Sevgili dostum Lev Nikolayeviç,
Son bir iki haftadır doğru ve yanlış dediğimiz iki zıt görünen kavramın, aslında birbirlerinin içine feci şekilde karışmış olması üzerine kafa patlatıyorum.
Doğrulaştırılmış yanlışların ve yanlışlaştırılan doğruların insanlardaki suretlerini gördükçe ürküyor, bu gidişata ayak uyduran milyonların içine düştüğü bunalımı gözlemledikçe de üzülüyorum. Fütursuzca, akıl süzgecinden geçirilmeden sahiplenilen kabul edişlerin; insanlığın giderek bencil, sığ ve sonuçlarını hiç düşünmediği bir basitsizlikle uluorta serilmesini şaşkınlıkla izliyorum. Gerçeğin dokunduğu kimselerin bu sonuçları reddedişlerini gördükçe, içimde büyüyen çaresizliği ve bir şey yapamamanın acısını yaşıyorum.
”Benim çıkarlarım tüm çıkarların üstündedir” mottosuyla herkesin sürekli bir savunma halinde bulunması, birilerinin her an başkalarının malına ve emeğine göz koyacağı paronoyasıyla takınılan o aptalca tetikte olma halini gördükçe; yaşanılan bu trajikomik sürecin bir yerlerine istemeden eklemlenmiş olmaktan nefret ediyorum.
İşte bu yüzden çok ciddi ve derinden gelen bir uzaklaşma hissiyle dolup taşıyorum. Fakat bu kaçış hissiyatımı doyurabileceğim ne bir mekan ne de ruhsal bir terapi alanı bulabiliyorum. Herkesin kendisi dışındaki herkesi ve hiçbir şeyi beğenmemesi, buna karşın kendine zerre kadar hata payı vermemesi gerçekten çok sinir bozucu. Hele ki ilerleyen yaşımın etkisiyle her olayda “büyük resmi” görüp başkalarına “Hey, bakın işte büyük resim bu!” dememe rağmen ciddiye alınmayışıma ciddi anlamda bozuluyorum. Yaşın ve tecrübenin ahlak ve etikle harmanlandığı bu dönemde, insanların aklına, fikrine ve şuuruna hiçbir etki edememenin çaresizliğini yaşıyorum.
Tam da bu yüzden alacağım her yeni yaş beni endişeye sürüklüyor. Çünkü toplumun sosyolojisini ve bireye sirayet edecek psikolojik travmaları, onlar daha yaşarken fark etmelerini sağlayamayacak olmaktan ve buna şahitlik etmekten hiç memnun olmayacağımı biliyorum. Menfi çıkarların, konfor beklentisinin, para ve sahip olma duygusunun zirveye çıkacağı zamanları gördükçe içine düşeceğim psikolojik girdaplara karşı bir direnç geliştirmem gerektiğine olan inancım sapasağlam duruyor; lakin yalnızca Rabbimden yardım diliyorum. Farkındalığımın farkında olma becerimin körelmesini talep ediyorum Yüce Allah’tan; yoksa ömrümün sonuna varana kadar akıl sağlığımı ayakta tutma şansım imkan dahilinde değil!
Dostum Lev Nikolayeviç, diyeceklerim bu kadardır. Huzurla dinlenesin yerinde…

