Huyum kurusun bu günü eleştirmeden duramıyorum!

Klasik huyumdur; Dünya Kadınlar Günü’nü iyi ya da kötü bir şekilde eleştiririm. Çünkü dünya devletlerinin geçmiş yüzyıllarda kadını ötekileştiren, ancak iyi yemek yapıp çok çocuk doğuran kadınları değerli bulan zihniyetin, artık utanıp bu günü ilan etmelerini; fakat ilan ettikleri bu gün dışında kadınlarına yeteri kadar değer vermeyişlerine 40 yıldır şahit olurum.

​Öyle ki Kadınlar Günü, Anneler Günü ve Sevgililer Günü dediğimiz özel günlerin, kapitalist tüketim anlayışının elinde birer oyuncak olduğunu bilmeyenimiz yoktur herhâlde.

​Geçmişte hemen her anlamda eşit bulunmayan dünya kadınlarını sözde böyle günlerle avutmaya çalışmak, şüphesiz çok keskin bir “erkek kafası” planı! 🙂

​Hatta 364 gün kadın hakları için mücadele ettiğini düşünen günümüz yapay feministleri bile bugünün romantizm dolu etkisiyle hiçbir etkinlik yapmazlar. Bilirler ki yapsalar da bunun kadınlar üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır. Oysa feminist derneklerin, böyle özel gün ilan edilmiş zamanlarda bile kadınların yılda sadece birkaç gün hediye almalarının ve güzel birkaç iltifat görmelerinin bir avuntudan başka hiçbir özelliği olmadığını anlatmaları lazım.

​Kadın, ancak kendi cinsine ait artıları doğru ve yerinde kullanırsa benim anlayışımda “kadın” sıfatını alır. Bu durum kendi cinsim için de geçerli tabii. Her kadın, cins olarak kadındır; fakat gerçek kadınlık, çevresince hak ettiği sevgi ve saygıyı görmesiyle kazanılır. Cinsi erkek olan her adama “adam” der miyiz, bir düşünün. Adam olmak için erkek olmak yeterli değildir; o kişinin adamlık vasıflarını da kazanmış olması gerekir. “Adam” başka, “herif” başka şeylerdir mesela. Cümle içinde “herifin teki” ifadesini illa bir kere kullanmışsınızdır bir yerlerde. Neden “adam” yerine “herif” dediğinizi biraz düşündüğünüzde, herif kelimesinin anlamının “adam olamamış ve yetersiz erkek cinsi” demek olduğunu idrak edersiniz.

​Bu yetersizlik ifadesinin bir başka biçimi kadınlar için de kullanılır meselâ. “Karının teki” cümlesi de “kadın” payesini taşımakta zorlanan dişiliği temsil eder. “Kocakarı” sıfatı da genelde yaşının getirdiği olgunluğu sergileyemeyen teyzeler için kullanılır. İlk başta yaş nedeniyle böyle deniliyor diye düşünenler, dikkat ederlerse her yaşlı kadına “kocakarı” denmediğini anlayacaklardır.

​Gelelim 2021’in Kadınlar Günü’ne. Yarın tüm dünyada hediyelik eşya üretimi yapan her esnafın yüzü elbet gülecek, malûm. Karısı için mühim olan bu günü unutup atlama durumuna girecek her erkek, başına gelecekleri bildiği için mutlaka gücü nispetinde bir hediye alması gerektiğini bilir. Zaten kapitalist sistemin reklam dayatmaları, hiçbir erkeğe unutmaya imkân vermez. Kanalların reklam kuşakları türlü kampanya ve taksit kolaylıkları ile adama yüklendikçe yüklenir ve bu baskı 1 Mart itibarıyla tüm kanallardan start alır. Her sene farklı bir hediye bulmak için ciddi bir arayışa girer erkekler eşleri için. Hem bütçeyi rahatsız etmeyecek, hem bir önceki seneden farklı olacak, hem de karısının hoşuna gidecek o şey ne olabilir?

​Bu nasıl bir kaostur Allah’ım! Adam bu sebeple piyasayı ve çevresinin tercihlerini gizliden araştırmaya başlar. Reklamlar aslında bu işin en kestirme yoludur çünkü o kampanyaları karısı da izlemektedir. Hâl böyle olunca ilk tercih mücevherat ürünleridir: Pırlanta yüzük, küpe ya da şık bir bileklik… Hem de bol taksit imkânıyla! 🙂

​Neyse ki kadınların böyle dertleri yoktur çünkü “Dünya Adamlar Günü” diye bir gün yoktur! 🙂 Sadece Babalar Günü için evlatlarla hızlı bir hediye seçimi yapılır ve mevzu kapatılır.

​Peki, şimdi düşündüm de; niye Dünya Adamlar Günü yok? Toplumların %90’ının bir şekilde ataerkil anlayışla yönetildiği dünyada, erkeğin karısı tarafından onore edilmesi çok mu görülür? Kadınlar Günü, Sevgililer Günü, Anneler Günü, doğum günleri, evlilik yıl dönümleri, tanışma yıl dönümleri… Kadınlar için avuçlarını sıvazlayıp gözlerinin içi gülen esnafın, bir de ilan edilecek bir Dünya Erkekler Günü’ne kadar sevineceğini bir düşünün! 🙂 Haksız mıyım?

​Gerçi aslında bugünün adı “Dünya Erkekler Günü” yerine “Dünya Adamlık Günü” olmalı. Çünkü her erkek adam olamaz, malumunuz… Hem bakarsınız böyle bir gün ilan edersek milyarlarca insan (en başta kendi cinsim) adamlık kavramının ne kadar mühim bir erdem olduğunu hatırlar. Adam olma becerisine kavuşan bir erkeğin kadınına şiddet uygulayabileceğini kim öngörebilir? Tabii kadın da “kadın” sıfatının hakkını verebiliyorsa…

​Evet efendim… Yine geleneksel hâle getirdiğim Dünya Kadınlar Günü eleştirilerimin 3. yılında kafamdakileri sizlerle buluşturdum. :p

​Umarım kadının ve adamın bu sıfatları daha çok hak ettiği zamanları yakın zamanda hep birlikte görürüz. İster adam olun ister kadın; iyi adamlar ve iyi kadınların birbirini bulması dileklerimle…