Bob Dylon demişti ki bir sözünde..

0
897

 

Instagram’da Nilgün Bodur videosuna denk geldim şimdi. Uzun zamandır görmüyordum. Sonra dedim ki içimden: “belki uzun cümleler kurmayı bırakmıştır artık”  Oturdum seyrettim. Valla pek bir şey değişmemiş. Yine şiir’i anımsatan fakat bence şiirle alakası olmayan bir çeşit terapi tarzı geliştirmiş Nilgün hanım. Yalan olmasın, oturup saymadım fakat tahminimce 2 dakika 8 saniye süren videoda, heralde 300-400 cümle kurmuş olabilir. Aşırı uzun cümle kurup bir de o cümleleri afili kelimelerle donatma huyu yüzünden, bir türlü anlatamıyor derdini Bodur. Acaba kimse demiyor mu Nilgün hanıma: ” Azıcık yavaş anlat ve kısa cümleler kur” diye. Belki de diyorlardır.. Belki Nilgün hanım bu tarzını bile bile,ısrarla sürdürmek istiyordur. Bilemiyorum..

Yaşadığımız zaman garip süreçlerden geçiyor. Biraz acı çeken, biraz depresyona giren milyonlarca insan ani bir coşku içinde başka insanlarda mağdur olmasınlar diye, akıl fikir memuru oluveriyorlar bir anda. Günümüz insanlığını,Prof ayarındaki psikolog ve sosyologlar bile anlamak için deli gibi çırpınırken, bu memurların kime ne kadar faydalı olacağı da tartışmaya açık bir mevzudur kanımca..

Toprağı bol olsun aklıma Bob Dylon’ın o meşhur sözü geldi. Ne diyordu Bob amca : ” Birine yardım etmek istiyorsan sakın bir büyüklük yapıp akıl verme, keza öyle ki geriye kalan sana yetmeyebilir!”

Bu güzel sözden sonra kimseye akıl vermemek gerekli olduğuna bir kez daha emin olmamış olmama rağmen,yine dayanamayıp Nilgün hanıma nacizane tavsiyelerde bulunasım geliyor. 🙂

Neyse devam edeyim hikaye’ye. Sonra dedim ki içimden yine, o uyarıcı adam ben olayım. Ve hemencik, Nilgün hanımın tarzına çok benzer yarı şiirsi, yarı eleştirel bir yazı yazıverdim yorum kısmına. Biraz uzun yazdım ki, o da uzun anlatıyor ya, daha iyi anlasın diye. İnşallah işe yarar. 🙂

caksın..ceksin! Hayat bu kadar zor değil ya hu! İnsanın bir filozof gibi bir sosyolog gibi kılı kırk yarmasına ne gerek var? Uzun cümleler kurmak için çok kısa bu dünya. Şiir gibi düşünmek ,şiir gibi konuşmak lazım. Uzun bir şiirin kısa ve öz cümleleriyle anlaşmak lazım. Hep bir suçlu aramak değil insanlığın işi. Kendinde ya da başkasında aramak suçu, Allah’ım ne de yorucudur! Bu yorgunlukla suç ile hata arasındaki farkı unutmaktan doğdu bunca hezeyan. İnsanın savaşı ne kendisiyle ne de başkasıyla. İnsan savaşarak güçlü olacağını zannediyor. Halbuki insan yalnızca bir sabır,bir mücadele üzere yaratıldı. Mücadele, insanı ayakta tutandır, savaşlar değil. Takıntı yaptığımız hiç bir şey bizim değil. Takıntı yapışlarımızın en büyük nedenleri sahip olma ve dizginleyemediğimiz arzularımız..

Peki ne yapıcaz diyen soran olursa cevabım şu: Dünya’ya bir sevgili gibi bakmayacağız. İnsanları olduğu gibi göreceğiz kafamızda yarattığımız haliyle değil. Bir de gelecek diye bir şeye inanmayacağız. An’lar’ı kıymetli sayacağız. İçlerini uzun vadeli planlarla doldurmaya çalışmayacağız. Hem kendimiz hem de ihtiyaç sahipleri için fayda üreteceğiz. Mevzu bu kadar basit..

Nilgün Hanım’a saygılarımla..