Yalnızlığın dili nece?

Yalnızlığın çok samimi ve etkileyici bir sesi vardır. Ayrıca kullandığı dil, dünyadaki tüm dillerle iltisaklıdır. Bu dil, ancak kişinin kendi kendine konuşmaya başladığı dildir. Yalnızlık insana kendi kendine konuşmayı öğretir; kendi kendinize karşı en dürüst olduğunuz an ve dil budur.

​Ruhunuzun derinliklerindeki karakutunun kapağının aniden açılıp tüm kirli ve temiz çamaşırların “Biz buradayız!” dediği andır o.

​Kendi kendinizi kandırmaya çalışıp “kanıyor” numarasına yattığınız her olay ve memnuniyetsizlik gün gibi karşınızdadır. Endişenin ve türlü kurguların harmanlanarak karşınıza dikilen bu yalnızlığı sevmeniz hiç de kolay değildir. İçinizdeki yanardağ patlamalarıyla boğuşma zamanı gelmiştir. Hep bir şekilde kaçmayı başardığınız yalnızlık sizi bir an yakaladı mı, hem kendinizi kendinize şikâyet eder hem de zorluklarla başa çıkamadığınız yanınıza yardım elinizi uzatırsınız. Kendinizle kıyasıya bir karmaşa içinde yüzleşirsiniz; ne feci bir çalışmadır o an!

​Körelmiş, zayıflamış duygularınız ve vicdanınız, yalnızlığınızın dilinde size onca gücüyle saldırır; arkasına sığındığınız, başta gurur olmak üzere tüm kötü hasletlerinize haddini bildirir.

​İşte en doğru ve samimi uyanışınız bu anda doğar. Tüm gerçekleri, tüm objektifliği ile kabul eder; ruhunuzla tasdik edersiniz. Tabii hâl, yalnızlık sizden uzaklaştığı anda tekrar inkâra uğrar, binbir çeşit korkuyla. Bir sonraki yalnızlıkta, yalnızlık dilini kendi kendinizle konuşturana kadar… İdrak ve şuur tüm duyguları dinler fakat duyguya itaat etmekte zorlanır. Çünkü savunma mekanizması dediğimiz atak hâli, otorite olarak yalnızca mantığı görür. Mantıksa duygulara entegre edemez kendini; çünkü mantık yalnızca zarar görmeden sizi hayatta tutmaya çalışır, hata yaptığınızı bilse bile pişmanlık duymaz. Hâlbuki duygular, sizi insan kılmak için acı çekmeyi de öğretir size. Yalnızlığı taşeron olarak kullanır; onu hem avukat, hem sanık, hem de kalemi her an kırmaya hazır hâkim koltuğuna oturtur. Duygular kalbi yumuşatır fakat çözüm bulmak yerine sürekli bir kaos hâlinde kaçış planlar; sürekli bir suçlu bulmaya çalışır. Bu çoğunlukla başkalarıdır ama elinde yeterli delil yoksa doğrudan sizsinizdir. Duygularınızın diline bir düşmeye görün; yalnızlık artık etrafınızda onlarca kişi olsa bile kapınızın eşiğine uzanır. İşte bu duruma “kalabalıkta yalnızlığa müebbet” denir.

​Yalnızlık dili hiçbir kâğıda dökülemeyen, fakat her dilde sadece içinizde duyabildiğiniz bir konuşma dilidir. Kuş misali bir uçar, bir konar. Yalnızlığın dilinden gelin, korkmayın ve kaçmayın artık. Ona hakkını, onu iyi dinleyip anlayarak verin.