Yalnızlığı istedim. Çünkü nezaketi zayıflığın bir parçası, hoşgörüyü ödleklik, yücelmeyi böbürlenme fırsatı kabul eden kalabalığın terbiyesizliğinden usandım.
Halil Cibran.
Bu aralar çok feci ders çalıştığımdan olsa gerek, çok ciddi okuyorum. Bu okuma hali hem bir mecburiyet hem de bir keyif benim için. Çünkü okuduğum bölüm sosyoloji. Ve sosyoloji ve felsefe benim çok ilgi duyduğum birbirine neredeyse yapışık iki alan.
Sosyoloji okumak demek aslında bir çok bilimi de anlamak demek. Sosyoloji içine, edebiyatı, hukuk’u, tarihi, antroplojiyi, sanatı, coğrafyayı yani kısaca insanın dışarıda olduğu her yeri ve her ilişkiyi inceliyor ve irdeliyor. İşte Sosyoloji’nin içindekilere örnek verdiğim edebiyat da, aynı sosyoloji’nin bir alt dalı, psikolojonin de tüm içselliğini kendinde topluyor.
Edebiyat, leb-i Derya tabi. Ama var sanatsallığı ile bir insanın içine sığabilecek kadar, insana yakın..
Az önce şu geçenlerde size bahsettiğim Millet kıraathanesine geldim. Çok fazla bir değişiklik yok şuan için. Sadece burayı kullananların sayısında ciddi bir artış var.
Kitapların olduğu tarafa geldim. Şu 1-2 saatlik boşluğumu doldurmak için, şöyle ince bir hikaye ya da deneme kitabı aradım. Gözüme ilk çarpan Halil Cibran’ın “ermiş’i” oldu. ( 75 sayfa ) Hemen kitaplığın yanindaki masaya oturdum ve kitabı okumaya başladım.
Yaklaşık 30 dakika da bitiverdi kitap. Yani bir solukta okumuşum. Ermiş,’in dili o kadar şiirsi ve o kadar özlü sözlerle dolu ki bayıldı. Ermiş, içinde ki 28 başlıkta, insanın hayatta sahip olduğu ya da olamadığı demirbaş duyguları, ve buna ilave olarak yaşam biçimimizin içinde kendine yer bulan insana ait nesnelleri de anlatıyor.Yani Ermiş, bu diliyle Halil Cibran’ın en önemli eserlerinden olmayı hakediyor.

Kitabın içeriğinde ise vakti zamanında yaşayan bir Ermiş’in, Orphalese ismindeki bir yerleşim yerindeki halk’ın kendisinden faydanlanmak için sordular ve bu sorulara Ermiş’in verdiği cevaplar yer alıyor.
Kitabın baş karakteri olan ermiş’in,
Sevgi..
Özgürlük..
İnanç..
.. ve Evlilik gibi bir çok tanımı, harika benzetme ve betimlemelerle anlatışından keyifalmamak mümkün değil..
Bence kitaplığınızda en üst sıralarda kendine yer açtıracak bir deneme türü bu.
Tavsiyemizdir. Okuyunuz inşallah..

Halil cibran / Bize çocuklardan bahset / şiir
Sonra yavrusunu göğsüne bastırmış bir kadın söz aldı ve
…bize çocuklar’dan söz et, dedi.
Ve El Mustafa yanıtladı:
Sizin diye bildiğiniz evlatlar gerçekte sizin değildirler,
Onlar kendini özleyen Hayat’ın oğulları ve kızlarıdırlar.
Sizler aracılığıyla dünyaya gelmişlerdir ama sizden değildirler.
Sizlerin yanındadırlar ama sizlerin malı değildirler.
Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi asla.
Çünkü onların kendi düşünceleri vardır.
Onların vücutlarını çatabilirsiniz ama canlarını asla.
Çünkü onların canları geleceğin sarayında oturur
ve sizler düşlerinizde bile orayı ziyaret edemezsiniz.
Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz
ama onları kendinize benzetmeye kalkışmayın hiç.
Çünkü Hayat ne geriye gider ne de geçmişle ilgilenir.
Sizler, evlatların birer canlı ok gibi fırlatıldıkları yaylarsınız.
Yayı geren, sonsuza açılan yolda kendine hedef edinmiştir
ve oklarını en uzağa eriştirebilmek için Kendi gücüyle sizleri gerer.
Yayı gerenin elinde seve seve bükülün.
Çünkü Oku atan O güç,
uzaklaşan okları sevdiği kadar elindeki sağlam yayı da sever.