
Anlaşılmak için çırpınmadığın yer evin olacak ama çırpındığın yer de sonun.
İlişkilerde ne kadar alıyorsak o kadar vermemiz gerektiği, ancak almaya açık olup vermeye geldiğinde fedakarlık veya sorumluluktan kaçanların problemin kaynağı olduğunu gösterir.
Çocukken zihnimiz boştur ve temel ihtiyaçlarımız için anlaşılmayı bekleriz. Büyüdükçe her şeyin karşılıklılık ilkesine dayandığını görüp önce anlamaya, sonra anlaşılmaya da ihtiyacımız olduğunu fark ederiz. Ancak bazı insanlar duygusal olgunluğu alamadıkları için sadece anlaşılmayı bekler ve anlamak istemezler. Bu durumda onları sevenler sürekli kendilerini anlatmaya ve ikna etmeye çalışır.
Umarım anlamaktan kaçanlar, bir gün kendi duyarsızlıklarının vicdan azabında ya da gönül sızılarında çırpınarak gerçeği görürler.




