Bebek maması çalan baba, hırsız mıdır da, ne demek?

0
241

Sapla samanın birbirine karışması gibi doğru ile yanlışın birbirine karıştığı absürd bir zamanda yaşıyoruz. Birileri bu kavramları, kendi çıkarlarına göre doğal ve yerleşik tanımlamalarını saptırıp evrimleştiriyor tabiri caizse..

Şimdi size sorsam, ve desem ki hırsızlık kötü bir şey midir?

Hepiniz doğrudan ve hiç düşünmeden “evet” dersiniz. Çünkü hırsızlığın bir emek gaspı olduğunu bilirsiniz. İnandığınız din de bunu destekler… “kul hakkına girmektir” der. “Kolay yoldan insan sömürmektir” der. Hırsızlık her şekilde hak olmayanı haketmeden ele geçirmektir.

Buraya kadar tamam, sorun yok. Peki şimdi yeni soru bir soru daha soruyorum: “Bebek maması çalan baba hırsız mıdır?” Nasıl soru ama? İş biraz değişti di mi kafanızda..

Bir baba var. Ve bu baba çocuğuna bebek maması çalıyor. Şimdi zaten cümle içinde ki  “çalan” kelimesi sorunun cevabını zaten gayet veriyorken bu soruyu niye sordum?

Anlatayım..

Bugün Gel konuşalım’ı izliyorum Tv8 de. Malum Hakan Ural’ı ve bakış açısını doğru bulduğum ve sohbetini sevdiğim için. Neyse.. işte programı izlerken Nur Tuğba günün anket sorusu olarak, size yukarıda sorduğum soruyu sordu anket sorusu mahiyetinde.

Anket başladı sonuclar gelmeye başladı. %81 hayır cevabı %19 evet cevabı geldi. Tabi bende şok.. Nasıl bu kadar duygusal olabiliyoruz diye düşündüm. Hem ahlaki hem hem de inanç ritüellerine göre her ne olursa olsun hırsızlık doğru bir şey değildir. Neyse anket ilerliyor ama sonuçlar değişmiyor. Yani bu sonuçlara göre işin içine duygusal bir takım yaklaşımlar girince bizler her halükakarda doğru bildiğimiz her etiğin ve erdemin peşini bırakmaya hazırız hale gelmişiz diye düşündüm.Tabi içiniz de bana gaddar diyenler de çıkacak şimdi. Ama emin olun ben de en az sizin kafar duygusalım fakat aramızda ki fark şu :ben olaya duygularımı %100 de katarak bakmıyorum. Bir de enterasandır. Tv 8 in bu programında ki ankette soru net ve yoruma açık değil.

O zaman anket sonucuna göre şöyle düşüneceğiz.. Geçinemeyen baba gidip istediği marketten istediği mamayı, istediği kadar çalabilecek! Bunu gören tüm dar gelirli babalar, anneler artık çocukları için elbise, diş fırçası, bebek bezi, et, süt, yumurta çalabilecek! Ticaret erbabı dükkan sahipleri de göz yumacak öyle mi!

Bu sonuçların gideceği yer, hiç iyi bir yer değil. Bir kere o çalınan gasp edilen mal o çocuğun boğazından nasıl geçirilicek ebebeyn tarafından?

Bugünün Türkiyesinde evet, geçim çok zor. Alım gücümüz çok düşük seviyelerde. Ülke bin bir badire atlatıyor içeride ve dışarıda ki ekonomik dalgalanmalardan. Fakat tüm bu ağır şartlar, hırsızlık yapmak için bir dayanak değildir. Onurlu, gururlu ve inançlı hiç bir insan böyle bir şeye kalkışmaz. Bir kere rısk’ı veren de vermeyen de Allah’tır. İnsanlar yalnızca birer vesiledir bu işte.

E napsın adam?. Çocuğunun ölmesine göz mü yumsun?”  gibi anlamsız sorular soran arkadaşlar da çıkar şimdi içinizden. Kusura bakmayın ama, gerçekten saçma bir soru bu.

