Sevgili Lev Nikolayeviç,
Umarım keyfin iyidir dostum. İnsan, hayatının belirli dönemlerinde ciddi geçişler yaşar, bilirsin. Edindiği tüm bilgileri, inandığı değerleri ve tecrübeleri yeni yapay bir milat baz alarak yeni bir güncellemeyle yaşamak ister. Bu isteğinin altında yatan neden genellikle kendini yetersiz hissetmesidir. Ancak buradaki yetersizlik eldeki var olanlar değil, sahip olduğu imkânları doğru bir zamanda ve düzlemde yaşayamamasıdır. Bu yeni yapay milat, kendisi için kendini gerçekleştirme ve kanıtlama güdüsüyle var olur. Kişi, flulaşan hayatını daha net bir hale, daha doğrusu daha iyi bir görüşlülüğe tabi etmek ister. Ara renkleri bilmek yetmez olmuştur hayatta. Tüm renklerin ebeveyni hükmündeki siyah ve beyazın üstündeki tozları silkelemek, onlara tekrar eski canlılığını kazandırmak ister.
Siyah ve beyaz bizi gerçekte çıkması zor bir çemberin içinde yaşatsa da yine de bir tür koruma işlevi görür. Bu koruma bize riski düşük ama tatsız bir yaşamda “Nasıl mutlu olurum?” sorusuna cevap aratır. Hâlbuki asıl mutluluk çemberin dışıdır. Fakat kişi doğduğu andan itibaren yakın çevresince o çembere alıştırılır. Bireyler zaman içinde bu çemberin içinde olduğunu fark eder ve sıkıntılar yaşamaya başlar. Çünkü her çember bir döngüdür. İnsan döngüler dünyasında zaman zaman bunalır ve çıkmak ister. Fakat bu istek arkasında sağlam bir kararlılık gerektirir. O kararlılığa sahip olmak için o çemberden dışarı çıkmış ve başarılı olmuş insanları arar. Fakat bunu başaran insan sayısı çok az olduğu için o kişilere ulaşması da oldukça zordur.
Fakat kişi, çemberden çıkmış ve başarılı olmuş o insanı bulursa cesaretlenir. Daha özgür ve özgün bir hayat için tüyolar alır. Çember dışındaki kişinin telkinleri çok değerlidir malûm. Onlarca başarı hikayesi anlatır kendisine dair. Geçtiği zorlukları, pes edecek haldeyken, çökecekken nasıl yeniden doğrulduğunu anlatır. Çember dar, çemberin dışıysa sınırsızdır. Sınırsız bir yaşamı yaşamak için tüm tabuları, etikleri ve normları esnetebilecek bir beyne sahip olması gerekecektir. O esnemeden doğan boşlukları neyle dolduracaktır peki? Ya da tam tersi, doldurmalı mıdır? Çemberin içinde kaldığı süre içinde her türlü bilgiyle dolmuş ve hareket kabiliyeti azalmış beyni, bu yeni sürece ne kadar sürede adapte olabilir?
Bu süreci yaşayıp başarılı olamama ve çembere geri dönme ihtimali de hiç azımsanmayacak ölçüde yüksekken, bireyin bu yola çıkma cesaretini kazanması da oldukça zordur.
Şimdi sen diyeceksin ki: “Bunları bana niye anlattın?” Haklısın, bunları sana anlatmamın bir nedeni var. Çünkü bugün, o çemberden çıkma arzumun gayet kabardığı ve çıkarsam istediğim o yapay milada ulaşabilme güdümün tavan yaptığı bir gün. Bugün o milada inanmış bir adam olarak yazdım tüm bu tespitlerimi. Evet… Bugün o yapay ya da sembolik miladın bir gün öncesinden seslendim sana. Umarım başarılı olurum. Sen de bana muvaffakiyetler dile, o yattığın huzurlu mekândan.
Nur içinde yat, sevgili Lev Nikolayeviç…

