Londra’daki Hyde Park’ta iki Müslümanın ibadetine müdahale eden ve kendini kanun uygulayıcı bir kolluk kuvveti gibi gösteren provokatörün, “Ben islamofobiğim, ırkçı değilim” sözlerini sosyal medyada gördüğümde aklıma ilk gelen şey, bu müdahalenin haklı olup olmadığıydı. O kadının tavırlarına baktığınızda, sanki oranın ahlak bekçisiymiş gibi Müslümanların önüne dikilip, hiçbir yetkisi olmadığı halde kendini kanun uygulayıcı bir kolluk kuvveti gibi göstermesi, hadsiz, yakışıksız, kibirli, üstenci ve tam bir salakça hareket. Modern hukuk sistemlerinde din ve vicdan özgürlüğü temel bir hakken, kamusal bir alanda barışçıl bir şekilde ibadet eden kişilere engel olmanın ahlaki ve hukuki hiçbir dayanağı yoktur.

Bu tür olaylar Türkiye’de de zaman zaman farklı gerilimler şeklinde yaşanabiliyor. Ancak ben, Türkiye’nin daha kucaklayıcı ve birleştirici bir güce sahip olduğuna inanıyorum. Avrupa’nın İslam’a karşı yüzyıllardır süregelen bir önyargısı varken, bunu değiştirecek olanlar yine Müslümanların kendileridir. Spor, sanat ve müzik gibi alanlarda kapsayıcı ve başarılı çalışmalarla bu duvarları yıkabilir, İslamofobiyi bertaraf edilebilir ya da minimum düzeye çekilebilir.

​Tüm bu tartışmalar ve temennilerle birlikte, eğer o kadının amacı Türkiye’de aynı şekilde provokatörler çıkması ve kaos ortamının yaratılmasıysa, umarım hiçbir zaman emeline ulaşamaz böyle tipler.

Tavsiye Edilen Yazılar