Bugün devlet, geçmişte ki eksikliklerini ve yetersizliklerini, her anlam da telafi etme gayretinde. Bu gayreti aş evleriyle, huzur evlerinde ki yeni yapılanmalarla, kadın sığınma evleri ile, uyuşturucu ile mücadele klinikleriyle, engelli vatandaşlara ve onların bakımını sağlayan ailelerine bağladığı aylıkla, çocuk bakan anneanne ve babaannelere verdiği bakım desteğiyle, muhtarlıklar aracığıyla yoksul ailelerin tespiti doğrultusunda yapılan gıda yardımlarıyla , belediye ve valiliklerle oluşturulan yardım ekipleriyle gayet net ortaya koyuyor.

Bu arada siyasi reklam yapma derdinde olmadığımın altını da şimdiden çizeyim. Bu destekler, Sosyal devlet olmanın gerekliliğidir zaten. Hangi iktidar ve hangi parti olursa olsun bunları yapmak zorundadır.

Neyse,, sonra aklıma “neden böyle bir anket sorusu soruldu” diye bir düşünce takıldı. Google’a girdim ve ” bebek maması çalan baba” yazdım. Çıkan sonuçların en tepesinde, onedio adlı sitenin haberi çıktı. Meğer olay, Diyarbakır’da bir marketten mama çalan bir adam’dan ve kasada yakalanmasından ibaretmiş.. Tabi bu adli olay basın tarafından duyulunca, mevzu ülkenin haline, daha doğrusu sosyal medyada “açız” ve “geçinemiyoruz” provakasyonlarına dönüştürülmüş. Milletçe duygusal olmamızdan yararlanan kesimler, bu haberi siyasi bir tartışma zeminine taşımaya çalışmış. Bu ülke ve bu millet, bu zamandan çok daha ağır yokluklarla mücadele etti ve hiç bir zaman hırsızlığa kalkışmadı. 1945-50 arası ekonomik krizi, 1960 darbesi yılları, 1980 darbesi ve yokluklukları, 1995 ve 1999 krizlerinde bile böyle bir şeye kalkışmadı. Ne talan ne de hırsızlık, bizim milletimizin kolay kolay yelteneceği bir şey değildir çünkü..

Günümüze dönelim tekrar. Aklıma şey geldi bu sefer haberi okuyunca, “acaba Diyarbakır’da, gerek belediye gerekse sivil toplum dernekleri, yoksul vatandaşlara karşı görevlerini tam yapıyorlar mı yoksa yapmıyorlar mı? diye bir bakayım dedim Google’a.

Karşıma çıkan haberler tatmin ediciydi. İlk haber, bu yılın başında açılan ” dileğim yoksullara yardım derneği” oldu. Diyarbakır’ın sivil toplum ve belediye destekli bir derneti bu..

Bir diğeri de hayır sever bir vatandaşın 35 yıldır yoksullara ettiğini anlatan bir haberdi bu. Bölgede “Derman baba” lakabıyla anılan Yılmaz Acu adlı vatandaşın bunca yıldır, belediye ve valilik destekli yardımlar yapmaya çalışması konu edilmiş haberde..o haberin bir ekran görüntüsünü paylaşayım aşağıda..

 

Tabi bunlarla da sınırlı değil, yardım faaliyetleri.. Aşağıda Diyarbakır’da hizmet veren yardım kuruluşlarını bulmak da hiç zor değil. Yine Google’a girin Diyarbakır’da yardım kurumları yazın ve maps’te aratın. Karşınıza hemen geliyor o bölgede ki kuruluşların yerleri. Söz konusu mamayı marketten çalmaya yeltenen baba için ”bu kadar yardım derneğinden faydalanmayı gururuna yediremediği için bu suçu işlemiştir” falan da demeyin sakın. Komik olur çünkü..

Ben bu babayı ne zaman haklı bulurum biliyor musunuz? Devlet, sosyal devlet görevini yerine getiremiyorsa, hiç bir yardım derneği yoksa, vakıflar yoksa, gönüllü ve zengin hayırseverler artık bu yardımı kesmişse yoksullardan.. İşte o zaman makul bulurum. Fakat bu yokluklar bile hırsızlık yapmış olmasını meşru kılmaz. Ancak, “Allah’ın rahmetine sığınıp yapmış” derim. Tabi bu baba değil, kimin başına gelirse gelsin aynı şeyi derim. Kendi başıma gelse bile…( Allah kimseyi çaresiz ve dermansız bırakmasın. Kimsenin eline baktırmasın )

Bu yüzden duyduğumuz her habere ve hadiseye, birilerinin yönlendirmeleriyle değil, kendi mantığımızla ve objektif bir gözle bakmak şart!