
Hayatın bir döneminde, sıradan bir insan kendisine biçilen o tanıdık hikayenin içinde sıkışıp kaldığını hissedebilir. Her şey o kadar monoton ve ezbere akıyordur ki, bir gün durup kendine sorar: Ben bu masalın neresindeyim?
O noktada, başkalarını mutlu etmek için kendini yıprattığını, hak ettiği değeri göremediğini fark eder. Artık yorulmuştur ve o hikayeden firar etmesi gerekir.
Kaçmak kolay değildir; alışkanlıkları kırmak, bilinmezliğe adım atmak cesaret ister. Ama kendi gerçeğini bulma arzusu ağır basar.
Firar sonrasında derin bir huzura ulaşır. Şimdi geriye dönüp baktığında, o zorlukların ona bundan sonra ne istediğini gösteren birer pusula olduğunu görür. Bu tecrübelerle donanmış olarak, kendi değerleriyle uyumlu seçimler yaparak çok daha mutlu olacağına inanır.
Üstelik, yeni başlayacağı hikayede kendine biçeceği rol de burada önemli. Eğer eski değersiz, silik olan rolünü yeni hikayede kesinlikle kabul etmezse neden mutlu olmasın?






