Sevgili dostum Lev Nikolayeviç,
Sana şuan bu mektubu derin bir üzüntü aldatılmış olmanın kızgınlığı ile yazıyorum ve çok acı bir dert yanıyorum. İnsan, tam da bu yüzden hayattayken kıymet bilmenin ne kadar kıymetli olduğunu geç anlıyor. Bizimkisi de biraz o hesap; etrafımızda kalabalıklar var sanıyoruz ama iş gerçekten var olmaya, ruhumuzu ortaya koymaya gelince ortalıkta yaprak kımıldamıyor.
Hatırlar mısın, yıllar önce Haluk Levent’le ilgili, o popüler olduğu zamanlar, bu Ahbap’ı ilk kurduğu zamanlarda, halkın müthiş ilgisiyle, güveniyle yükseldiği yıllarda ben de burada Kırk Evin Kedisi’nde onunla ilgili bir yazı yazmıştım. Ona o kadar yere göğe sığdıramıyorduk ki; abartıp Levent’in bu ülkeye cumhurbaşkanı olmasını bile isteyen insanlar çıkardık içimizden, ya da ne bileyim bakan…
İşin daha da ilginç ve acı tarafı, sosyal medyadaki ideolojik ve marjinal yapılar neredeyse devleti zayıf göstermek için bu adama güvenmemiz gerektiğini söyledi. Bize bu adamı ve kurduğu bir derneği devletin gücüyle kıyaslatmayı başardılar!
Yani insanları kullanması ne kadar acı bir şey ya! Yani kandırılmak, kim olursa olsun çok acı bir şey. Bakıyorsun, milyonlarca insanın duygusunu alıp bunu sırf keyfi, nefsi duyguları için harcamış bir adamdan bahsediyoruz. Tabii ben de pişman oluyorum geçmişte. Keşke bu kadar kimseye güvenmesek diyorum. Toplumca vicdani ve ahlaki her alanda gardımız düşğyor; yumuşacık olunca kalbimiz, sonsuz bir güven hissediyoruz karsımızdaki kim olursa olsun!
İnşallah hiçbir ünlüye, hiçbir işin ehli dediğimiz insana tam anlamıyla bu kadar güvenmeyiz herhalde bundan sonra.
Sevgili dostum, umarım öte âlemde huzurlusundur. Yattığın yer ferah olsun…
Tevfik Sadi



