Kasa Kumarı: Bim ve A101’de Tahmin Edilemeyenler

Bim ya da A101 fark etmez; o tanıdık reyonlar arasında kaybolur, gözün fiyatlarda, gönlün sepetinde bir tur atarsın. Her şey güzel, ta ki o büyük finale, yani kasaya gelene kadar.

​İşte o an, stratejik zekânın tavan yaptığı andır. İki kasa da boş, etrafta kimseler yok. Başlarsın içinden hesap yapmaya; acaba hangi kasa daha aktif? Acaba kasiyer arkadaş şu an reyonlardan birinde ürün mü diziyor, yoksa depoda gizli kahramanlık mı yapıyor?

​Büyük bir kararlılıkla sağdakine yönelirsin. Sen tam ürünleri banda dizecekken, o beklenen ses duyulur:

​”Diğer kasadan alayım!”

​İşte o an, yıkımın başladığı andır. Elindeki yirmi parça eşyayla, sanki olimpiyatlarda bayrak yarışı yapıyormuş gibi apar topar diğer kasaya koşarsın. Kasiyerle göz göze gelirsin, o hafif tebessümle gerçeği yüzüne vurur kasiyer: “Hiçbir zaman bilemiyorsunuz, değil mi?”

​Sende dersin ki, “Ya Hu keşke aktif olan kasada yanan küçük bir lamba, bir uyarı olsa. Hani ‘Buradayım’ diyen bir işaret… En azından o kadar erzakla yanlış kasaya yığılıp, sonra onları tekrar toplamak zorunda kalmayız.”

​Ama bilirsin ki, o kasa bilmecesi Bim’in ya da A101’in değişmez felsefesidir. Biz söylenir, üşenir, ama yine de o kasaya doğru süzülmeye devam ederiz. Çünkü ne de olsa, o gizemi çözememe ihtimali bile, hayatın küçük bir ironisi işte!