
Rahmetli Alev Alatlı’nın 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmayı, ilim ve felsefeye meraklı kitleler mutlaka hatırlayacaktır. Günümüzde para hırsının, açgözlülüğün ve hırsızlığın normalleştiği; her gün bir kurumun, şirketin ya da ünlünün yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alındığı bir dönemde, rahmetli Alatlı’nın bu videosu sosyal medyada yoğun bir şekilde paylaşılıyor. Alatlı Hoca, ta o günlerden bugünkü tabloyu net bir biçimde görmüş ve hafızalara kazınan bu konuşmayı yapmıştı.
Hocanın konuşmasının tam metni şu şekildedir:
”Helalleşmek mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıdır. Çünkü her yasal hak helal değildir ve olamaz.
Aslolan hakkın helal edilmesi olmalıdır. Aslolan helalleşmek olmalıdır. Helalleşmek mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıdır. Çünkü her yasal hak helal değildir ve olamaz.
Suriçi ile Kobani’nin arasına çizgi çekmek 1. Dünya Savaşı galiplerinin yasal hakkıdır belki. Ama helal değildir.
Keza iflas eden kardeşinizin haraç meraç satışa çıkarılan evini satın almanız yasal hakkınız olabilir ama helal değildir.
İmar ruhsatı olan bir müteahhit şehrin ufkuna tecavüz ederken yasal olarak suçsuzdur ama yaptığı iş helal değildir.
Yeni ve çok daha ucuz bir enerji türünün pazara girmesini önlemek üzere üretim haklarını satın alan ve dümen altı eden bir petrol şirketi yasal olarak suçsuzdur. Ama yaptığı iş helal değildir.
Keza raf ömrünü uzatmak için ekmeğin içine kanserojen madde koyan fırıncı, yaptığı formülü ambalajın üzerine koyduğu için yasaldır; dolayısıyla suçsuzdur ama yaptığı iş helal değildir.
Ve son olarak bir kalem darbesiyle atar ergenleri, lümpen ergenleri sokağa döken yazar; alevler afakı sardığında suç mahallinde değilse, olayları evinden seyrettiğini ispat edebiliyorsa yasal olarak suçsuzdur. Ama helal değildir yaptığı.
Tazminat ödemeye mahkûm edilen fail, mağdurun yanına gidip helallik istemedikçe helalleşilmiş olunmaz.
Yasal hakkın helal edilmesini esas alan, yasaların tanıdığı haklardan insanlık veya Allah adına feragat etmenin garipsenmeyeceği yeni bir düzen, yeni bir dünya yaratmak zorundayız.
Bir düzen ki hoşgörüyü değil, bağışlamayı öncelesin. Haklı olsak da feragat edebileceğimizi öğretsin.
Bize yeni bir ‘Ahlak Yasası’ lazım. Önümüzdeki en büyük, en can alıcı ödev budur.”
İşte Hocanın bu konuşması, aradan geçen 12 yılda ödevimize hiç çalışmadığımızın açık bir göstergesidir. Artık onun işaret ettiği o Ahlak Yasası’nı yürürlüğe koyma zamanı gelmiştir. Bunu yapacak kurumların başında da devlet geliyor. Umarım en uygun neşterle bu hastalıklı yara ameliyat edilir.





