Eylülün Dijital Sessizliği: Anı Yaşarken Mevsimleri Kaybeden İnsanlık

Eylülün o hüzünlü ve romantik ruhunun sosyal medya beğenilerine meze yapıldığı devir kapandı. Aslında o derin duygu son 15-20 yıldır yoktu, sadece edebiyat maskesi takan sayfalar şiirlerle ortalığı süslerdi.

​Şimdi ise insanlık yönünü tamamen kaybetti. Günlük yaşamın telaşı içinde her şey anlık yaşanıyor. Birileri tarafından uydurulan anı yaşa mottosuyla dünü unutan, yarını planlamaya korkan ve sürekli değişen yeni gündemlerle oyalanan kalabalıklar olduk. Artık mevsimlerin bile ruhu kalmadı vesselam.

Ortalık, küskünlerin dışarıda kaldığı bir similasyondur

İnsanın dünyaya küsmesi, aslında o devasa gezegene değil, onun üzerinde yaşayan insan kitlesine, topluma ve kurulu sisteme duyulan kırgınlığın bir ifadesidir. Küskünlükle birlikte kişi, o zamana kadar parçası hissettiği bu büyük sahneye aidiyetini yitirir.

​Bu noktada dünya, anlamını kaybeder ve bir “ortalık” haline gelir. Tıpkı sahibi olmayan bir meydanda, yine hiçbir yere ait olmadığını hisseden insanların oluşturduğu bir alan gibi…

​Ortalıkta olan sahipsizdir, korumasızdır ve her türlü tehlikeye açıktır. Bu sahipsizlik, bireyin sisteme karşı daha da soğumasına ve yabancılaşmasına yol açar. Kuralı, sahibi ve koruyanı olmayan bu alanda başıboşluk hakimdir ve bu durum, her an yeni bir savrulmayı da beraberinde getirebilir.

​İşte tam bu noktada, küsen insanın o düzene dahil olması gerekmez. Kişi, dışarıda kendi varlığını ve duruşunu koruyarak da var olabilir. Önemli olan, o karmaşanın bir gün mutlaka düzeleceğine, sahipsiz bir meydanın yerine doğru bir sistemle insanların huzur ve refahını sağlayabilecek bir yaşam alanına dönüşebileceğine olan inancı hiç kaybetmemektir. Yani ortalık değil, ortak payda’da birleşen insanlar.