TRT “Uyanışla” geri dönüyormuş. Sevindim tabi

Kim ne derse desin, dönem dizisi deyince TRT’nin eline kimse su dökemez. ( Muhteşem yüzyıl dizisi ve Bir zamanlar Çukurova istisnadır ) Bu gelenek son 30 senedir hiç değişmedi. TRT, malumunuz Diriliş Ertuğrul ile bu alanda raiting’leri alt üst etmişti. Gerek senaryo, gerekse başrol oyuncuları tercihi muhteşemdi. Kast ve kurguda cuk oturmuştu diziye. Ardından dizi aynı formatla ATV’ye Kuruluş Osman olarak transfer olmuştu. Ben Kuruluş’un Diriliş kadar izleyici yapamayacağı tahmininde bulunmuştum. En başta Burak Özçivit ismi ve kast bana çok popüler geldi. Ardından senaryo ve efektlerin Diriliş dizisinden pek farklı olmayacağını söylemiştim. Bugüne baktığımda tahminlerimin doğru çıktığını söyleyebilirim. Kuruluş Osman dizisi, çıtayı yükseltmek yerine Diriliş Ertuğrul’u taklit edince yerinde saydı.

Ve işte TRT de bu yerinde sayışı farkettiği anda düğmeye bastı. Ertuğrul tadında ve Selçuklu dönemini anlatacak harika bir dönem dizisi hazırlıklarına başladı 2-3 ay önce. Başta Nizam-ı Alem ismi verildi diziye. Sonra baktılar ki bu isim, ağır ve daha çok Osmanlı dönemini çağrıştırıyor, vazgeçildi. Onun yerine Uyanış Büyük Selçuklu ismi daha uygun görüldü. Ki bencede harika oldu bu isim. Çünkü Ertuğrulgazi ile başlayan Selçuklu hayranlığımız, bu isimle yaşamaya devam ettirilecekti.

Bilirsiniz bir film ya da dizi yayına girmeden önce harika tanıtım fragmanları yayımlanır ilk önce. Kitle heyecanlandırılır. Fakat dizi yeterli kalitede değilse, devamında verilecek tanıtımlarda ayakta tutmaz diziyi. Kuruluş Osman’a kesinlikle kötü diyemem. Fakat bu diziyi izleyenlerin çok büyük bir bölümünün diziyi, Ertuğrul’un mirası olarak izlediğini biliyoruz. Mesela bende diziye başta o mirasa sahip çıkmak için bakmıştım bir iki bölüm. Fakat sonra bıraktım. Açıkçası beni doyurmadı.

Ve şimdi Uyanış Büyük Selçuklu dizisine güveniyorum. Bir kere başroller çok iyi ve çok medyatik olmayan oyuncularla dolu. Oyunculukları hem çok şeyler vadeden hem de duayen olma noktasına ulaşan isimlerden kurulmuş.

Dizinin senaryosu ise Ertuğrulgazi’nin senaristi de olan bir isme, Serdar Özonolan’a emanet. Bir kere dizinin fragmanı bile kurgu ve görüntünün Kuruluş Osman”ın çok üstünde. Sanırım bu fragman ATV ye soğuk terler döktürmeye yetmiştir. 🙂

Dizi 28 Eylül’de başlıyormuş.E çok bişiyde kalmadı aslinda. Vatana millete hayırlı olsun yeni kahramanlarımız 😉

 

 

 

Mikael Nyqvist’in kime benzediğini bulmanın rahatlatıcılığı tarif edilemez..

​Bazen hiç olmadık bir şeyler kafanıza takılır. Sokakta birini görürsünüz, tanımıyorsunuzdur ama tanıdık gelir. Belki de gerçekten tanımıyorsunuzdur fakat çok yakın tanıdığınız birini çağrıştırmıştır; siz de “Bulacağım!” diye ölürsünüz. Ya da bir sanatçının muhabbeti geçecektir arkadaşınızla otururken. Adı dilinizin ucundadır ama gelmez bir türlü. Çıldırmanıza ramak kalır da yine de söyleyemezsiniz, ta ki birkaç gün geçer ve bulursunuz; ya araştırıp ya da bir anda…

​İşte benim aklıma takıldı bir oyuncu bu akşam. Star TV, çoğu zaman yaptığı gibi John Wick filmini vermişti, birinci bölümünü verir en çoğu da. Neyse, işte o filmde kötü rolde oynayan bir oyuncu vardır: Mikael Nyqvist. İşte onu izlerken bu oyuncunun bizim Türk oyunculardan birine benzediğini fark ettim. Bizim oyuncunun yüzü aklımda fakat ne adını biliyorum ne de oynadığı dizileri. Sen Google’a gir sonra, ara Türk dizileri kötü adam rolleri oyuncuları…

​Ara ara yok, ara ara yok arkadaş! Sonra birden aklıma TRT’de eski dönemlerde yayımlanmış bir dizi geldi; Bir Yusuf Masalı‘ydı dizinin adı. Dedim, kesin orada oynayan bir adamdı. Girdim baktım dizi oyuncularına, İsmail Hakkı Ürün çıktı karşıma. Evet, Mikael Nyqvist’e az bir benzerliği vardı ama değildi Mikael’in benzediğini düşündüğüm oyuncu.

​Allah’ım, çıldıracağım! “Kim bu? Kim bu?” derken gözümün önüne Diriliş Ertuğrul dizisi geliverdi. Dedim, bir şansımı deneyeyim. Girdim ve başladım bu sefer de Google’da Ertuğrul dizisi kötü rol oyuncularını aramaya. Allah’ım, herkes çıktı, aradığım çıkmıyor; sıyırmak üzereyim artık! Ama “Yılmayacağım be!” diyerek aramaya devam ettim. Son 3 sezonunu çok sıkı takip ettiğim dizide böyle bir oyuncu yoktu, eminim. Bu sefer de yine Google’da Ertuğrul dizisi birinci ve ikinci sezon cast diye aramaya başladım.

