Sevgili dostum Lev Nikolayeviç,
Merhaba.
Bugün, rutin bir pazar alışverişi sonrası, kulaklarımın neredeyse 30 senedir aşina olduğu fakat manasını ve derinliğini hiç irdelemediğim bir dua işittim. Aslında işittim denemez; çünkü bu duayı eden dilenci kadın, kelimeleri ağzında ticari bir slogan gibi geveleyerek söylüyordu gördüğü herkese. Dilenmek için açtığı sol eli ve “Allah ne muradınız varsa versin” ile “Allah razı olsun” duaları, bu meslek için gayet yeterli iki sermayeydi.
Dilencinin ağzına sakız olmuş ve değerini artık tamamen kaybetmiş olsa da bu cümleler bana derinden felsefe yaptırdı o an, dostum. Allah, insana her muradını verir miydi? Biraz düşününce, “Neden olmasın?” dedim. Fakat kulun her muradı (isteği, arzusu) hayır mıdır? sorusunu sorunca kendime, aldığım cevap da “Olamaz” şeklinde geldi.
İnsana kalsa, nefsinin elinde her şey bir murat görünümü kazanırdı. İnsanda bitmek tükenmek bilmez bir ihtiyaçlar listesi yok mudur? İnsan her şeyi sıkılmadan ve sınırsızca istemez mi?
O zaman netice itibarıyla bu dua, dilencinin ettiği bir hayır duası da olamazdı. Sonra aklıma şöyle bir şey geldi: Acaba dilencinin önünden geçen kaç insan, Allah’tan kendisi ve çevresi için gerçekten hayır getirecek ne isterdi? Yani dünya malı ve konforu dışında, hakikat adına ne talep ederdi?
Mesela şöyle dua eden kaç kişi olurdu:
“Allah’ım, sen beni ve ailemi kaza beladan koru.”
Ya da:
“Allah’ım, sen beni sana layık olan kullarından kıl.”
Veyahut şöyle bir dua:
“Allah’ım, sen tüm Müslümanları, özellikle de zulme uğramış kullarını koru, onlara sabırlar ihsan eyle ve yüzlerini güldür.”
Sanırım bu tip duaları eden kul sayısı bir ikiyi geçmezdi.
İnsan, çoğu şerri hayır diye sahiplenmeye bayılır. Açıkça felaketini getirecek arzu ve istekleri bir an düşünmeden Rabbinden isteyiverir. Zenginliği ve bu zenginliğin getireceği eşya ile keyfi, ahiretini yakma ihtimaline rağmen ister de ister…
Sevgili dostum, ben bir dilenci olsam (Allah kimseyi kendisinden başka kimseye muhtaç ettirmesin) bu duaya ufak güncellemeler atardım. Ezbere ve artık klişe olmuş kalıpları bırakır; daha farklı, insanların kulaklarının değil ruhlarının duyacağı dualar ederdim.
Şöyle derdim mesela:
“Allah size hayırlı olanı sevdirsin.”
Veya:
“Allah çoluk çocuğunuza iman versin.”
“Allah evinize haram lokma sokturmasın,” da olabilirdi 🙂
Ben yolda bir dilencinin bu tip dualar ettiğini duysam, sanırım daha samimi bulur ve belki o dilenciyi memnun edecek bir miktar meblağı da eline sayabilirim. Dualar mühimdir dostum, bilirsin; özellikle de başkası ya da başkalarının hayrı için edilen dualar.
Hazır duadan açılmışken, senin için de küçük bir dua edeceğim mektubumun sonunda, sevgili Lev Nikolayeviç.
Görüşmek üzere dostum, Allah’a emanetsin…

