
Türkiye’nin 5’inci yüz naklini olan Recep Sert, Bilecik’te bir iş yerine silahlı saldırı düzenlediği gerekçesiyle eşinin de aralarında bulunduğu 3 kişiyle birlikte gözaltına alınmış.
Mevzunun detayına baktım. Recep Bey bir çiğ köfte dükkânı devralmış. Sonra devraldığı dükkân sahibiyle aralarında anlaşmazlık çıkmış ve bizim Recep Bey de hemen silaha sarılıp gidip dükkân basmış.
Halbuki ne gerek vardı bunlara, diye düşündüm haberi görünce. Türkiye’de yüz naklinin başarıyla gerçekleştirildiği 5. adam olmuşsun; gidip uğraştığın işe bak.
Krizi fırsata çevirmek diye bir şey var. Yüz nakli dediğimiz olay mühim bir olay. Belki de tüm yaşamını olumsuz sürdüreceğin süreçleri Türk doktorlarının başarısı sayesinde ortadan kaldırmışsın. Bu operasyonu Avrupalı bir vatandaş geçirseydi gidip hemen bir kitap çıkarırdı. Yeni bir yüzle topluma tekrar katılmanın getirdiği artı ve eksileri anlatırdı. Kitabın adını da dikkat çekmek için “Ben İki Yüzlü Adam” falan koyardı. Recep Bey de yazıvereydi bir kitap; adını “İki Yüzlü Bir Recebim” koyaydı (nasıl isim ama?).
E, şimdi içinizden “Adamda kitap yazacak kabiliyet var mı ki yazsın?” diye soranlar olacaktır. Onu da söyleyeyim: Bu zamanda kitap yazmak ve bastırmaktan daha kolay bir şey yok, inanın!
Recep Bey de güzelce oturup, tamamen kara düzen olarak imlaya, dil bilgisi kurallarına ve bütünlemeye hiç bakmadan düz bir şekilde yaşadıklarını bir kağıda döküp yine bir editör yardımıyla bu kitabı çok rahat bastırabilirdi.
Editörlüğe 3 bin, baskıya da 5 bin lira verip kendine güzel bir kariyer planı hazırlayabilirdi. Kitabını sosyal medyada tanıtıp, kendisini fark edecek TV programlarının davetlerine katılıp popülerliğini epeyce artırabilirdi.
Bu popülerlikle beraber bir iki eğitim sertifikası alıp (yaşam koçluğu, kişisel gelişim vb.) sağlık ve estetikle ilgili etkinliklerin vazgeçilmez yüzü olurdu.
Ve son olarak da eşini güzellik uzmanlığı kursuna gönderip hemen sonrasında bir güzellik salonu açabilirdi. Çiğ köfte dükkanında 5 bin kazanmak mı, yoksa bir güzellik salonundan 10 bin kazanmak mı?
Şaka maka da Recep Bey, onun için ayaküstü yaptığım bu kariyer planını görse, inanın bir dakika vakit kaybetmezdi.
E, şimdi ne oldu? Bir çiğ köfte dükkanı yüzünden sicilini kirletti. Krizi fırsata çeviremeyen binlerce insanın ordusuna yazdırdı adını. Yeni yüzünün nasibinde sabıka yemek varmış demek ki…






