iDon Ekosistemi: Telefonumdan Donuma Kadar Apple!

İnternette gezinirken dijital pazarlama, ürünler ve marka üzerine videolar çeken ve bu alanda bir şirketi olan Tayfun Acıyan’ın “iDon” videosuna denk geldim ve daldım derin düşüncelere.

​Kardeşimiz harika bir ironiyle özetlemiş durumu: “iPhone don çıkarsa alır mıyız?” Tabii ki alırız! Ama önce o donun İngilizce afili bir adı olurdu, adı “iDon” olurdu. Sonra lastiği için ekstra 29 dolar öderdik. İşte olay tam olarak bu; bir dokunulmazlık hikayesi.

​Marka takıntısı öyle bir hal almış ki, mantık devre dışı kalıyor. Samsung, Huawei veya Xiaomi katlanır telefon teknolojisini yıllar önce getirdiğinde kimseden “prestij kaybı” lafını duymazken, iPhone aynı şeyi gecikmeli yaptığında bu bir devrim gibi karşılanıyor.

​Asıl büyük hikaye, mükemmel bir ekosistem yaratıp kullanıcıları bu ağın içinde tutmakta yatıyor. Jobs sonrası dönemde Apple, stratejisini devrimsel yeni cihazlardan ziyade; kulaklık, saat ve bilgisayarların birbiriyle kusursuz çalışması üzerine kurdu. Artık akıllı saatlerden otomobillere kadar genişleyen bu ağlar, kullanıcıyı gerçekten markaya bağlayan ve ekosistem dışına çıkmayı zorlaştıran görünmez zincirler oluşturuyor.

​Ama en önemlisi, bizim ülkemizde vizyoner pazarlama yok. Çoğu sadece pazarda var olup hemen para kazanmaya odaklanıyor. Halbuki önce sağlam bir hikaye kurup onu iyi pazarlamak gerekirdi. Ancak yarın ne olacağını bilmedikleri için bu girdabın içine düşüyorlar, kurumsallaşamıyorlar.

​Benim bundan sonrası için gerçekten merak ettiğim şey: Gerçekten iPhone bir gün iDon çıkarır mı? Onu merak ediyorum, bir de üstüne yeni güncellemeleri de alsa mutlu olmaz mıydınız? 🙂

Kalite Kontrol Departmanı ve Başak Burcu İlişkisi

Burcum diye demiyorum ama, Başak burcu insanı bi başkadır. Bizim burcun o detaycı, titiz ve sürekli eleştiren hali dışarıdan bakıldığında çoğu zaman yanlış anlaşılır. Hatta bazen, Ahmet Muhip Dıranas’ın şiirlerindeki o derin ve sarsıcı dizeler gibi, hayatı ve etrafındakileri kusursuzlaştırmak adına gizli bir mücadele verirler. Toplumda onların bu titizliği genellikle yorucu veya takıntılı olarak etiketlense de, o bitmek bilmeyen eleştirilerin ve mücadelenin temelinde dünyayı daha iyi bir yer yapma arzusu yatar. Başak burcu, aldığı sorumlulukla ve derin bir iyi niyetle sevdiklerine daha güzel bir hayat yaşatmaya çalışır; ne yazık ki bu ince düşüncenin ve fedakarlığın kıymeti çoğu zaman yeterince anlaşılmaz.

​Hayatınızda bir Başak varsa aslında çok şey kazanırsın;

  • ​Düzen, plan ve öngörülebilirlik: Onun olduğu yerde hayat kaostan uzak, planlı ve huzurlu bir akışa kavuşur.
  • ​Kriz anlarında sarsılmaz bir sakinlik: Ortalık yangın yeriyken o, süper bilgisayar gibi çalışarak saniyeler içinde B planını devreye sokar.
  • ​Sevgi dili olarak hizmet: Sevgi sözcükleri yerine, yaşamınızı kolaylaştırarak, arkanızı toplayarak ve her detayı düşünerek sevildiğinizi hissettirir.
  • ​Kusursuz gözlem yeteneği: Sizi hırpalamak için değil, daha iyi olmanız için—kendi içlerindeki acımasız eleştiri aynasının bir yansıması olarak—doğru yönlendirmeler yapar.
  • ​Güvenilirlik ve sadakat: Duvarlarını aştığınızda karşınızda Zodyak’ın en fedakâr, güvenilir ve sadık dostunu bulursunuz.

​Ancak bu değerli varlıkları kaybetmek ve o ruhu mahvetmek isterseniz, atabileceğiniz adımlar oldukça bellidir:

  • ​Sorumluluk almayan kaotik bir partner olun: İşlerini sürekli yüzüne gözüne bulaştıran, sürekli kriz üreten ve tüm bu enkazı onun üzerine atan biri haline gelin.
  • ​Sürekli eleştirin ve değersizleştirin: Zaten içten içe kendini en çok eleştiren kişiyi, dışarıdan da sürekli eksiklerini yüzüne vurarak manipüle edin.
  • ​Tutarsızlıklarla ilgisizlikler yaratın: Mantık ve netlikle çalışan zihnini, “ne olduğumuz belli değil” diyerek gri alanlarla veya hissizlikle yorun.
  • ​Emeklerini görmezden gelin: Size hizmet ederek gösterdiği fedakarlıkları hiç umursamayın ve ona bir teşekkür bile etmeyin.

​Bir Başak burcu sabrının sonuna gelip sizi hayatından silmeye karar verirse, inanın bana geriye zerre kadar iz bırakmaz. Çok sabırlı oldukları ve uzun süre dayanabildikleri doğrudur; ancak o defteri kapattıklarında ve sizi tümüyle hayatlarından sildiklerinde, o kararın kesinlikle geri dönüşü yoktur. Bir Başak sizi sildiği an, varlığınız onun dünyasında tamamen son bulmuştur. sessizliği, kaybettiğiniz o düzenin ve güvenin yok oluşudur. Kıymetini bilin, çünkü bir Başak sizi hayatına aldıysa, o çemberden asla çıkamazsınız.

Başaklar can”dır kıymetini bilene..