bir taraftara sahip.

Konya Büyükşehir Stadyumu

Maç başlıyor. Milli takımın oyuna olan adaptasyonu biraz düşük. Sanki Şenol Güneş’in maç öncesi açıklamasını biraz farklı algılamışlar. Güneş : Bu maçın sonucu çok önemli değil, çünkü bizim rakibimiz İzlanda” diye yaptığı açıklamadan bahsediyorum. Oyunu geride ve kontrollü oynama derdindeler. Oyunun ilk 15 dakikasında, Burak ve Cengiz neredeyse ileride topla hiç oynamadan ileri geri koşuyorlar kendi yarı sahalarında…

Fransa ise bizim takıma uymuş, tek kale bir maç oynuyorlar. Arada bir iki gol girişimi Grizman’dan geliyor. Fakat çok cılız. Sanki Fransa’da, top oynama hevesi yok yok gibi. Kenarda, kulübeden çıkmayan Didier champs da oyuna sadece seyirci, yardımcısı ile muhabbet ederken.

Derken Şenol hoca maçın 20.dakikasından sonra “ileri çıkın” diyor takıma. İşte bu,maçın düzenini değiştirmeye başlıyor. Takım olarak orta sahaya iyi yerleşiyoruz. Dolayısıyla Fransa da biraz geriye yaslanıyor.

Sonrasında ufaktan ataklarımız başlıyor. Golün geleceğini hasbel kader hissettiriyor bu hareketlilik. Bir de Burak Yılmaz’a yapılan fauller rakip sahada duran top’tan organizasyonuyla öne geçme fırsatı yaratmaya da başlıyor

Ve işte Zeki ile gol geliyor. Fransızlar şok! Bu gol Fransa’nın konsatrasyonun içine ediyor. Ve dakika daha 32..

Bu golün akabinde, bizim çoçukların güveni de tavan yapıyor. Maça ortak olan Milliler bu golden sonra rakibin üstüne Cengiz ve Burakla daha çok geliyor. Ve ikinci gol Cengizden geliyor. Gerçekten klas bir golle takımını iyice rahatlatıyor Cengiz.

Son 15 dakikada ataklar  ciddi anlamda artıyor. Biraz dikkat etsek 3 ve 4. golü atmak içten bile değil..

Oyunun ikinci yarıya nasıl giricez, nasıl oynacağız çok emin değilim ama, bu milli takım, önümüzdeki on yılın yıldız ve takımda demirbaş oynayacak oyuncularla dolu olduğu kesin.

Ve Cengiz Ünder.. Bu adam milli takımın başına na son 5  yılda gelmiş en iyi şey. Tam bir profesyonel ve şımarıklıktan uzak.. Umarım hiç bozmaz kendini.

Şenol Hoca da takımın tam zamanında başına geçti. Allah yardımcısı olsun…

———————————- Devre arası..

Ve ikinci yarının sonu da gösteriyor ki bu çoçuklar bu yoldan kolay kolay dönmeyecekler.. Tarihimizde ilk defa yeniyoruz Fransa’yı. Ve Şenol hocaya kısmet oluyor bu şahane oyun ve galibiyet. Tabiri caizse, göstere göstere yeniyoruz.

Gencecik bir takım, Fransa’ya mücadelenin, arzunun ve gayretin ne olduğunu gösteriyor. Pogba ve Grizman sahada kayboluyor. H grubunda 3 te 3 yapmanın mutluluğu yaşadığımız şuanda..

Bu maç gösteriyor ki Şenol Güneş artık vites büyütmeli. Hedef artık belli. En az yarı final oynamak. İnanırsak olur bence..

Bu gurur hepimizin olsun..Tebrikler A Milliler..

Teşekkürler Çocuklar..