​Yine yok. Yani liste var fakat fotoğrafları olmadığı için bulamıyorum. Sonra dedim, görsellere bakayım. İşte görsel aramalarına bakarken Korkut Bey rolündeki Hüseyin Özay’ı gördüm. “Aha!” dedim, “Evet, işte aradığım oyuncu bu Korkut Bey’e yakın olan bir adamdı.” Hatırlıyordum. Bu sefer de çok saçma olsa da şöyle bir arama yaptım arama motorunda: “Korkut Bey’in adamı”.

​Evet, komik bir arama ifadesiydi ama o an aklıma geldi. Saçma olsa da tüm bulma ihtimallerini denemeliydim. Ve işte o an… Google görsellerde karşımda duruyordu aradığım oyuncu: Dizide Gümüştekin Gazi rolünü canlandıran Mehmet Polat!

​Allah’ım, o an nasıl bir mutluluk… Nasıl bir rahatlama… Nasıl bir gurur, anlatamam! Üstümden tonlarca yük kalktı sanki. Elin adamlarını birbirine benzetip sonra da onları eşleştirmek için Google’da 1 saat arama yapmak ne büyük bir zaman kaybıdır oysa! “Sana ne! Kim kime benziyorsa benziyor.” diyeceksiniz ama inanın hiç öyle değil, bunu yaşayan bilir.

​Şimdi bu hikayeden sonra bana şunu söyleyin bir zahmet: Birebir benzemiyor mu Polat ve Nyqvist?

Benzemiyor diyen, MHRS’den göz doktorundan randevu alsın bence. Polat, Nyqvist’in Türkiye versiyonu be! (Mehmet Polat bir on yıl sonra daha çok benzer görün.)

​Neyse… Bitti çok şükür mevzu.

Bu adam Mehmet Polat

Bu aşağıda ki adamsa meşhur Mikael Nyqvist..

 

 

Vazife ve itaatsizlik üzerine..

Diriliş Ertuğrul dizisinin geçen bölümünde, Ertuğrul’un Bamsı’yı görevden almasıyla sonuçlanan diyalog çok önemli bir konuya vurgu yapıyordu.

Ertuğrul, Bamsı’ya verdiği vazifenin yerine gelmemesi üzerine çok sinirlenmiş ve Bamsı’nın iyi niyetiyle vazifede insiyatif kullanmasına çok büyük bir tepki göstermişti. Alp başı görevinden azledilen Bamsı bunu kendine yediremese de itaat’ini kaybetmemişti.

Bu yaşanan diyalag bana,  alt-üst ilişkilerini, itaati, sorumluluk duygusunu ve tabi olma gibi dsiplinel davranış biçimlerini sorgulattı. Bir makam sahibi olan insanın, üstlerince belirlenen kural ve vazifeleri eksiksiz yerine getirebilmesi, insiyatif alanı ve hata yapma olasıkları muazzam bir görecelik barındırır içinde.

Verilen görevi an’ın getirdiği beklenmedik durumlarda yerine getirememek affedilmeyen bir davranış mıdır? sorusu, herkesin farklı bakış açısına göre değişir. Verilen görevi yerine getiremeyenin kişinin sebebi, gevşeklik ya sorumluluktan kaynaklanmıyorsa affedilebilirliği olmalı diye düşünüyorum kendi adıma. Tabi, bu af’fa uygun görülmesi için sorumluluğunu yerine getirmeyen kişinin gerekçesi ve ortaya çıkan sonucun olumsuz olma oranı da pek önem arzediyor. Eğer telafisi olmayan sonuçlar doğmuşsa işte o zaman sorumluluğu veren üst’ün affına uğramakta çok zor.

Sorumluluğu alan kişi, yaşanan olayın seyrine göre verdiği kararı uygularken doğacak her türlü sonucu kestirebilmek zorunda. Vazifenin gereğini yerine getirememesinin sonucunu, bir şekilde pozitife çevirebilmesi olmazsa olmaz bir kural.

Dizide, Bamsı Ertuğrul’un kendisine verdiği görevi o an hesapta olmayan bir aksiliği gidermek için yerine getirmiyor. İyi niyetle kullandığı insiyatifle o an ki aksiliği gideriyor fakat devamında daha büyük sıkıntılara uğratıyor obayı.

Bu hikaye, Nasreddin Hoca’nın ” valla hanım sende haklısın” hikayesine benzer bir durum. İki farklı açıdan bakıldığında emri vereninde, emri yerine getirmeyenin de haklı olduğunu söylemek mümkün. İşte böyle durumlarda insiyatif alan kişinin ortaya çıkacak sonucun, sonuna kadar arkasında durması gerekiyor.

Sorumluk ve emre itaat dediğimiz kavramın şekil ve şemalini belirleyen otoritenin, işi bilen ve o işin uzmanı olmuş kişilerce belirlenmiş olmasından dolayısıyla eksiksiz bir itaat şart. Elbette ki bu kural koyucunun liyakat sahibi olması da olmazsa olmazlardan. Fakat yukarıda açıkladığım gibi hesapta olmayan aksilikler cereyan edince, görev ehliyeti alan kişinin duruma müdahale biçimini göstermesi anlamında insiyatif alması, ana sorumluluğunu yerine getirmesi mecburiyetinden kaynaklı olarak kaçınılmaz.