Öte Dünyaya Pencere Açın: Kentsel Dönüşümde Yeni Ufuklar.

Yaşayanlara saygısı kalmayanın ölenlere saygı duymasını beklemek hayalden öteye geçmiyor sanırım. İstanbul Avcılar’da kentsel dönüşüm rüzgarları öylesine şiddetli esmiş ki, Ambarlı Mezarlığı ile sıfır mesafede yükselen yeni binalar herkes beni de hayrete düşürdü. Bir müteahhit mezar taşlarına birkaç adım mesafede nasıl apartman dikebilir, belediye bu imarı nasıl onaylar?  Orada dairelerden birinde oturuyorsunuz diyelim. Her pencereyi açtığınızda ya da balkona çıktığınızda gördüğünüz o manzara, belki de ölümü hissedin mesajını verecektir size 🙂 Ya haydi o bina bi 5-10 metre mesafede kalsa mezarlığa, belki bir nebze anlaşılabilir, ancak mezarlığın dibine kurulmuş bir yaşam alanı, ahir zamanın en enteresan gelişmelerinden biri olarak tarihe geçiyor. Peki mezarlığın sakinlerini ziyaret edenlerin yaşayacağı şoku düşünebiliyor musunuz? Tam dua ederken karşı camdan birinin don atlet,çayını yudumlayarak onları izlemesi, herhalde kara mizahın zirvesi olurdu. Mezarlık bakımını yapmak ya da belediyenin oraya ulaşıp günlük işleri yürütmesi nasıl bir lojistik absürtlüğe yol açacak, orası da ayrı bir merak konusu. Hele bir de bayram arefelerini düşünün. Herkes mezarlığa akın etmiş, dualar ediliyor, gözler yaşlı. Ama tam o sırada, balkondaki apartman sakini çayını ya da alkollü içeceğini yudumlayarak sizi izliyor. Mezar başında huşu içinde dururken, bir yabancıyla göz göze kalmanın verdiği o tarifi imkansız utançla ve dua karmaşasıyla baş başasınız artık. Ahir zamanın komedisi, işte tam da bu absürt buluşmada gizli.

Deprem korkumuz ve elimizden gelenler..

Deprem..

Milletimizin en çok kortuğu dogal afet. Bugünlerde yine sallanmaya başladık. 3.7 ile 5 arası ölçeklerse bizi korkutmaya yeten en ufak depremler. Evet bir deprem ülkesiyiz. Ve tarihte çok insanımızı kaybettiğimiz onlarca büyük depreminde şahidiyiz. Fakat buna rağmen bu gerçekle yüzleşmekten hep kaçtık ve kaçmaya devam ediyoruz. Peki bu korkumuzun sebebi ne? Bu soruya kısa yoldan ölüm demek en doğru cevap. Kişisel bazda bu böyle. Fakat ülke olarak baktığımızda çok ciddi bir kayıp sayısına ulaşma ihtimalimizin hissettirdiği korku daha yoğun.

En son yaşadığımız 17 Ağustos depreminden bu yana çok şükür büyük bir depremle karşılaşmadık. Allah da karşılaştırmasın zaten. Devletse bu konuda daha sıkıntılı. Çünkü yaşanacak büyük bir depremde verilecek can kayıpları ve maddi yara hepimizi derinden etkileyebilir. Bu konuda Rahmetli Ahmet Mete Işıkara şöyle derdi : “Depremden korkmayalım ve bununla yaşamayı öğrenelim. Deprem insanı öldürmez, tedbirsizlik öldürür”

Gerçektende öyle. Bu bu yıkıcı afetten korunmayı bilmek işin en önemli noktası. Geçmişte depreme karşı alınacak bireysel tedbirler yüzlerce kez anlatılmasına rağmen, bu konudaki bilgilerimiz  sürekli unutuluyor. O an yaşadığımız panik, bizi yanlış yöntemlere yönlendiriyor ne yazık ki..

Depremle ilgili Devletin attığı en büyük adım olan kentsel dönüşüm projesi ise bir çok ilde deprem tehlikesinden ziyade 10-15 yıllık binaların yıkılıp yerlerine lüks rezidans ve konutların yapılmasından ibaret..

Ve ne yazık ki bu gerçeğin toplumun %80 i tarafından biliniyor olmasına rağmen değişmiyor olması. Devletin attığı ve bence çok yüksek oranda başarılı olan tedbir, Deprem sonrası yapılaşmanın ciddi anlamda kontrol ediliyor olması. Sağlam bina yapma dsiplinimiz artık hemen hemen hatasız yürüyor gibi. Bunun dışında tedbir değil ama ama afet sonrasında yaşanacaklarla ilgili sıkıntıyı en aza indirgeme anlamında yapılmış en iyi uygulama, sürekli teyakkuzda olan Afad ve Kızılay kurumunun hazır eksiksiz, olarak müdahaleye hazır oluşu.

Gönül isterdi ki Depreme karşı alınacak tedbirler deprem sonrasındaki müdahalelerden daha fazla olsun. Ama şuan görünen tabloda bu kentsel dönüşüm tam anlamıyla doğru uygulana kadar Allah’a deprem olmasın diye dua etmekten başka bir şey yok elimizde.

Bu durumda iş yine yukarıda bahsettiğim gibi bireysel tedbirleri uygulayabilme becerimize kalıyor. Depremden korkmaya devam edelim. Çünkü bu korku bize tedbir aldırır. Fakat panik yapmamaya alışmak da hayatta kalma adına çok mühim.

Rabbim milletimizi bu büyük afete karşı korusun duası ile bitiriyorum yazımı..